AK Parti, İslamcılık ve Ortadoğu
7 Haziran seçimlerinin ardından tek başına iktidar olabilme gücünü kaybeden AK Parti, Türk siyasetinin en belirgin taşıyıcısı ve Ortadoğu için de kritik bir aktördür. Beslendiği damar, yükseldiği havza İslami değerlere yaslandığı için, AK Parti kendisini her ne kadar İslamcı bir parti olarak tanımlamasa da bu böyledir. Filistin için AK Parti ne anlam ifade ediyorsa Suriye için de aynı anlamı ifade ediyor. Partinin iddiası, özgüveni ve kimliği son derece önemlidir.
Bize göre AK Parti, 2000’li yıllarda iktidara gelirken gömlek değiştirdiğini ifade etmiş, Milli Görüş çizgisinden ayrıldığını beyan ederek elit gruplardan (liberal, solcu, Kürt ve Türk milliyetçileri) destek görmüştü. Önce liberaller desteğini çekti. Sonrasında cemaatle partinin, daha doğrusu cemaatin yolsuzluk üzerinden giderek iktidarı hançerlemesinin ardından saflar netleşti ve Gülen hareketi de desteğini çekti. Son 7 Haziran seçimlerinde ise Kürt milliyetçileri katarlarını HDP’den yana çevirdiler. Böylece AK Parti stratejik elit grupların desteğinden yoksun bir şekilde yürüttüğü seçim maratonunu yine de birincilikle tamamladı.
Şimdi bilinçli olarak AK Parti’yi Arap Baharından sonra uluslararası düzlemde İslamcı ve Sünni (özellikle Irak ve Suriye politikasından dolayı)gündeme sahip olmak ve Stratejik Derinlik’te arz edilen değerleri bu bölgede hakim kılmaya çalışmakla nitelendirenler hepten haksız değil. AK Parti’nin bölgede söz sahibi olarak Misak-ı Milli sınırlarını genişletmek, Mısır’da kesintiye uğrayan Arap Baharı, Irak’ta ve Suriye’de ise hala direnen şiddet ve terör yapılarını kırarak, Anadolu İslam’ını yeniden bu bölgede canlandırmak gibi bir hülyası olamaz mıydı?
Cemaatin tavrını samimi bulmuyorum. Yalancının doğrularının da sorgulanacağını unutmamak gerekir. Dün Oslo görüşmelerini bahane ederek Hakan Fidan’ı ve akabinde dönemin Başbakanını mahkum etmeye çalışanların bugün kimlerle dirsek teması içerisinde olduklarını görüyoruz. Oslo ve yaslandığı bütün değerler kirliyse (ki bize göre kirlidir, dönemin şartları gereği görüşmede sakınca yoktu, gerekirse bugün de görüşme yapılabilir.) Şimdi bu cemaatin en azından kendi içerisinde tutarlı kalarak bunlarla birlikte olup iktidara bel altından vurmaması gerekir. Burada da varılmak istenen, cemaatin ve PKK-HDP çizgisinin yürüttüğü müttefik kampanya ile AK Parti’ye karşı yürütülen İslamcılık etiketlemesinin arkasında yatan ana saik, IŞİD ortaklığını AK Parti’ye yaftalamaktır. Oysa ki, AK Parti her fırsatta PKK ne ise IŞİD de odur, diyor. Bre vicdansızlar AK Parti’nin savunduğu ve kendisine destek veren seçmenlerinin yaşadığı İslam ile IŞİD’in deklare ettiği İslam’a bir bakın hele. Ama kaygıya gerek yok, İslamcılık yaftası yaparak AK Parti’yi IŞİD’e yamamaya çalışanlar bilsinler ki buradan size ekmek çıkmaz! Bu ülkenin saf ve temiz Anadolu insanı AK Parti’nin yerliliğini, siyasal birikimini, kendi değerlerini ulusalcılara satmayacağını çok iyi bilir. İktidarın Kandil, İmralı ve HDP-PKK ile yürüttüğü müzakere, bu ülkede daha fazla insan ölmesin diye, bile bile ladestir aslında. Nitekim öyle de olmadı mı? AK Parti, bu durumun kendi aleyhine döneceği riskini bildiği halde sırf Kürt Sorunu çözülsün, analar ağlamasın diye elini taşın altına koydu.
Hiç kimsenin kaygı duymasına gerek yok, İslamcılık bu toprakların en önemli değeridir ve hiçbir zaman iflas etmez. Cemaat AK Parti’nin IŞİD’le birlik olduğunu yayarak İslamcılığa zarar verdiğini söylüyor.Valla AK Parti kendi muhasebesini iyi yapsın ve bu tür münafıkça dedikodulara fırsat vermesin. İslamcılık, hiç kimsenin tekelinde değildir. Bu dönemde yozlaşma olduğu fikrine katılırım ancak siyasi bir yozlaşmadan ziyade fikri, ameli konularda fay hatlarının oluştuğu doğrudur.
Yozlaşmış ve çürümüş bir Batı karşısında savrulmadan özerklik elde eden, Mısır’dan Suriye’ye kadar bir çok ülkede İslamcılığı, yerliliği hakim kılmaya çalışan bir harekete saygı duymak gerekir. Doğunun İslamcı Kürtleriyle yeniden diyalogu güçlendirmeli ve bu mazlum Kürt halkını PKK’nın ve onun siyasal uzantısı HDP’nin kurbanı olmaktan kurtarmak için ne gerekiyorsa yapmalıyız.







