Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarını yıllardır yok sayan Yunanistan’ın 330 olan Türk okulu sayısını 103’e düşürmesine tepki gösteren Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Necmettin Hüseyin, “Türk diline ve etnik kimliğine yönelik saldırılarla yok edilmek isteniyoruz” dedi.
Hasan Eğrigöz Ankara
Yunanistan, uluslararası hukuku hiçe sayarak Batı Trakya Türkleri’nin eğitim gördüğü okulları kapatmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde tasarruf tedbirleri ve öğrenci sayılarının yetersizliğini bahane ederek, Batı Trakya Türk Azınlığına ait 12 ilkokulu daha kapatma kararı alan Yunanistan’ın son 2 yılda 20 okulu kapattığı öğrenildi. Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarını yıllardır yok sayan Yunanistan, son olarak eğitimi hedef alarak, 330 olan Türk okulu sayısını 103’e düşürmesine tepki yağdı.
Türk'e ve diline saldırı
Konuya ilişkin Akit’e konuşan Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Avukat Necmettin Hüseyin, şunları dile getirdi: “Lozan Antlaşması ile bizim azınlığımıza ait ve eğitim özerkliğimizin teminatı olarak 330 civarında okulumuz vardı. Yönetimi tamamen bize aitti ancak bu okullar zaman içerisinde çeşitli bahanelerle kapatıldı ve yeterince tepki yükselmedi. Ancak son 10 yıl içinde öğrenci sayısının yeterli olmasına rağmen okullarımızın fiziki koşulları kötüleştirildi. Eğitim olanakları tamamen sıfırlandı. Soydaşlarımız Yunan okullarına gitmek zorunda kaldı ve sayının düşmesi sağlandı. Düşen sayı bahane edilerek okullar kapatıldı. Toplum buna şiddetli tepki gösteriyor çünkü öğrenci azlığından dolayı bu okulları kaybetmiyoruz, Yunanistan’ın uyguladığı politikalar nedeniyle kaybediyoruz. Yunanistan’ın uyguladığı politika nedeniyle önce azınlık eğitimini yok ederken, Türk diline ve etnik kimliğe saldırı olarak önümüzde netleşiyor. Yani biz 98 yıldır Lozan ile emanet edildiğimiz günden beri sistematik olarak gelen bu tablonun sonucunda bu sıkıntıları yaşıyoruz. İnanılmaz derecede bir saldırı var. Sorunlarımız kartopu gibi yuvarlanarak büyümeye devam ettiğini görüyoruz. Yunanistan yönetiminin sağıyla soluyla Türk düşmanlığı had safhaya çıkmış durumda ve Batı Trakya Türk azınlığı feryadını dünyaya duyurmaya çalışıyor.”
Belediyeye devrettiler
Hüseyin, şöyle devam etti: “Her yıl 8-10 tane okulumuzu kapatmaya çalışıyorlar. Bu sene 12 tane okulu kapattılar. Böylesine bir tablo içerisinde tabi insan üzülüyor. Biz vatandaşı olduğumuz ülke tarafından eziyete tabi tutuluyoruz ve yok edilmek isteniyoruz. Bu okulların kapanma kararı alınmadan bir hafta önce Yunanistan Meclisinde Yunan eğitim sistemiyle ilgili yapılan düzenleme içerisinde böyle maddeler geçti ki azınlık eğitimini tamamen dibe batırma anlamında. Mesela bizim her hangi bir STK’mız bir azınlık okuluna yardım edemez dahi konuma geldi. Kapattıkları okulların boş kalan binalarını belediyelerin farklı amaçla kullanabilmeleri sağlandı. Bunlar azınlığa aittir. Belediyelerin bunlara el koymaya hakkı yoktur.”
Boyun eğmeyeceğiz!
Yunanistan’a boyun eğmeyeceklerini belirten Necmettin Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı: “Her fırsatta uluslararası hukuktan bahseden Yunanistan, konu Türk azınlık olunca bu kavramları hiçe sayıyor. Yunan hükümetlerinin attığı adımlarla azınlık eğitimini yok etmeyi hedeflediği gelişmeler açıkça göstermektedir ki Batı Trakya Türk Azınlığını Yunanistan’dan koparmak için gayret sarf ediyorlar. Lozan Antlaşması ve Türkiye ile Yunanistan arasında ikili anlaşmalar ile statüsü belirlenen Türk azınlık okullarına yönelik okul kapatma kararlarının yeni öğretim yılı öncesinde de uygulamaya konulmuş olması hukuk tanımazlığın bariz sonucudur. Biz duygu ve düşüncelerimizi hep net ifade ettik; Vatandaşı olduğumuz ülkede, doğduğumuz topraklarda uyguladığınız politikalarla esarete mahkum etmeye kalktığınız bizleri prangalara vurup esir edemediniz. Sizin haksız tutumunuzla baskı ve hak gasplarına uğrasa da Türk azınlık asla boyun eğmedi, eğmeyecek. Yunanlı yöneticileri telafisi imkansız hale gelecek hukuksuz iş ve işlemlerden uzak durmaya ve bu çirkin durumu düzeltmeye davet ederek yapılan uygulamaları şiddetle kınıyoruz. Bu doğrultuda bir kez daha dile getirmek gerekirse gasp edilen haklarımızın tamamını elde edene kadar, haklı toplumsal varlık mücadelemizi en güçlü şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”