THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Tatil değil iş vakti

Şubat ayında gerçekleştirilen seçimlerde turizm sektörünün en büyük örgütü Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) başkanlık koltuğuna oturan Firuz Bağlıkaya, ekibiyle birlikte altı ay içerisinde, sektörün itibarını daha güçlü kılacak çalışmalara imza attı. Geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı kabinede turizm dünyasının sevip saydığı Mehmet Ersoy’un yer almasını büyük bir moral kaynağı olarak gören Bağlıkaya, İstanbul Fulya’daki makamında Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya değerlendirmelerde bulundu.

12 Ağustos 2018 Pazar 10:47
Tatil değil iş vakti

TÜRSAB’ın altı ay önce gerçekleşen başkanlık seçiminde 2 bin 200 oy alarak rakiplerine fark atan Firuz Bağlıkaya, benzer bir başarıyı Türk turizmine kazandırmak için gece gündüz çalışıyor. Kendisine emanet edilen makamda Türkiye’nin hak ettiği turizm başarısı için ekibiyle çalışmalarını sürdüren Bağlıkaya ile  güncel konuları ve geleceğe dönük planlarını konuştuk. Öğle arasında bile ülkeye döviz kazandırmak için toplantı düzenleyen Firuz Beyle sohbetimiz, son dönemde kendisini en çok sevindiren, sektörün içinden bir isim olan Mehmet Ersoy’un bakan olarak atanmasıyla başladı.

İCRAATLAR YAKIN TAKİBİMİZDE

Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta açıkladığı 100 günlük eylem planının verimli bir şekilde hayat bulması için bizler de üzerimize düşen görevi yapacağız. Zira bu tür projeler Türkiye’yi kültür ve sanat etkinlikleri ile dünyanın gündemine taşıyacak ve turizm açısından hedeflediğimiz harcama potansiyeli yüksek turistler için ülkemizin yeni bir çekim merkezi olmasına imkan sağlayacak” dedi.

ZOR GÜNLER GERİDE KALDI

TURSAB olarak sektörün sorunlarını çözmek için varız. 2016 yılında yaşanan dramatik tablo geride kaldı. O yıl bizlerin yaşadığını başka bir sektör yaşamış olsaydı, bir daha iki yakası bir araya gelmezdi. Aradan iki yıl geçti, gelen turist sayısında rekor kırdık. 40 milyona doğru gidiyoruz.

ÖNCELİĞİMİZ 12 AY TURİST

Şu anda arz ve talep dengesi yerine oturmadığı için fiyatlandırmalarda farklılıklar oluyor. Bizim sektörde fiyatlar bir yıl önceden belirleniyor. Bu konuda gerçek anlamda toparlanma ise bir iki yılımızı alabilir. Bu noktada, turizmin 12 ay boyunca yaşaması ve yaşatılması için elbirliği ile gayret göstermek zorundayız. Yani ürün çeşitliliğinden söz ediyorum. Harcama kapasitesi yüksek olan kruvaziyer başta olmak üzere spor, kongre, sağlık, gastronomi turizmi alanlarında artık somut adımlar atılacaktır. Bugüne kadar atılmış olan adımların ötesinde bir noktaya gelmemiz gerekiyor. Ancak bu yolla kişi başı harcamaları yükseltebiliriz. Sezonu tek olarak değil 12 aya yayarak ilerlememiz ülkemizin menfaatine olacaktır. Gelir düzeyi yüksek olan bölgelerden oluşturulan segmentlere gelecek olan turist, ikinci bir seferde de sizi tercih edecektir. Biz çalışmalarımızı bu yönde yoğunlaştırıyoruz.

ÇİN PAZARI GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK BİR NİMET

Çin gibi önemli pazarlara dönük yeni açılımlarımız var.  Çin’in önemini artık herkes biliyor ancak yatırımın da yapılması gerekli olan bir pazar. Şu gerçeği herkes bilmeli; Çin’de ne kadar uçağınız varsa onun koltuk sayısı kadar turist getirebilirsiniz. Bu konudaki sorunu 29 Ekim tarihinde açılacak olan İstanbul’un üçüncü havalimanı aracılığı ile çözeceğimizi düşünüyorum. Hükümet yetkilileri karşılıklı görüşmelerini sürdürüyor. Çin sivil havacılığı ile Türk sivil havacılığı karşılıklı olarak sefer sayısının artırılması konusunda yakın bir tarihte anlaşmaya varacak. Bu yıl Çin’den gelen turist sayısında yüzde 100’e varan bir artış söz konusu. İmzalanacak anlaşma ile bu sayının ikiye katlanacağı kanaatindeyim.

CARİ AÇIĞA KARŞI YÜZDE 35 KATKIMIZ OLACAK

Klasik pazarları elden kaçırmamanın yanı sıra yeni pazarlara yönelmemiz gerekiyor. Gerçekten asıl hedefimiz de daha fazla kişinin gelmesi kadar harcamaların miktarını yukarıya çekmektir. Cari açığın kapatılmasında bu yaklaşımın büyük rolü olacaktır. Sektör olarak daha nitelikli bir yaklaşım sergilersek, cari açığın kapatılmasına en azından 35’lik bir katkı vermiş olacağımızdan eminim. Aslında böyle bir ülkede cari açıktan söz edilmemesi gerekiyor. Turizm gelirleri ile azalacak açığın daha aşağıya çekilmesi için herkesin gayret göstermesi yerinde olur.

BAYRAM TATİLİ SÜPER OLDU

9 günlük bayram tatili tabir yerindeyse süper oldu. Bu yıl bayram zaten yüksek sezona rast geldi. Hem ağustosa rastgelmesi hem de 9 gün olması otellerin de dolmasında büyük rol oynadı. Hatta bugünlerde eş, dost arayıp ‘bayramlık yer bulamıyoruz, yardımcı olur musun’ diye ricada bulunuyorlar.

ERKEN REZERVASYONUN ÖNEMİ ANLAŞILDI

Bayram sıkışıklığı erken rezervasyonun önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Erken rezervasyon sayesinde vatandaşlar hem istedikleri yerde tatil yapmanın keyfini yaşıyor, hem de sezon fiyatlarından etkilenmiyor. Sonuçta yüzde 35-40’ları bulan bir avantaj söz konusu. Bu avantajı kim istemez.

YILDIZ MESELESİ TEKRAR ELE ALINMALI

Otellerdeki yıldız sayısı konusu yeniden ele alınması gereken bir konu. Tabi ki nitelik yönüyle değerlendirme yapılmalı. Herhangi bir otelin 20 yıldır 5 yıldız olarak kalması ne kadar önemli ise aynı otelin niteliklere uygun olarak hizmet vermesi de o kadar önemli.

İSTANBUL’UN DEĞERİNİ BİLELİM

İstanbul’da turistlerin kalış sürelerinde bir artış gözleniyor. Şu anda ortalama 2.5 geceye ulaştı. Kişi başı gelirlerde ise artış var. Hepimiz ama hepimiz İstanbul’un hakkını teslim etmeliyiz.

TATİL NEDİR UNUTTUM

Herkes bana tatili soruyor. Ama ben tatil nedir unuttum, zaten böyle bir makama talip isen tatili unutacaksın. Ama sadece bayramda iki gün bir yerlere kaçmayı da istiyorum. Bunu da ailem için yapacağım. Çocuklarla vakit geçirmek ayrı bir şey. Ama bu koltuklar öyle bir şeye de fırsat vermiyor doğrusu. Sonuçta buradaki insanlar bizden hizmet bekliyor. Bu nedenle biz turistlerin tatilini düşünürken, kendimize ‘Tatil değil, iş vakti’ diyoruz.

MEMLEKETİM GİBİSİ YOK

Dünyada bir çok yeri gezip gördüm. Meksika’daki İnka medeniyeti beni etkiledi. Buna rağmen oraları Türkiye ile kıyasladığımda memleketimdeki kültür zenginliğinin ayrı bir değere sahip olduğunu görmek beni gururlandırıyor.

ERSOY’UN BAKANLIĞI BİZLER İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT

Bakanımızın sektörün içinden olması sektöre verilen değerin bir yansıması oldu. Mehmet Bey, bugüne kadar siyasetle hiçbir ilgisi olmayan ve işinde gücünde olan hepimizin sevdiği ve saydığı bir arkadaşımızdır. Bu gelişmeyi büyük bir kazanım olarak görmek gerekir. Bu atama sektörün reel olarak idare edilmesi ve yönlendirilmesi ihtiyacının olumlu bir sonucudur. Cumhurbaşkanımız o makama siyasi bir figürü de atayabilirdi ama böyle yapmadı. Bakanlık kadar önemli bir mevkinin bu işin içinden gelen birisine takdir edilmesi çok önemli bir şey.

ŞİMDİ EĞİTİMLİ İSTİHDAM ZAMANI

Sektörümüz istihdam yönüyle büyük bir dinamiğe sahip. Kriz dönemlerinde binlerce insan aynı anda etkileniyor. Aynı şekilde işler iyi olduğunda yüz binlerce insana ihtiyaç duyuluyor. Hatırlarsanız, 2016 yılında sektör iş gücü açısından da büyük bir kan kaybına uğradı. Birçok insan meslek değiştirdi. Ama şimdi aynı sektör adeta umut dağıtıyor. Artık herkes bu sektörün stratejik bir konumda olduğunu biliyor. Bundan hareketle istihdam amaçlı eğitilmiş iş gücüne de ihtiyaç var. Üniversitelerin bu rolü üstlenmesi önemli bir konu. Nitekim ilerleme de o yönde.

DOLARIN YÜKSELMESİNE SEVİNMİYORUZ

Döviz kurundaki oynaklığı doğal olarak bizler de yakın takibe aldık. Son dönemde direkt turistleri ve turizm hareketlerini etkileyen bir gelişme olmadı. Turistlerin şu aşamada Türkiye’ye gelmesinde dövizdeki değerin büyük bir rol oynadığını düşünmüyorum. Onlar aylar öncesinden belirlenmiş paketler çerçevesinde geliyor. Satışı yapan şirketlerin de büyük bir zararla karşılaştıklarını söyleyemeyiz. Çünkü onlar da döviz üzerinden satış yapmakta. Turistler için fark eden şey, alışverişlerinde kullandıkları para biriminin TL cinsinden kazandığı değer oldu ( dolar- Euro- sterlin…) Kurdaki son sıçramaların geçici olduğu kanaatiyle yükselişin toplam turist girdisine olağanüstü bir katkı sağladığını da söyleyemeyiz. Tabi ki, bizler de sektör olarak böylesine olağanüstü bir süreçte  ‘yükselişten menfaat elde ediyoruz’ dememizi kimse beklemesin. Şunu net olarak söyleyebilirim; Kurun yükselmesi bizleri sevindirmiyor. Kurun yükselmesi ülke ekonomisini doğrudan etkiliyor. Biz sektör olarak uzayda değiliz. Sonuçta, bizler de bu ülkenin bir parçasıyız. Türkiye ekonomisindeki bir negatiflik bizleri direkt olarak etkiler, ’’Doların değeri yükseldi ben de seviniyorum’’ diyen varsa haşa… Ben böyle bir  duruşa karşıyım. Mesele doların kaç liraya yükseldiğinden ziyade oynak olmaması üzerinde durulmasından geçiyor. İstikrar için bu gerekli.

DERDİM DAHA ÇOK TURİST GETİRMEK

Benim ekibimle birlikte tek bir ana hedefim var; o da ülkemize daha çok turist getirmek. Bunun bütün yollarını ortaya koymak için buradayız. Seyahat acentaları turizm ekonomisinin pazarlama ayağıdır. Otelciler konaklama ayağında rol alıyor. Bir de ulaşım ağı var ki, bunu da göz ardı etmemek gerek. Bizim temel işimiz turisti getirmektir. Üstelik daha fazla turisti getirirken bunların yüksek gelirli olanlarını da ülke ekonomisine katkı yönlü kazanmak durumundayız. Bu konudaki planlamaları iyi yapmak gerek. En başta kendi getirdiğimiz turisti rahat bir şekilde transfer edebilme gücüne de sahip olmalıyız.

HAC HİZMETLERİMİZ TIKIR TIKIR İŞLİYOR 

Hac ile ilgili bu yıl hiçbir sıkıntı yaşamadık. TURSAB olarak bu konuda ciddi tedbirler aldık. Şikâyetler azaldı. Özellikle de vize ile ilgili bir bir spekülasyona meydan vermedik. Seyahat acentalarının hakkı olan vizelerin tamamını hak sahiplerine teslim ettik. El altından iş yapma diye bir şey yok. Web sayfamızda da her şeyi şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Bütün hacı adaylarının havaalanı karşılamaları dahil servis hizmetlerini veriyoruz. Artık her türlü spekülasyondan uzak bir organizasyon modeli ile ilerliyoruz. Ayrıca zaman zaman lüks hacı hizmetlerinden söz ediliyor. Yani parayı veren hacca gider gibi bir algı oluşturanlar var. Biz de öyle bir şey olamaz. Biz nasıl hizmet verilmesi gerekiyorsa öyle planlama yaparak ilerliyoruz. Bu arada hac ile ilgili hiçbir tahsilat yapmadığımızı da vurgulamak isterim.

Firuz Baglıkaya: Ben olsaydım...

Kapadokya ve Pamukkale gibi turistik bölgeleri tamamen bina ve diğer derme çatma tesislerden arındırılmış bir planlamaya gider ve uygulardım. Bu yerler bizler için özeldir. Peribacalarının yanı başına ev yapanlar var. Bu olacak iş değil. Benim yetkim olsa böyle yerleri hemen istimlak ederim. Bu gibi yerler tüm güzellikleri ile herkesin olmalı. Şehir yaşamını buralara taşımamamız gerekiyor.

Haber Tarihi: 12 Ağustos 2018 Pazar 10:47

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    17 Ekim 2018