--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aleviler şamar oğlanı değildir

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
6

Bir nevi ‘günah keçisi’ anlamına da gelen şamar oğlanı deyimini özellikle seçtim. Çünkü Aleviler bu ülkede herkesin azarladığı ve hıncını aldığı, sürekli suçlu bulunan ve tüm bunlar karşısında ‘gıkının çıkmadığı kesim’ olmuşlardır. Ne yazık ki CHP’nin oy deposu ve dolgu maddesi olarak kullandığı Aleviler, siyasi oyunların da parçası olmuştur. Ezilen, horlanan Alevilerin sesi olduklarını iddia eden dernekler de onların haklarını savunmak yerine, onlar üzerinden rant sağlamayı tercih etmişlerdir.

İzmir’in Gaziemir ilçesinde Alevi vatandaşlara ait bazı evlere “Defol Alevi yazıp, kırmızı boya ile ‘X’ işareti yapılarak, ayrılıkçı, ötekileştirici yazı yazılması, bana Kahramanmaraş ve Çorum olaylarını hatırlattı. Maraş ve Çorum olaylarının arka planını, olayın bir sağ-sol çatışması olmadığını anlatacağım. Ancak ondan önce İzmir Valisinin, olayın mezhepsel bir durum olmadığını, asayiş nedeniyle kavga olayına dayandığını söylemesi, eğer doğruysa, üzücüdür. Bu meselenin ‘birkaç çocuk yapmıştır’ denilerek geçiştirilmesi ve arkasındaki güçlerin araştırılmaması doğru olmaz. Devletin bu konuda duyarsız kalacağını zannetmiyorum. Nitekim Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Güzel İzmir’imizde huzuru bozacak hiçbir şeye müsaade edilmesi mümkün değildir. Güzel İzmir kardeşliğin ve hoşgörünün mayasına sahiptir. Emniyet birimlerimiz bu kardeşliği ve huzuru bozmaya kalkanları her zaman engelleyecektir. Herhangi bir vatandaşımızın etnik, mezhebi, sosyal ya da siyasal kimliğine yapılan saldırıyı hepimize yapılmış sayarız. Birliğimizi ve dirliğimizi koruyacak toplumsal tecrübeye sahibiz.”

ÇORUM VE MARAŞ OLAYLARI

Kahramanmaraş ve Çorum’da gerçekleşen olaylar, sağ-sol çatışmasının çok ötesinde bir şey. O tarihte de Kahramanmaraş’ta yaşayan Alevi vatandaşların evleri işaretlenmiş, terör örgütü mensubu gibi değerlendirilmişlerdi. Günler öncesinden işaretlenen Alevi evleri; öldürülen kadınlar, çocuklar, yaşlılar, Aleviler, sağ-sol tartışmalarının dışında, kentte yaşamını sürdüren geleneksel Alevilerdi. Bundan tam 40 yıl önce Kahramanmaraş’ta Alevilerin evleri derin güçler tarafından işaretlendi. 19 Aralık 1978’de başlayan olaylarda Alevilerin sadece evleri işaretlenmedi, işyerleri yağmalandı. Bir hafta süren olaylarda resmi verilere göre 120, resmi olmayan kaynaklara göre ise 500’den fazla insan öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Kimse ne olup bittiğini anlamadan Sünnileri Alevilere, Alevileri de Sünnilere düşman gösterdiler. Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan bu acı ve elem verici olay Maraşlıların değil, Maraş’ı ve Çorum’u karıştırmak isteyen derin güçlerin ayıbıdır. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta Çiçek Sinemasında Cüneyt Arkın’ın “Güneş Ne Zaman Doğacak” isimli filminin gösterimi esnasında sinemaya atılan ses bombasıyla başlayan olaylar, bir sonraki gün Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Yörükselim Mahallesi’nde bir kıraathanenin bombalanması ve bir sonraki gün iki sol görüşlü Alevi öğretmenin silahlı saldırıya uğramasıyla zirveye tırmanmıştı. Sonrasında Alevi vatandaşların evleri ve iş yerleri yağmalandı, 100’ün üzerinde Alevi öldü. Peki, bu derin yapının ve provokasyonun arkasında kimler vardı? Ne garip ki, provokasyonu yapan ve halkı galeyana getiren kişiler, kente dışarıdan gelmiş ve kimlikleri halen tespit edilememiş olan bir grup insandı. Aynı şey, Suriyeli mülteciler için Sivricehüyük mahallesine inşa edilen konteyner kentte de yaşandı. Dışarıdan kente gelen kimliği belirsiz kişiler, Alevi vatandaşları kullanarak konteynerin inşasına engel olmak isteyerek devletin asker ve polisini taşladılar. O gün Maraş’ı karıştırmak isteyenler ‘derin devlet’ veya ‘kontrgerillanın bir tezgâhıydı. Yedi gün süren katliamda devletin kolluk güçleri aciz kalmıştı. 

12 EYLÜL DARBESİNE GİDEN YOL 

MARAŞ’TAN GEÇTİ

Maraş olaylarından hemen sonra bazı illerde sıkıyönetim ilan edilmiş, böylece 12 Eylül Darbesi’ne giden süreç başlamıştı. Maraş katliamının akabinde Çorum, Sivas gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde de tatsızlıklar baş gösterdi. O günün istihbaratının kime çalıştığını bilemeyiz, bildiğim o ki Sünnilerle Alevileri, istihbarat kullandı. Olayla hiç alakası olmayan binlerce insan hapse atıldı. Ali’siz Alevilik projesine hizmet edenler o gün de bugün de iş başındalar. Sünni kesimin de Alevi vatandaşlarımıza yönelik o tarihlerde ve bugün bile devam eden bazı refleksleri var. Bu reflekslerin gelişmesinde istihbarat örgütlerinin ve provokasyonun payı büyüktür. Kitle psikolojisi, ateşle baruta benzer. “Din elden gidiyor, toplanın Müslümanlar!” diyerek kitleleri ayaklandıran güçler, bu ülkenin asıl düşmanlarıdır. Mezhepsel savaşı tetikleyen de onlardır. Bu ülkede eğer bir kardeşlik ve toplumsal barış tesis edilmek isteniyorsa, toplumu geren, mezhepler üzerinden savaş açan örgütlerin nefes borusu kesilmelidir. Maraş olaylarında olduğu gibi; sıradan bir insanı komşusunun hamile gelinini, çocuğunu katletmeye ikna eden bu toplumsal-mezhepsel, dini-kültürel kodlar tespit edilmeli ve bunların tamamının kökü kazınmalıdır. Altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum, Maraş olayları, o dönemin sağ-sol çatışması içinde anlaşılması gereken bir mesele değildir. Politik iklimi sağ-sol çatışmasının aktörleri teslim almış olabilir. Fakat olay, sağ-sol çatışmasının ötesinde, kendi devletine hizmet etmeyen istihbaratın eseridir. Devlet içinde birtakım güç odaklarının siyasi emellerine ulaşmak için masum insanları kurban etmesi vahimdir. 12 Eylül darbesi ve FETÖ ayaklanmasında da bunu gördük. FETÖ darbesinde nasıl ki bu milletin verdiği maaşla beslenen asker üniformalı teröristler millete silah doğrulttuysa Maraş olaylarında da aynı şehirde, aynı mahallede beraber yaşadığı hatta komşuluk yaptığı insanları kadın, çocuk demeden katlettiler. Maraş olaylarını din ile de bağdaştıramayız. Kur’an-ı Kerim ‘Her kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur; kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur’ demektedir (Mâ’ide: 32). Alevilere bakış açısının ve olumsuz refleksin arkasında tarihsel bir miras yatıyor. Köşemizin hacmi doldu. Nasip olursa onu da başka bir yazımızda ele alırız.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle