Amerika Başkanını seçiyor
ABD’deki Başkanlık seçimini İsrail’den bağımsız düşünmek mümkün değildir. Obama yönetimi İsrail’in güvenliği ve uluslararası arenada tanınması için elinden geleni yaptı.
İsrail, Rusya ile bir sıkıntı yaşamadan Suriye topraklarında hava operasyonları yapmanın,
Hizbullah’ın kendi aleyhinde tutumunu sınırlandırmanın, Golan tepelerinin Suriye ile İsrail arasında sorun olma niteliğinden çıkmasının fırsatını yakalamıştır. Gayri kim tutar Siyonist İsrail’i
İsrail aynı zamanda Akdeniz’de İsrail deniz sahasından çıkaracağı gazla da enerji piyasasındaki yerini garantiledi. NATO üyesi olmasa da Büyük Stratejik Ortak olma yolunda hızla ilerliyor. Ona bu forsu sağlayan da ABD’dir. Çok güçlü lobi sistemiyle çalışan bu şeytani şebeke Arap dünyasına yaklaşarak da Hamas ve İran’la olası bir savaşta kendisine destek sağlamaya çalışıyor.
Evet ABD’de yapılan Temsilciler Meclisi ve Senato seçimlerini Cumhuriyetçi Parti kazandı. Bazı konularda Obama’ya destek sağlasa da sert politikalar izleyen CP, uluslararası konularda sesini duyurmayı başardı.
8 Kasım 2016’da yapılacak başkanlık seçiminde Obama aday değil. Seçimler Demokratik Parti’nin adayı Hillary Clinton ve Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump arasında geçeceğe benziyor. 15 yıldır kesintisiz savaşların içerisinde olan Amerika; Afganistan’dan Irak’a, Irak’tan Afrika’ya, Pakistan ve Filipinlere ardından Libya ve Suriye’ye devam eden savaşları kazandırdı. Terör örgütlerini Türkiye’nin üzerine salması da cabası.. Ortadoğu’yu ve Türkiye’yi yağmalamayı hedefleyen Amerika’nın bundan sonraki süreçte işi zor. Savaşlarda 2 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. ABD’nin dünya liderliği sorgulanır hale gelmiştir. Statüko yanlısı devletlerin cesareti artıyor. Süper güç karizmasını kaybedeceğe benziyor.
Görünen o ki Trump’ın başkan seçilmesi halinde ABD’nin son 70 yıldır egemen olan dış politika teorisinde ciddi manada sapmalar yaşanacak. Avrupa’ya karşı hayli sert ve pragmatik tutumun şekillenebileceği, Rusya’ya karşı tarafsız bir tutum oluşacağı, Ortadoğu’ya daha duyarsız, iç işlerine karışmama ilkesi temelinde yaklaşılacağı, Ama Çin’e yaklaşımın daha düşmanca olacağı öngörülüyor. Amerika halkı Trump’ı tercih ettiği takdirde “Önce Amerikalılar” milliyetçiliği
yükselecek. Nitekim Trump “Bizim kesin askeri üstünlüğümüzün amacı Amerika’yı yeniden büyük yapmaktır” dedi.
Eli kanlı olan H. Clinton’ın ise bize göre o kadar şansı yok. Eşinin yönetiminde Irak’a karşı yarım milyon çocuğun ölümünden sorumlu olan korkunç yaptırımları ve Yugoslavya’nın bombalanmasını,
Sonra New York senatörü olarak Irak’ın canice istilasını desteklemiş olmasını Amerika halkı unutmayacaktır. İsrail Filistin barışına da mesafeli duran Clinton, Amerika’daki İsrail lobilerinden de beklediği desteği alamayacaktır.
Trump mı, Clinton mı? İkisinin de canı cehenneme. Uluslararası düzende Çin emin adımlarla ilerken, geleceğin alternatifi Türkiye olamaz mı? Neden olmasın. İçerde ve dışarıda terör belasını çözer ve Ortadoğu sorununa köklü çözüm getirebilirse, 2023 sonrası dünyanın her alanda büyüyen devi Türkiye olabilir. Hayal değil, Allah’ın izniyle gerçek olacaktır.
.............
FETÖ SORUŞTURMALARI
15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ’cülere karşı tüm Türkiye’de temizlik operasyonu devam ediyor. Bu operasyonlar devam ederken, devletin hakimini, savcısını, emniyet güçlerini etkilemeye, işi sulandırmaya çalışan çevrelerin olduğu gözlemleniyor. “Suçsuzlar işten atılıyor…”
“Masumlar hapse atılıyor… Kurunun yanında yaş da yanıyor” sesleri yükselmeye başladı. Yangında elbet kurunun yanında yaş da yanar. Fakat yangın söndürüldüğünde yaşlar geri görevine döner, dönmelidir. Adalet elden bırakılmamalı, FETÖ’cülere karşı merhamet etmemelidir. Biz onları bitirmez isek onların bizleri bitireceği asla hatırdan çıkartılmamalıdır. Bu şeytani FETÖ cemaatinin kökü dışarıda, dalları buradadır. Dolayısıyla darbeci FETÖ’yü değil, yapılan operasyonların yanlışlığı konuşulur, tartışılır hale gelirse, hiç kusura bakılmasın ama kendi elimizle
bir dezenformasyon gerçekleştirmiş oluruz.







