• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yargıtay'dan ilginç karar: Anlaşılan sahtekarlık sahtekarlık değildir

Yeniakit Publisher
2021-09-08 03:50:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yargıtay'dan ilginç karar: Anlaşılan sahtekarlık sahtekarlık değildir

Yargıtay tarafından belgede sahtecilik hakkında verilen bir karar bozuldu. Yargıtay'ın gerekçesi ise bir o kadar ilginç.

  Yeniakit.com.tr  

Sahtecilik ve sahte kimlik kullanmayı herkes suç olarak kabul ediyor. Ancak durum tam olarak böyle değil; yerel mahkemenin verdiği 'Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' cezası Yargıtay'dan döndü. Yargıtay bir kimliğin sahte olarak kullanılması için gerekli özellikler olması gerektiğini belirtti. Bir kimliğin üzerine fotoğraf koyulmasının ve üzerinin kaplanmasının tam bir sahtekarlığa girmediğine hükmetti.

İşte Yargıtay'ın kararı:

SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜM : Mahkumiyet

1-Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesi;

TCK'nin 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK'nin 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40. maddesinin birinci fıkrası ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı TCK’nin 206. maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde TCK’nin 206. maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; cinsel istismar şüphesiyle yakalanan sanığın kendisini S. K. olarak tanıttıktan sonra kollukta polislerce yapılan incelemede gerçek kimliğinin belirlendiği, S. K. ismiyle düzenlenen bir tutanak bulunmadığı, eylemin bu haliyle 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesine uyduğu ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 30.06.2009 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nin 322 ve Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında

idari para cezası verilmesine yer olmadığına;

2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanığın temyiz nedenlerinin incelenmesi;

Sanığın, mağdur S.K. adına düzenlenmiş nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; her ne kadar Mahkemece 24.08.2009 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle suça konu belgenin aldatma niteliği bulunduğu belirtilerek atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu kabul edilmiş ise de, dosya içerisinde aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde; Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 130. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ‘‘soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır.’’ hükmüne uygun şekilde fotoğrafta soğuk damga izinin bulunmadığı ve bu hali ile suça konu belgenin aldatma niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla; unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hasan zülfikar

bu kararı veren hakimden tut orada yazı yazan adama kadar hepsi mesüldür.ALLAH CC ıslah etsin benim anlamadığım bunları denetleyen adamlar savcılar yokmu derhal bu densizleri görevden alması lazım.GEREKİRse reisi cumhur müdahale etmesi lazım böyle binler karar var.Adelet bakanı uyuma kardaşım sende mesülsün ateş sanada dokunur.

ömer

ne yaparsan yap artık
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23