--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ak Saray Reisi Cibuti Sarayında

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî bir ziyaret için bulunduğu Cibuti’de, Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh tarafından törenle karşılanadursun, buradan çıkarmamız gereken derslerin neler olabileceğine bir bakalım.

Yemen ne haldedir, ne yapar? Burası Yemen’dir, giden gelmiyor” denilerek adına türküler yakılan bu yanık ülke, Veysel Karani’nin beldesidir. Şimdilerde zayıf bir hükümet ve bölünmüş bir ordu ile son yıllardaki en büyük krizlerinden birini yaşıyor.

Emperyalizmin pençesinde kıvranan Afrika daima sefalet, açlık, kuraklık, salgın hastalıklar, savaşlar ve katliamlar yaşıyor, ekonomik ve sosyal durumu ise içler acısıdır. Allah kendilerinden razı olsun; İHH ekipleri bu bölgede de çalışmalarını sürdürmekte ve bir nebze de olsa yaraları sarmaktadır. Yeterli mi? Değil elbet ama elden daha fazlası gelmiyor. Müslümanların dağınıklığı, güçlü bir İslam paktının olmaması, Ortadoğu’da ve Afrika ülkelerinde yenilgimizi beraberinde getiriyor.

Perişan ülkelerden birisi konumunda olan Somali, Afrika Burnu ya da Afrika Boynuzu denilen stratejik bölgededir, batısında Etiyopya ve kuzeybatısında Cibuti ile aynı bölgede yer almaktadır. Yemen ise Afrika Burnu’nun ve Cibuti’nin karşı yakasında Arap yarımadasının batı ucundadır ve Somali ile birlikte aynı deniz yolu güzergahlarını kontrol etmektedir. Bu bölgelerde ABD’nin bir hesabının olmadığını söylemek saflık olur. İstikrar adına bu ülkeleri sömüren şeytanizmin baş kalesi Amerika’dır.

Şimdi topraklarını emperyalizme kaptırmak istemeyen ve ülkenin yüzde 85’ini kontrol eden İslami Eş-Şebab (Gençlik) ve Hizb-ül İslam (İslam’ın Partisi) grupları, Somali’nin BM destekli hükümetine karşı amansız mücadele veriyor. Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu demde bu bölgeyi ziyaret eden Cumhurbaşkanının ziyaretini önemsiyorum.

Türkiye, Afrika açılım politikasını 2002’de başlatmış, 2008’de I. Türkiye-Afrika Zirvesi’ne kadar süren dönemde ekonomiden siyasete birçok alanda ilişkiler geliştirmiştir. Bunu alkışlıyorum. Afrika’da birçok ülkede büyükelçilikler açılmış ve ticaret hacmi 4 milyar dolardan 18 milyar dolar seviyelerine çıkmıştır, şimdi 2015’de Afrika’dan 50 milyar dolar hedefleniyor. 2011’de Somali açılımıyla beraber Türkiye kıtada sadece ekonomik ilişkiler ve insani-kalkınma yardımını öne çıkaran bir politika değil aynı zamanda siyasal ve güvenlik konularında da politikalar üretiyor. Bölgenin hamisi olmaması için hiçbir sebep yok. Koca reisin bu bölgeyi ziyareti bu açıdan son derece önem arz etmektedir.

AK Parti iktidarı bu bölgede bir dönüşüm yapmayı hedefliyor. Umarım bu dönüşüm; Mısır ve Suriye’de olduğu gibi hezimetle neticelenmez. Bunu derken iktidarı suçlamıyorum. Ben hâlâ Türkiye’nin Ortadoğu politikasını doğru buluyor ve son derece önemsiyorum. İslami dönüşümün katmanları uzun soluk ister. Bu arkadaşlarımız toprağa tohum ekiyor, gelecek kuşaklar bunu ilerde anlayacaklar. 40 İslam ülkesinin sivil toplum kuruluşu, AK Parti’nin geliştirdiği İslamcı politikasına Arap İslam coğrafyasının topyekun siyasetini, ekonomisini ve sosyo-kültürel yapısını dönüştürmeye çalışıyor. Geleceğe damgasını vuracak tek sistem, eskimeyen, pörsümeyen İslam dini olacaktır.

Somali’de, Etiyopya ve Cibuti’de İslâmcı aktivistler, toplumu siyasal İslam merkezinde dönüştürecek çalışmalara hız vermeliler. Her türlü şiddet politikasından uzak durarak, insanlığa huzur verecek, barışa çağıracak söylem geliştirmelidir. Bir diğer önemli husus da Fethullah Gülen cemaatinin bölgede hakim olduğunu unutmamak gerekiyor. Kıtadaki negatif algı oluşturma çabalarına karşı hem dengeleyici hem de ilişkileri derinleştirecek bir misyonla bölgede çalışmaların yapılması elzemdir.

Türkiye’nin Etiyopya, Cibuti ve Somali gibi aynı deniz yolu güzergahlarını kontrol eden Yemen ile ilişkileri de son derece önemlidir. Bölgede Gülen cemaati kadar bir tehlikeli yapı da İran faktörüdür. Yemen’in kuzey ve kuzeydoğusunda İran’dan ciddi ekonomik ve askeri destek alan Şii Zeydiler ve Husiler, Aden ve çevresinde Güney Yemen adı altında bağımsız bir devleti yeniden kurmayı amaçlayan Sünni aşiretler hükümetin otoritesine sekte vuruyor. Bölgedeki Sünnilerin El Kaide örgütüne destek vermeleri engellenmelidir. Tabi bölgedeki İran ile Suudi Arabistan arasında süren vekalet savaşını da unutmamak gerekiyor. Suud hükümeti, Yemen’in Sünniler elinde kalmasını istiyor. Bu yüzden, Şii saldırısına karşı Sünni hükümete destek veriyor. Türkiye’nin de Sünnilere lojistik destek vermesi çok güzel ve yerindedir.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle