• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ulu Cami ile Osmanlı geleneğini başlatan medeniyetin beşiği, cihat ve fetih kültür abidesi Emevi Camii

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Ulu Cami ile Osmanlı geleneğini başlatan medeniyetin beşiği, cihat ve fetih kültür abidesi Emevi Camii

Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma 'Ulu Cami ile Osmanlı geleneğini başlatan medeniyetin beşiği, cihat ve fetih kültür abidesi Emevi Camii' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından 1310 yıllık Emevi Camii’ne akın eden halk, dualarla özgürlüklerini kutlamaya devam ediyor. 714 yılında ibadete açılan Şam’ın sembolü Emevi Camii’ni anlatan Münevver hocam Tarihçi Prof. Halil İnalcık, “Minarelerden birine Hazreti İsa’nın tekrar ineceği ve oradan bir dirilişe vesile olacağı kabul görmüştür. Hazreti İsa’nın Kur’an-ı Kerim’de de geçen yönüyle göğe kaldırıldığı ve kıyamete yakın bir dönemde tekrar yeryüzüne ineceği; o dönemki Eski Ahit’e, Tevrat’a, İncil’e, bunların özü de İslam’a inananları, bugünkü Müslümanları bir araya toplayıp kurtuluşa vesile olacağına inanılır” dediği hala bugün kulaklarımda. 1310 yıllık Emevi Camii’nin tarihi, bugün dünyada en çok merak uyandıran mekanlardan biridir.

Şöyle tarih sayfalarını gezecek olursak ilk satırlar Hazreti Ömer, Suriye cephesinde mücadele eden İslam ordularının başkumandanlığına Ebu Ubeyde Bin Cerrah’ı getirdi. Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasındaki Müslümanlar 634-636 yılları arasında Bilad-ı Şam denilen bugünkü Lübnan, Filistin, Suriye ve Ürdün devletlerini Bizans’ı mağlup ederek fethetti. O dönemde bu toprakların merkezi Dımeşk ismi ile anılıyordu. Bugünkü Şam olan Dımeşk’e giren Ebu Ubeyde bin Cerrah, Roma döneminde Jüpiter’e adanmış bir pagan tapınağı olarak inşa edilen yapıyı ve 391 yılında Roma imparatoru I. Theodosius döneminde dönüştürülen Aziz Yahya Kilisesi’nin bir kısmını cami yaptı. 705 yılında inşasına başlanılan cami, 714 yılında bittiğinde ortaya bir şaheser eser çıktı.


 

Camiyi inşa ederken bölgedeki mimari tecrübeden yararlanan Emeviler, inşa sürecinde Mescid-i Nebevi’yi örnek aldı. Savaşlar, depremler ve yangınlar gören tarihi cami birçok badire atlattı. Selçuklu Sultanı Melikşah, Atabey Nureddin Zengi, Memluklu Sultanı Kayıtbay, Yavuz Sultan Selim ve Sultan II. Abdülhamid gibi birçok Müslüman sultan ise tarihi camiyi restore etti. Hadisler ve yerel Şam geleneğine göre, Emevi Camii’nin bir minaresine Hazreti İsa’nın kıyamet günü öncesinde gökten ineceği ve Müslümanları bir araya toplayarak bir diriliş gerçekleştirileceğine inanılırken, tarih boyunca ihtişamını koruyan cami, havadan görüntüleriyle de dünyada ilk sıralarda yer alır. Emeviyye Camii, Bilad-ı Şam diye Osmanlı döneminde de anılan geniş bölgenin merkezi noktasında bulunan bir mabettir. Külliyenin baş kısmında büyük bir camii şerif olarak göze çarpmaktadır. Bilad-ı Şam ise Lübnan, Filistin, Suriye ve o civardaki yerin adıdır. Sonra Dımeşk diye bugünkü Şam’a isim veriliyor. Emevi Camii, Dımeşk’ın merkezi camisi oluyor. Orası kadim bir kültürün izini barındırıyor. Ulu cami geleneğinin başladığı eserlerden bir tanesidir.

Emeviler dönemine tarihlendiği için Emeviyye ismini almıştır. İlk olarak Hazreti Ömer döneminde Ebu Ubeyde bin Cerrah ordu komutanı olarak bu bölgeyi fethetmiştir. Emevi hükümdarlarından Melik Bin Abdülmelik 714 yılında burayı büyütmüştür. Ulu Camii olması hasebiyle burası Müslümanların cemaat kültürünün hat safhada yaşandığı, çevresel olarak toplanma noktası, hayatı bir arada gerçekleştirdiği kompleks merkezidir. Tarihine baktığımızda ilk külliye kültürünü yaşayan camilerden bir tanesidir. Bugünkü halini Mescid-i Nebevi’yi örnek alarak almıştır. Döneminde Romalı ve Arap mimarların bir arada inşa ettikleri bir yapıdır. Roma mimarisinde, Arap mimarisinden ve son dönemde de 1902 yılında çatının tamirini Sultan II. Abdülhamid’in vesile olduğunu görüyoruz.


 

Osmanlı mimarları da buraya son halini vermişlerdir. Külliye olarak caminin inşa edilmesinin ilk Emevi Camii’nde gerçekleşmiştir. Yine içerisindeki kalem işlemeleriyle çok önem arz ediyor. Sanat tarihi, arşiv vesikası diyebileceğimiz muhteşem işlemelere sahiptir. 1300 yıllık bir geleneğin yansımasıdır. Önce Emevi sonra Osmanlı kimliği ile süslenmiştir. Bitkisel ve geometrik motifler kullanılmıştır. İnanç merkezi eksenli yan taraflara hanları, hamamları veya lavabo kısımları ilk bu camide görülür. İstanbul’daki Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı, Ayasofya Camii ile birlikte Ulu Camii olarak düşünebileceğimiz Fatih Camii’ne benzerliği dikkat çeker. Savaşlarda sefere çıkılırken Fatih Camii’nde dualarla çıkılır, eğer zaferle dönüşürse kutlamalar da Ayasofya’da yapılırdı. Fatih Camii ve Ayasofya, Ulu Camii olarak değerlendirilirdi. Emevi Camii aslında o bölgenin bir Ayasofya’sı ve Fatih Cami’si olmuştur.

O yönüyle de bütün İslam alemini bütünleştiriyor ve bir araya getiriyor. Mekkede Beytullah’ın bir şubesi olarak da düşünülebilir. Farklı mihraplarda farklı mezheplerin kendi imamları önderliğinde namaz kılmaya imkan tanıyor olması manidardır. Bu durum Osmanlı camilerine de ilham kaynağı olmuştur. Minarelerden bir tanesine Hazreti İsa’nın tekrar ineceği ve oradan bir dirilişe vesile olacağı kabul görmüştür. O minare kutsanıyor. Hazreti İsa’nın Kur’an-ı Kerim’de de geçen yönüyle göğe kaldırıldığı ve kıyamete yakın bir dönemde tekrar yeryüzüne ineceği; o dönemki Eski Ahit’e, Tevrat’a, İncil’e, bunların özü de İslam inananları, bugünkü Müslümanları bir araya toplayıp kurtuluşa vesile olacağına inanılır.


 

İşte o kurtuluşa vesile olmasının, o tohumun düşeceği yer ve yeryüzünde yeniden dirileceği nokta Şam Emevi Cami olarak kabul ediliyor. Hazreti İsa’nın o coğrafya da bulunması ve orayı uyarması hasebiyle tekrar o coğrafyaya inip, oradan yeniden bir dirilişi, halkı “Hak yolunda” toplayarak gerçekleştireceğine inananlar çok sayıdadır. Selahaddin Eyyubi’nin de hemen yakın yerlerde bir kabri var. Selahaddin Eyyubi de Eyyubilerin merkezi olarak kullanmıştır. Burası dünyaya bir cihat ve fetih kültürünün yayıldığı yer olması hasebiyle İslam coğrafyasında önemli bir yere sahiptir. Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı’ya, Sultan II. Abdülhamid ile Osmanlı’nın son dönemine, tekrar onarılarak bugüne evrilerek İslam medeniyetine beşiklik yapmıştır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23