Zonguldak'ta kan donduran olay! "Kaçak çalıştığı madende ölmesi üzerine cesedi yakıldı" iddiası
Melih Altınok, 10 Kasım'da Zonguldak'ta ormanlık alanda yanmış şekilde bulunan ve Afgan uyruklu Vezir Muhammed Nourtani'ye ait olduğu ortaya çıkan cesetle ilgili gelişmeleri ele aldı. Nourtani'nin kaçak çalıştığı madende ölmesi üzerine cesedinin yakıldığı iddialarını aktaran Altınok, Nourtani'nin ailesinin Zonguldak İdare Mahkemesi'ne yaptığı 'uluslararası geçici koruma başvurusu'nun da reddedildiğini belirtti. Altınok, kahreden bir drama dikkat çektiği Sabah gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
Melih Altınok, 10 Kasım'da Zonguldak'ta ormanlık alanda yanmış şekilde bulunan ve Afgan uyruklu Vezir Muhammed Nourtani'ye ait olduğu ortaya çıkan cesetle ilgili gelişmeleri ele aldı. Nourtani'nin kaçak çalıştığı madende ölmesi üzerine cesedinin yakıldığı iddialarını aktaran Altınok, Nourtani'nin ailesinin Zonguldak İdare Mahkemesi'ne yaptığı 'uluslararası geçici koruma başvurusu'nun da reddedildiğini belirtti. Altınok, kahreden bir drama dikkat çektiği Sabah gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"10 Kasım'da Zonguldak'ta ormanlık alandan geçen insanlar yanmış bir cesedi fark edip, ihbarda bulundular. Benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset kaçak olarak işletilen bir maden ocağında çalışan Afganistan uyruklu Vezir Muhammed Nourtani'ye aitti.
Zanlıların anlattıklarına göre 5o yaşındaki adam çalışırken ölmüş ve kaçak maden kapanır diye araziye atılıp yakılmıştı.
Dava dosyasında ise Nourani'nin maden çıkartıldığında hayatta olduğuna dair ifadeler, kamera kayıtları ve daha bir çok delil var. Adamın böbreğinin çalındığı da iddialar arasında. Kafaları çekip, en ince ayrıntısına kadar tasarlayarak, işbirliği halinde bu suçu işlemişler.
Ailenin avukatı Kerim Bahadır Şeker, atılı suçun taksirle adam öldürmek değil, "Afgan'dır, kimliği yok, yakalım gitsin" söylemeleri dikkate alınarak "insanlığa karşı suçlar" kapsamına alınması gerektiğini savunuyor.
Yargıya güveniyoruz.
Ne var ki Muhammed Bey geride 38 yaşındaki eşi Kamergul'u, oğulları yürüme engelli oğlu Sayid'i, Pir'i, işitme engelli Ali'yi, 2 yaşındaki Sayid'i ve gelini Şaziye'yi bıraktı. Onlar da iki odası olan sobalı bir evde, davalı yakınlarının ölüm tehditleriyle sefalet içinde yaşıyorlar.
Ailenin Zonguldak İdare Mahkemesi'ne yaptığı 'uluslararası geçici koruma başvurusu' ise reddedildi. Her an sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıyalar. Afganistan'a gönderilmeleri halinde başlarına neyin geleceği ise meçhul."