Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Konseyinden dünyadaki şiddet eylemlerine ilişkin açıklama:
"Yeryüzünün hangi noktasında meydana gelirse gelsin, hangi saikle ve hangi boyutta gerçekleşirse gerçekleşsin, terörizmi de teröristleri de aynı şiddetle kınıyor, aynı öfkeyle reddediyoruz" - "Son dönemde özellikle İslam ve Müslüman ile terör ve terörist kavramlarını yan yana getirmek suretiyle oluşturulmaya çalışılan algının en çok da Müslümanlara zarar verdiği doğrudur. Ancak üretilen korkular ile adı barış olan bir dinin müntesiplerini hedef aldığını zannedenler çok büyük yanılgı içindedirler; zira yeryüzünün farklı coğrafyalarında üretilmiş bulunan korkular artık her dinden ve her görüşten insanı kuşatan bir gerilim ortamını beslemekte, önüne gelen tüm engelleri silip süpüren bir öfke seline dönüşmektedir"
İSTANBUL (AA) - Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Konsey Başkanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, son dönemde dünyada yaşanan şiddet eylemlerine ilişkin, "Yeryüzünün hangi noktasında meydana gelirse gelsin, hangi saikle ve hangi boyutta gerçekleşirse gerçekleşsin, terörizmi de teröristleri de aynı şiddetle kınıyor, aynı öfkeyle reddediyoruz." açıklamasını yaptı.
Altıntaş, yaptığı yazılı açıklamada, son zamanlarda Fransa, Avusturya ve Afganistan'da meydana gelen şiddet eylemlerinin, en temel insan haklarından olan hayat hakkına yönelik kitlesel bir saldırıya dönüşme eğiliminin olduğunu belirtti.
Dünyanın hemen her yerinde yaşanan terör olaylarının din, dil ve ırk farklılıkları gözetilmeksizin tüm insanlığı içine alan bir kaos ortamını beslediğine dikkati çeken Altıntaş, "Yaşanılan bu saldırılarda ölenlerin kimliğine bakmaksızın hep birlikte üzüldüğümüz gibi saldırıyı gerçekleştirenlere karşı da hep birlikte tepki vermek zorundayız. Hiçbir terör olayı makul sebepler üretilerek meşrulaştırılamayacağı gibi hiçbir acı da hafife alınamaz." ifadelerini kullandı.
20. yüzyılın şiddetin, nefretin, öfkenin ve doğal felaketlerin görülmemiş boyutlara ulaştığı bir zaman dilimi olarak hafızalara kazındığına işaret eden Altıntaş, mahalli savaşlar ile başlayan, isyan hareketleri ile devam eden, göçler ile insanlık dramına dönüşen bu olaylara, birbiri ardınca gelişen her ne kadar münferit gibi görünüyor olsa da gitgide kitlesel tepkilere dönüşen saldırıların da eklendiğini anlattı.
Prof. Dr. Altıntaş, yeryüzünü esir alan salgın hastalıklar, depremler, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri gibi afetlerin de patlak vermesiyle insanlığın, hızını ve ölümcül etkisini gittikçe artıran bir şiddet sarmalına mahkum olmayı kaçınılmaz kaderine dönüştürdüğünü ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Son dönemde özellikle İslam ve Müslüman ile terör ve terörist kavramlarını yan yana getirmek suretiyle oluşturulmaya çalışılan algının en çok da Müslümanlara zarar verdiği doğrudur. Ancak üretilen korkular ile adı barış olan bir dinin müntesiplerini hedef aldığını zannedenler çok büyük yanılgı içindedirler; zira yeryüzünün farklı coğrafyalarında üretilmiş bulunan korkular artık her dinden ve her görüşten insanı kuşatan bir gerilim ortamını beslemekte, önüne gelen tüm engelleri silip süpüren bir öfke seline dönüşmektedir. Nitekim Yeni Zelanda'da bir cami baskınında ya da Afganistan'da bir üniversite yerleşkesinde yaşanan katliamın sebep olduğu acılar ve doğurduğu gerilimler sadece Müslümanların sorunu olmadığı gibi Fransa'da ya da Avusturya'da bir ibadethanede gerçekleştirilen saldırılar da yalnızca Hıristiyanların veya Yahudilerin sorunu değildir. Sokakları saran korku, yolları kesen terör, insanları hedef alan şiddet ve yarınlara dair umutlarımızı söndüren bunalım, tüm dünyanın sorunudur. Yeryüzünün hangi noktasında meydana gelirse gelsin, hangi saikle ve hangi boyutta gerçekleşirse gerçekleşsin, terörizmi de teröristleri de aynı şiddetle kınıyor, aynı öfkeyle reddediyoruz."
- "Yeni bir 11 Eylül sendromu yaratmak amaçlanıyor"
Batı dünyasında uzunca bir süredir işaretleri görülen, ancak özellikle son yıllarda hortlayan ırkçı, faşist, din dışı ve ateist bir bakış açısının tüm dünyada akıllara ket vurduğunu, kalpleri kararttığını; kulakları sağır, gözleri kör ettiğini belirten Altıntaş, şunları kaydetti:
"Başını Fransa Cumhurbaşkanı'nın çektiği siyasiler, terörle özdeşleştirdikleri İslam dünyasına ve Müslümanlara karşı akla ziyan ithamlarda bulunmaktadırlar. Daha önce onlarca insanı ölüme götüren, milyarlarca insanı endişeye sevk eden ve insanların en değerlisi Hz. Muhammed'e hakaretler içeren karikatürlerin devlet marifetiyle yeniden gündeme getirilmesi, Fransız hükümetinin söz konusu karikatürleri devlet kurumlarının duvarlarına yansıtması, yeni bir 11 Eylül sendromu yaratma amacına matuftur. Bu adımları atanların medeniyetle, barış ve özgürlükle, hak ve hukukla barışık olmadıkları açıktır. Öte yandan bu hakaretlere karşı demokratik haklarını kullanarak protesto eylemleri düzenleyen Müslümanların gözaltına alınması, gönüllü teşekküller halinde hizmet veren sivil toplum kuruluşlarının birbiri ardınca kapatılması, mihrapların polis botlarıyla çiğnenmesi tam bir gözü dönmüşlük halidir."
Altıntaş, halkı Müslüman olan bazı İslam ülkelerinde hükümetlerin Avrupa'daki bu hukuksuz uygulamaları makul gösteren açıklamalarının ise çok daha esef verici olduğunu ifade etti.
Bir arada yaşamanın bir tercih meselesi olmaktan çıktığı küresel dünyada farklılıklara karşı iyi niyetin, çifte standarda karşı hukukun ve adaletin, zulme karşı hak ve özgürlüklerin korunup kollanması ve bir ülkü olarak savunulmasının zaruri olduğunu vurgulayan Altıntaş, şunları kaydetti:
"Dün olduğu gibi bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla çatışma değil, daha fazla uzlaşı; daha fazla sermaye değil, daha fazla paylaşım; daha fazla bencillik değil, daha fazla hoşgörü; daha fazla gerginlik değil; daha fazla sükunettir. Zira insanlık, kendi varlığını ve refahını ikame etmek adına başkalarını yok sayanların ya da çatışmalara ve saldırılara sessiz kalanların yarattığı ölümcül tehditlere dayanma gücünün sınırına gelmiştir. Kin, nefret ve öfke sarmalını her geçen gün büyüten adaletsizliklerin yok edilmediği bir dünyanın karşı karşıya kalacağı kaos atmosferinde hiçbir yer güvenli sayılamaz."
Prof. Dr. Altıntaş, ortak değerlere yapılmış saldırılar karşısında gaflet uykusundan uyanacak, ayırım gözetmeksizin haklı talepleri bulunan tüm insanlığın hak ve hukukunu koruma mücadelesi başlatacak ve yeni bir dayanışma kültürünü doğuracak evrensel bir akla ve entelektüel birikime sahip olunduğunu ispat edeceklerini belirtti.
Altıntaş, güçlülerin haklı olduğu değil, haklıların güçlü olduğu yeni bir dünya idealine ulaşmak için gerekli olan barış ve özgürlük ruhunun; dünya ve insanlık tasavvurunu "Kim bir insanı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur kim de bir hayatı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur." ayetiyle ortaya koyan tüm İslam düşüncesinde fazlasıyla mevcut olduğunu sözlerine ekledi.