Gazeteci yazar Aslan Değirmenci, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi cinayetini aydınlatacak 6 soruyu gündeme getirdi.
Diyarbakır’da yaşanan ve hepimizi derinden yaralayan katliamın ardından Diyarbakır’da adliye muhabirleri, aktivistler ve avukatlarla telefonla görüşmeleri yaptım. Bilgi kirliliği olmaması için süzgeçten geçirerek anlattıklarını sizlerle paylaşmak istedim. Anlatılanların hemen ardından cevap bekleyen soruları da sıraladım.
Önce adliye muhabiri arkadaşın anlattıklarına kulak verelim:
“Karmaşık bir durum.. Öncelikle ağır gündem altında önemini yitiren bir olay yaşandı dün Diyarbakır’da. Beyaz Toros ile polise uzun namlulu silah ve bombayla saldırı düzenlendi. Saldırıda polisler yaralandı. Çıkan çatışmada bir kişi polis tarafından öldürüldü. Ölen kişinin PKK’lı olduğu ortaya çıktı. Çatışma esnasında iki PKK’lı ise olay yerinden kaçmayı başardı. Bugün Diyarbakır’da polise saldıran 2 kişinin bu PKK’lılar olduğu yönünde adli makamların elinde ciddi deliller olduğu iddia ediliyor. Yani dün Toros ile silahlı saldırı yapanlar bugün 2 polisimizi katledip, Baro Başkanı Tahir Elçi ve arkadaşlarının yaptığı açıklamaya dalan kişiler büyük ihtimalle aynı kişiler.”
Şimdi soralım:
- PKK, 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerde kullanılan Toros marka araçla katliamlara imza atarak gizleniyor mu, yoksa bölgenin yeni JİTEM’i ben miyim diyor?
- Geçtiğimiz günlerde “1990'lı yıllardan bugüne JİTEM'ci ağababalarınız ve Generallerinizde boyun eğmedim, sizden mi korkacağım.." şeklinde sosyal medyada paylaşım yapan Elçi, örgütün JİTEM taktiğinden haberdar meydan mı okuyordu, yoksa kendisine JİTEM süsü vererek tehdit eden yeni beyaz toroslulara mı tepki gösteriyordu?
- Yıllar önce bir canlı yayında “Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar neden JİTEM davalarına sahip çıkmıyor?” diye serzenişte bulunmuştum. Bu söz üzerine canlı yayına kendi talebi üzerine bağlanan rahmetli Elçi, kendi adına açıklamalarda bulunmuş, davalara katıldığını, JİTEM’in deşifre olması için elinden geleni yaptığını belirtmişti. Saygı duyduğum bir isim olduğundan tartışmadan kaçınmıştım. Program sonrası ise kendisi beni aramış, “Keşke topyekun Diyarbakırlı avukatları zan altında bırakmasaydın” demişti. Bende kendisine, “Ortada bir dava var ve bölge açısından bu hayati öneme sahip. Ancak JİTEM davasına katılan gönüllü avukat sayısı çok düşük. Yüzleşme isteniyorsa neden bu davaların sonuna kadar gidilmesi adına mücadele verilmiyor. Hatta bölgede kazılar yapılıyor. Buraların JİTEM karargâhları olduğu iddia ediliyor. Bu kazılara neden eşlik edilmiyor” dediğimde Elçi, “Siteminde haklı olabilirsin. Ama inan ben ve benim gibi birçok arkadaşım söz konusu gelişmeleri yakından takip ediyorum. JİTEM’in infazlarının aydınlatılması demek bölgenin aydınlığa kavuşması demektir. Zaman zaman yalnız kalıyor olabiliyoruz ama ilgileniyoruz” cevabını vermişti. Telefon görüşmemize işadamı Nihat Karaaslan tanıklık etmişti. O gün sorduğumuz soru şuydu; Tahir Elçi neden yalnız bırakılıyor? İnfazlar da yoksa PKK’nın da mı parmağı var? Bu soruyu güncelleyerek bugün sormak mümkün mü? Elbette mümkün. Maskeliler nasıl vesayete hizmet ediyorsa, JİTEM de dün vesayete hizmet ediyordu. Bu vesayet aşkı dünden kalmış olamaz mı? Bir ortaklıklarının olmadığını kimse iddia edemez!
Konuyu fazla dağıtmadan Elçi’nin meslektaşı Diyarbakırlı bir avukata sözü bırakılım;
“Elçi’nin ani reflekslerle yaptığı açıklamalara bakmayın. Elçi ile PKK arasında duvarlar vardır. Belki Kürt siyasetine olan ilgisinden dolayı HDP’ye yakınlık duyduğunu söyleyebiliriz ancak PKK ile asla organik bir bağlantısı yoktu. Hatta Çözüm Sürecinde yaptığı ileri açıklamalarda defalarca PKK tarafından eleştirilere maruz kalmış bir isimdir Elçi… Tahir Elçi, meslek hayatına adım attığın günden bugüne faili meçhul cinayetlerin üzerine giden bir isimdi. Vicdan ve adalet sahibi biriydi. Adalete bağlılığı da defalarca KCK’yı rahatsız etmişti. Tarafsız bir şekilde ideolojiden önce adaleti önemsediğinden bazı davalarda hedef olmuştu. Suçlamalara maruz kalmış, bir dönem barış ve kardeşlik vurgusunu çok öne çıkarttığından AK Partili ilan edilmişti. AK Partili olmak suç mu? Hayır değil. Ancak burada örgütün algı operasyonlarından biri bu suçlamayı yöneltmektir. Sosyal medya paylaşımlarında olduğu gibi Tahir Elçi, uzun süredir Hendeklerin kapatılması için mücadele ediyordu. Bölge insanının hendekler yüzünden mağduriyetini HDP’lilere taşıyor, sitem ediyordu. Bugün ise yaptığı açıklamada silahlar sussun diyordu. Çok gördüler ona bunu. Katili bilmiyoruz. Suçlamalar yapmak istemiyoruz. Ancak etrafını polisler sarmıştı. Kimse ona zarar gelsin istemiyordu. Görüntülerde de bu var. İlginç olan atışlar farklı bir bölgeden geliyor, polisin dikkati o bölgeye çevriliyor, Tahir Elçi farklı bir noktadan açılan ateş ile öldürülüyor. Bize gelen bilgiler bu yönde. Tabi soruşturmanın sonucunu beklemeden yanlış bir cümle kurmamak lazım.”
Sorularımıza devam edelim;
- Tahir Elçi’ye planlı bir suikast girişimi mi yapıldı? Önce polislerin hedef alınması, ardından farklı noktalardan bölgenin çapraz ateşe alınması bunun işareti mi? Polislerin dikkati farklı yönlerine çevrilmişken suikastçı Elçi’yi katletmiş olabilir mi?
- Ya da çatışma görüntülerden de izlendiği üzere kargaşa altında gerçekleşiyor. Ateş arasında kalan Tahir Elçi bir kurşuna hedef mi oldu?
Sözüne güvendiğim bir aktivist ise olayı şöyle anlatıyor:
“Olay yerinde değildim. Ancak olay yerinde olan gazeteciler, avukatlar ve olay bölgesine yakın olan birkaç esnaf kardeşlimizle görüştüm. Polisleri şehit eden PKK’lılar basın açıklamasının yapıldığı Dört Ayaklı Minare'nin bulunduğu Yenikapı Sokağına giriyorlar. Kimisine göre 2 kimisine göre 1 PKK’lı… Ancak henüz sokağa girmeden silah sesleri duyuluyor. O hain cinayet yaşanana kadar da silah sesleri hiç susmuyor. Tek bir merkezden ateş edilmiyor. Açık bir çatışma yaşanıyor. Hatta hendeklerin kazıldığı bölgelerden de silah sesleri geliyor. Sonuç 2 polisimiz ve Baro Başkanımız ölüyor. Kamera kayıtlarını sordum. Yoğun bir inceleme varmış. İnşallah görüntülere takılmıştır.”
Sorularla devam edelim;
- Hendeklerin olduğu bölgede kim var? Cevap zaten soruda gizli.. Hendeği kim kazdıysa onlar var. Elçi'nin otopsi raporunda, "Ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarasının incelenmesine göre atış mesafesinin uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu" yazıldı. O uzak, Hendeklerin orası olmasın?
Kim olursa olsun. Biran önce olay aydınlatılsın, katillerden yargı önünde hesap sorulsun. Peygamberler ve Sahabiler şehri Diyarbakır, yüzyıllardır bağrında kardeşliği taşımıştır. Bozmaya çalışanlara da lanet olsun!