Hızlı tüketim ürünleri grubu Unilever, sürdürülebilirliği işinin merkezine koyduğunu duyurdu. Milyonlarca insanın geçim kaynaklarını iyileştirmek için uzun dönemli bir plana odaklanan grup, ‘Yarının Gıdaları İnisiyatifi’ni başlattı.
Buğra Kardan
Lipton, Knorr, Calve ve Algida gibi markaları bünyesinde barındıran Unilever, sürdürülebilirlik çalışmalarını açıkladı. Grup, gelecek hedeflerini de ilan etti.
4 temel taahhüt
‘Yarının Gıdaları İnisiyatifi’ni hayata geçirdiklerini kaydeden Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı, “4 temel taahhütte bulunuyoruz. Taahhütlerimizden ilki ürünlerimizde sürdürülebilir tarımsal hammaddeler kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmaktır. İkincisi besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmaktır. Üçüncüsü tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmaktır. Dördüncüsü ise gıda atığını yarıya indirmektir” dedi.
Yeni iş kolu geliştirecek
Kölükfakı, sürdürülebilir bir gıda sistemine geçişe öncülük etmek için ölçekler, markalar ve yetenekleri kullanacaklarını kaydetti. Kölükfakı, “5 ila 7 yıl içinde et ve süt ürünlerine seçenek olarak bitkisel temelli gıdalardan oluşan global büyüklüğü 1 milyar Euro’ya ulaşacak yeni bir gıda iş kolu geliştirmeyi planlıyoruz” bilgisini paylaştı.
2 trilyon Euro katkı
Gıda sistemini değiştirmenin ekonomik büyüme açısından da önemli olduğuna işaret eden Kölükfakı, “Böyle bir hamle, dünya genelinde 80 milyon istihdam oluşturabilir ve üretimdeki büyümeye 2030 yılı itibarıyla 2 trilyon Euro katkı sağlayabilir. Eyleme geçmemenin maliyeti, aslında eyleme geçmenin maliyetinden çok daha yüksek. Çalışmalar, beslenmeye harcanan her 1 dolar karşılığında ekonomik fayda açısından en az 16 dolar oranında geri dönüş sağlandığını gösteriyor” diye konuştu.
Eğitimler verdi
Şirketin Türkiye’de sürdürülebilirlik anlamında attığı adımlara işaret eden Kölükfakı, sözlerini şöyle sürdürdü: “2010 yılından bu yana sürdürülebilir kaynaklar kullanan tarımsal ham maddelerimizin miktarını yüzde 14’ten yüzde 62’ye yükselttik. Öncelikli 13 sebze ve baharatımızın yüzde 86’sını sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi başardık. Birlikte çalıştığımız 4 bin çiftçiye geleceğe dost tarım uygulamaları konusunda eğitimler verdik. Türkiye, Lipton çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği Sertifikası (RA) alan ülke oldu. Türkiye’de gıda, içecek ve dondurma işimizde hammadde ile ambalaj malzemelerinin yüzde 72’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde ediyoruz, harcamalarımızın yüzde 81’ini yerel kaynaklara yapıyoruz.”
Anadolu cevher
Knorr’un globalde farklı üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla çalışarak, ‘Geleceğin Gıdası’ olarak tanımlanan 50 ham maddenin yer aldığı bir rapor hazırladığını da bildiren Kölükfakı, şunları söyledi: “Geleceğin 50 Gıdası listesinde Türkiye’de kolayca bulabileceğimiz ürünler var. Kabak çiçeği, bamya, bakla, börülce, mercimek, maş fasulyesi, soya fasulyesi, karabuğday, horasan buğdayı, kinoa, kavuzlu buğday, kırmızı lahana, ıspanak, keten tohumu, kenevir tohumu, susam tohumu, ceviz, fasulye filizi, nohut filizi gibi. Bu gıdaların besin değerleri de oldukça yüksek. Kadim Anadolu, tüm bu leziz ve besleyici gıdalar açısından tam bir cevher. Biz de tüketicilerimize en lezzetli ürünleri sağlamak amacıyla bu ham maddeleri kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz.”