Cumhurbaşkanı Erdoğan, Varşova’daki NATO zirvesi sonrası uçakta, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Erdoğan, zirvede özellikle çok yönlü, çok boyutlu tehditlerin, küresel sınamaların, bunlara karşı alınması gereken kritik tedbirlerin ele alındığını belirtti. “Terörizmin ve teröristin, uluslararası tanımının netleştirilmesi lazım” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “İsteyen istediği gibi bir terörizm, terörist tanımı yapmamalı, yapamamalı. Bu uluslararası hukuk literatürüne de oturtulmalı” diye konuştu.
KADİR DEMİREL / VARŞOVA / İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Varşova’da düzenlenen NATO Varşova Liderler Zirvesi sonrası uçakta, aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Kadir Demirel’in de bulunduğu gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Erdoğan, zirvede ağırlıklı olarak, özellikle çok yönlü, çok boyutlu tehditlerin, küresel sınamaların, bunlara karşı alınması gereken kritik tedbirlerin ele alındığını belirterek Galler zirvesinden bu yana geçen süreç değerlendirildiğini ifade etti.
Değişen ve gelişen güvenlik ortamı nasıl olmalı? Geleceğe yönelik ne gibi adımlar atmamız gerekiyor, bunların üzerinde durulduğunu belirten Erdoğan, bütün bu sınamalar karşısında orta ve uzun vadede ittifakın nelere ihtiyaç duyacağının ele alındığını, kurumsal, siyasi ve askeri ihtiyaçların tespitini, bu konularda gerekli yönlendirmeleri hep birlikte gerçekleştirmiş olduklarını kaydetti.
Güneyden ve doğudan gelen tehditler bağlamında – ki bunu etraflıca ele alma imkânını bulduk – ittifakın istikrarı yayma kapasitesinin güçlendirilmesi, müttefik ülkelerin kapasite ve mukavemetlerinin arttırılması hususlarında alınabilecek tedbirler üzerinde de durma fırsatını bulduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO’nun özellikle terörizme karşı mücadelede şimdiye kadar olduğundan daha fazlasını yapmasının gereğini ısrarla vurguladık. Buna atıfla, özellikle ben de zirve sırasında, güneyde Suriye ve Irak’taki gelişmelerden de kaynaklanan duruma, delilleriyle birlikte ısrarla vurgu yaptım. Bu husustaki görüşmeler, ittifak içinde de sürdürülmektedir. Müttefikler olarak, cari tehdit ve sınamalara karşı mücadele ederken aramızdaki dayanışmanın ve uyumun her zamankinden daha fazla önem taşıdığına dair ortak irademiz zirve bildirisiyle, siyasi açıklamalarda da vurgulandı” diye konuştu.
AB’NİN NATO DESTEĞİNE İHTİYACI VAR
NATO ile Avrupa Birliği arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi vizyonuyla, alınabilecek ilave tedbirlere dair bazı öneriler üzerinde birlikte çalışılmasını da kabul ettiklerin belirten Erdoğan, “Tabiatıyla, bu öneriler, hem NATO’da hem Avrupa Birliği içinde ele alınarak Aralık ayındaki dışişleri bakanları toplantısına kadar gözden geçirilecek. AB’nin, bilhassa, Brexit kararından sonra NATO’nun desteğine olan ihtiyacının daha da arttığını görüyoruz. Bu nedenle de, AB üyesi olan ve olmayan Avrupalı müttefiklerin tamamını bir araya getiren, ABD ve Kanada’yı da transatlantik bağlarla aynı ittifakın içine dahil eden NATO’nun konumu böylece güçlenmiştir’ dedi.
DİYALOGLAR SÜRDÜRÜLMELİ
Varşova’da, devlet ve hükümet başkanları düzeyinde, sayın Poroşenko’nun da katılımıyla düzenlenen NATO Ukrayna Komisyonu toplantısında, Ukrayna’daki durumu ele aldıklarını belirten Erdoğan, “Bu ülkeye yönelik NATO desteğinin takviye edilmesi amacıyla oluşturulan kapsamlı yardım paketini de tasdik ettik” şeklinde konuştu.
NATO-Rusya ilişkileriyle ilgili olarak da bir yandan uluslararası hukuk ve taahhütlere saygı temelinde diyalogu sürdürmenin önemine dikkat çekti.
Erdoğan, gerek Gürcistan’ın NATO’ya alınması konusu, gerek Bosna-Hersek’in NATO’ya alınması konusu, gerek Makedonya’nın NATO’ya alınması konusunu ikili görüşmelerde de NATO üyesi ülkelere özellikle vurguladıklarını belirtti. Erdoğan, “Zirve vesilesiyle, tabi, muhtelif müttefik ve ortak ülkelerden muhataplarımla bir dizi ikili temas yapma imkanım oldu. İkili görüşmelerin birincisi, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yla uzun diyebileceğim bir görüşme yaptım” şeklinde konuştu.
LİDERLERLE UZUN UZADIYA GÖRÜŞME
Erdoğan daha sonra şunları söyledi: “Bakir İzzetbegoviç’le, Bosna-Hersek dönem başkanı biliyorsunuz, kendisiyle uzun bir görüşmem oldu. Bunun yanında Finlandiya Cumhurbaşkanı, İngiltere Başbakanı Cameron, Almanya Şansölyesi Merkel, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Estonya Başbakanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İham Aliyev kardeşimizle, Yunanistan Başbakanı Çipras’la Gürcistan Başbakanı’yla, Kanada Başbakanı Trudeau’yla Letonya’yla, İtalya Başbakanı Renzi’yle, Bulgaristan Cumhurbaşkanı’yla bir görüşmemiz oldu. Bunun yanında tabi, sayın ABD Devlet Başkanı Barack Obama’yla görüşmeler esnasında Cameron ve Obama’yla yan yana oturduğumuz için böyle bir kısa görüşme kendisiyle yapma fırsatını bulduk.”
NATO ZİRVESİNE EV SAHİPLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ
Kasım ayında, İstanbul’da NATO Parlamenterler Asamblesi toplanacak. NATO’nun bundan sonraki liderler zirvesine ev sahipliği yapmaya talip olduğumuzu da ifade ettik. İlgililer, yetkililer gerekli değerlendirmeyi yapacaklar, kabul ederlerse bundan sonraki liderler zirvesi İstanbul’da yapılacak.
HİCRET EDENLERE ENSAR DURUŞU GÖSTERMELİYİZ
Suriyelilerle ilgili bir vatandaşlık konusunda neler söyleyeceksiniz?
Şimdi ben şunu çok açık net söyleyeyim: Bazı siyasilerin vatandaşlık konusunda ileri geri konuşmaları beni ciddi manada üzüyor. Yani bir insanoğlu, herhangi bir ülkeye vatandaşlık müracaatında bulunsa, o başvuruya, “Hayır ben seni almam” ya da “Almıyorum” şeklinde bir yaklaşımla peşinen karşı çıkılması doğru olur mu? Bugün bir Türk, Almanya’ya gidiyor.
Alman vatandaşı oluyor da, Amerika’ya gidip Amerikan vatandaşı oluyor da, benzer durumlar bizim ülkemizde yaşayanlar için neden mümkün olmasın?
Kaldı ki bizler, burada bu insanlarla yıllardır arkadaşlık kardeşlik hukuku içerisinde akrabalık hukuku içerisinde yaşamışız. Şu anda vatanlarından hicret ederek, ensar olarak bizi görmüş bize sığınmışlar. Biz bu mültecileri yıllarca kamplarda barınmaya mı mahkum edeceğiz? Yıllarca, boş buldukları apartmanların bodrum katlarına mı mahkum edeceğiz? İlgili bakanlıklarımız, bir dayanışma içerisinde bir çalışma yapsınlar, kamplar, evler buralardaki insanlar bir gözden geçirilsin ve bu gelmiş olan Suriyelileri biz ülkemizin belli yerlerine yerleştirelim. Hatta hatta, gerekirse, TOKİ’nin elinde boş konutlar var. Biz nasıl Ahıska Türklerine Erzincan’da konutlar verdiysek, ki onlar bunu taksitlendirdiler ve ödeyecekler, biz bunlara da belirli bir iskan ve istihdam politikası uygulamak suretiyle aynı şeyi yapabiliriz. Mesela bu insanların çoğu şu an kaçak çalıştırılıyor. Biz diyoruz ki tüm bunlara bir çözüm üretilmeli. Bu insanların içinde doktoru var, mühendisi var, avukatı var, sağlık elemanları, öğretmenleri var, bütün bunlardan ülkemiz istifade edebilir; bunlara vatandaşlık verilebilir.
Efendim “ya geri dönmezlerse” deniyor
Çifte vatandaşlık esas alınır. Çifte vatandaş olan vatandaşlık alanların dönmesi şart mı? ABD vatandaşlık alanlardan kendi ülkelerine dönen de oluyor, dönmeyen de. Almanya’dan vatandaşlık alan Türklerin tümü ülkelerine dönüyor mu? 1963’te gittikleri zaman kimse onlara ‘dönecek misin dönmeyecek misin’ demedi ki. Hiç çekinmeye gerek yok, bu millet şu anda 79 milyonuyla 780 bin kilometrekarede yaşıyor. Bizim yarı yüzölçümüzdeki Almanya şu an 85 milyon. Bunların üstesinden gelebilecek bir ülkeyiz.
SINIR GÜVENLİĞİ... TERÖR ÖRGÜTÜ DAĞILIYOR...
Efendim, terör tarifinin yapılması konusunda yeni bir tanım gerekli değil mi?
Evet, özellikle ikili görüşmelerde bu konuyu da konuştuk. Terörizmin ve teröristin, uluslararası tanımının netleştirilmesi yapılması lazım. İsteyen istediği gibi bir terörizm, terörist tanımı yapmamalı, yapamamalı. Eğer bu uluslararası hukuk literatürüne de oturtulursa, o zaman Türkiye’deki terör tanımıyla Almanya’daki tanım farklı olamaz. 20 yıl önce bu çerçevede bir tanımlama girişimi olmuş ama, o zamandan bu yana şartlar çok değiştiği için mutlaka güncelleme yapılmalı. Türkiye olarak biz terörle mücadele yasamızı, son 14 yıl zarfında, uluslararası yasaları da göz önünde bulundurarak hazırladık. Şimdi bizden bunu tekrar gözden geçirmemizi isteyenlere, mevcut şartların dikkate alınması gerektiğini söylüyoruz. İstanbul’da hava limanındaki saldırının yaşandığı, daha öncesinde Vezneciler’de, Ankara Garı’nda, Gaziantep’te, Diyarbakır’da terör saldırılarının yaşandığı bir süreçte, yasanın esnetilmesi tabii ki doğru olmaz. Brüksel, Paris, Lahor, dünyanın her yerinde terör saldırılarının yaşanabildiği bir süreçteyiz. Tüm bunları kapsayacak şekilde bir terörizm ve terörist tanımının yapılması, bunun uluslararası hukuk literatürüne de girmesi lazım. Tecziye edilirken de buna göre tecziye edilmesi lazım.
Sınır güvenliği konusunda NATO bizi epey yalnız bıraktı. Bundan sonra daha fazla yanımızda olacaklarına dair izlenim edindiniz mi?
Sınır güvenliği noktasında, yaptığımız ikili görüşmelerde hepsi bizi destekleyeceklerini söylüyorlar. Ancak Varşova’daki toplantının gündeminde daha çok küresel sınamalar karşısında NATO’nun neler yapılabileceği, Ukrayna, Afganistan gibi meseleler üzerinde duruldu.
DAEŞ, EL-KAİDE’NİN ÇOCUĞUDUR
Suriye konusu çok gündeme gelmedi anladığımız kadarıyla?
Geldi. Ama ben, DAEŞ’in yanında, PKK’yı, PYD’yi, YPG’yi, DHKP-C’yi bunları özellikle gündeme getirdim. İkili görüşmelerimde dedim ki, ABD’nin Irak’a girişinde DAEŞ diye bir örgüt var mıydı? O zaman sadece El-Kaide vardı. Ama DAEŞ, El-Kaide’nin çocuğudur. Oradan çıktı. Nitekim şimdi ne oldu? El-Kaide eridi, ortalıkta artık DAEŞ var.
TERÖR ÖRGÜTÜNDEN KAÇIŞ HIZLANDI
Son dönemde terör örgütü içinde büyük görüş ayrılıkları ve iç çatışmalar olduğu iddiaları dolaşıyor. Bu iddialar doğru mu?
Bizdeki bilgiler, bunların iddia değil gerçek olduğu yönünde. Örgütün ciddi sıkıntılar yaşadığı ortada. Bu sıkıntıyı artık gizleyemez hale geldiler. Örgütten kaçmalar, terk etmeler de bundan kaynaklanıyor. Bunu, terörle mücadelede başarımızın etkisi olarak da yorumlamak mümkün.
HIMARS FÜZELERİ TAKİBİMİZDE
HIMARS füze sistemleri gündeme geldi mi?
ABD teslimatı, maalesef bize verdiği tarihte gerçekleştiremedi. Ta Mayıs için söz vermişlerdi, birer ay birer ay ertelediler. Tabi onunla bizim Fırtına obüslerimizle arasındaki fark sadece menzilden kaynaklanıyor. Bizim Fırtına obüslerimiz de gayet iyi, ama bizimki 40 kilometreyi vuruyor, o 90 kilometreyi vuruyor. Böyle bir fark var. Kendileriyle konuştuğumuzda, gönderecekleri, vereceklerini söylüyorlar. Arkadaşlarımız da muhataplarıyla konunun takibini yapıyorlar.