Asya’nın Enerji Kaynakları Asya’ya Kalsın
K
abul edelim ki Rusya, şu anda dünyanın iki büyük nükleer gücünden birisidir. Ukrayna ve Kırım krizinden sonra imaj tazelemeyi, uluslararası küresel güçlere ve Ortadoğu’da Esad sonrası Suriye pastasından pay almaya yeltenenlere, “Hey ben de varım, onun için Suriye iç savaşına siyasi çözüm aramak adına, bakın teröristlerden ziyade Türkmenleri ve Türkmen Dağı’nı bombalıyorum” diyerek, bir kez daha Çarlığa soyunmuştur.
Bir savaşta ekonomik yaptırım, savaşın en etkin silahıdır. Yaptırım gücünü elinde tutan devlet, mücadeleye bir sıfır galip başlar. Ukrayna krizinin sürdüğünü iddia eden ABD, Rusya’ya yaptırım uygulamaktadır. Bu durumda Rusya gayet haklı olarak, eğer ABD yaptırım politikasında ısrarcı olur ve bu tutumunu devam ettirirse, Asya’da uluslararası oluşumlarla işbirliğine gideceğini söylüyor.
Asya dendiğinde hangi bölgeyi anlamalıyız? Son günlerde sıkça dillendirilen; Asya’nın enerji kaynakları, Asya’nın hizmetine!” denilirken asıl ne kastedilmektedir?
Asya, doğal kaynaklar açısından zenginliği, balıkçılık ve dünya ihtiyacının yüzde 90’ını karşılayan önemli gelir kaynağı havyarının yanı sıra dünya petrol rezervinin yüzde 16’sı, doğalgaz rezervinin yüzde 12’sine denk gelen 163 milyar varil petrol ve 17.6 milyar metreküp doğalgaz rezervi ile Hazar Havzası’nı oluşturmaktadır.
Bakınız Rusya’nın enerji kaynağına rağmen “Dışişleri Bakanı J.Kerry’nin, “Biz eğer Avrupa pazarlarına ulaşım için enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yardımcı olursak büyük enerji güvenliğini temin edebiliriz. Avrupa ülkelerinin enerji alımının büyük bir kısmında Rusya’ya bağlı olmamasını sağlamak için beraber daha fazla şeyler yapmamız gerekir” ifadesinde beliren ABD’nin gelecek stratejisini deklare etmektedir.
Asya’da barış, istikrar ve güvenlik ihtiyaçlarının sağlanmasına ilişkin önemli adımlar atılıyor. Hazar’ı kuşatan ülkelerin etkinliğine şahid olacağız. Çin’i izlemede fayda var. Küresel ekonominin neredeyse lokomotifi diyebileceğimiz bu ülke, gelişmekte olan ülkelerle yatay rekabet içerisindedir. Bu anlamda Çin’i küresel ekonominin dengeleyicisi olarak da görebiliriz.
Kazakistan, Türkmenistan ve İran arasında önemli ekonomik, siyasi işbirlikleri geliştiriliyor. Azerbaycan Hazar’dan gemiler vasıtasıyla Rusya’ya, Kazakistan, Türkmenistan üzerinden Orta Asya’ya, Mançurya ve Çin’e ulaşmaya katkı veriyor.
Tabi bu bölgede aktif olan yine ABD. Rusya’ya yaptırım uygularken Çin’i de frenlemek istemektedir. ABD ve müttefiklerinin karşısında yer alan blok Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgeden ve Orta Doğu’dan gelişerek giderek Asya ve Asya-Pasifik’e genişliyor. Asya cephesinin genişlemesi ve güç bulması karşısında Avrupa Birliği zarar görür mü? Suriye ve Ortadoğu politikasında ABD’nin yanında gözüküyor gibi dursa da daha çok Avrupa Birliği’ne yakın duran Türkiye’nin, göç dalgası ve mülteciler konusunda hassas davranması gerekmektedir.
İçerde paralel çeteyi çökerten AK Parti iktidarı; Suriye, Irak özeli ve Ortadoğu genelinde büyük bir sınavın eşiğindedir. Rabbim utandırmasın, yüzümüzü ak eylesin. Türkiye, şu anda devam etmekte olan üçüncü dünya savaşından İran’la kapışmadan, Suriye uluslararası savaşının içine çekilmeden kurtulabilirse, fazla bir kaybı olmaz. Suriye, uzun vadede birilerinin mezarı olacaktır. Emperyalist emel taşıyanların Suriye’de kaybetmesi muhakkaktır. Bunun adının ABD, Rusya, Çin, İran olması bir şey değiştirmez.







