Taharetsizlik ve salgın hastalıklar 'Protestanlık' mezhebini doğurdu!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
'Yok artık daha neler!' diyebilirsiniz ama, gerçek bu! Temizlikten bîhaber, lâzımlığa pisleyip, pencereden aşağı sokağa döken Avrupa'yı, salgın hastalıklar kırıp geçirince, inancı sarsılan halk bunun öfkesini kiliseye kesti. Katolikliği protestodan Protestanlık doğdu.
Bazı hastalıklar, dramatik ve yıkıcı sonuçlarıyla tarihte derin izler bıraktı. Cüzzam, veba, kolera, verem, frengi gibi hastalıklar kimi zaman dehşetin simgesi haline geldi..
"Taharet" (temizlik) kavramından uzak yaşamak Avrupalı'nın kırılmasına sebep oldu. Hastalıklara, vücudu ele geçiren ruhların sebep olduğu düşünen hurafeci Yahudiler hastalara değmeme ile salgınların üstesinden geleceklerini söyleyip, hastaları ölümle başbaşa bakımsız bıraktırdılar.
PİSLİĞE KARŞI ŞEMSİYE VE PARFÜMLÜ ÖNLEM!
Ortaçağ boyunca salgın hastalıklar Avrupa’nın peşini bırakmadı, bu hastalıklardan ilki cüzzamdı. Kendi pisliğini lazımlığa yapıp sonra pencereden sokağa dökme alışkanlığı hastalıkların neden korkunç bir şekilde yayıldığını anlatmaya kafi..
İnsanlar, hangi pencereden ne zaman bir lazımlığın boca edileceğini kestiremedikleri için, "şemsiye" kullanır olmuşlardı.
Yine gariptir, bu pis kokulu hayat, Frengistan'da "parfüm" üretimini geliştirdi. Fransa halâ parfümün merkezidir.
1350’li yıllarda yaşanan veba salgını en büyük felaketlerden biriydi. 1346 yılında Kırım’daki Ceneviz kenti Kefe’de görüldü. Hastalıktan kurtulmak için Kefe’den kalyonlarla kaçan Cenevizliler salgını Avrupa’ya taşıdı. Veba önce Sicilya, Cenova, ardından Paris’e ulaştı. Sonra Manş Denizi’ni aştı. 1349’da Britanya Adaları’na sıçrayan veba, doğuda da Almanya, Baltık ve Rusya’ya girdi.
ORADA 30 MİLYON ÖLDÜ, MÜSLÜMAN ETKİLENMEDİ
Felaket sona erdiğinde, Avrupa’da 30 milyon kişi ölmüş, yani “kara ölüm”, Avrupa’da her üç kişiden birinin ölümüne yol açmıştı.
Burada dikkat çeken bir nokta var. Kırım ile İtalya arasında Selçuk-Osmanlı Müslüman coğrafyası bulunmasına rağmen salgından Müslümanlar etkilenmedi.
Avrupa, Ortaçağı kıtlık, salgın gibi felaketlerden yakasını kurtaramamış; umutsuzluk ve dehşet içerisindeydi. Kiliseye olan inancını sorgulamaya başlamıştı. Bu hıristiyan dünyasında Protestanlığa yol açtı. Kiliseyi protestodan "Protestanlık" diye bir mezhebin doğuşuna salgın hastalıkların sebep olması hayli ilginç bir durumdur.
Bu ortamda, tabii büyücülük de aldı yürüdü.
ÇİÇEK AŞISINI İSTANBUL'DA GÖRDÜLER
Veba, kızamık, çiçek, kızıl, suçiçeği salgınları da can almaya devam ediyordu. Veba salgınları yüzünden ölenlerin sayısı, Milan’da 80 bin, Venedik’te 500 bin kişiydi.
18. yüzyıla gelindiğinde, önceki yüzyıllara kıyasla daha az öldürücü olmakla birlikte, hıyarcıklı veba, tifüs, sıtma ve difteri hala halk sağlığını tehdit etmeye devam etti.
Dönemin en öldürücü hastalığı ise çiçekti. Lady Mary Wortley Montagu’nün İstanbul’a yaptığı ziyaret sırasında gördüğü, Asya’da yaygın olan bir çiçek aşısı tekniği Avrupa’da kullanılmaya başlandı.
19. yüzyılda salgınlar halen devam ediyordu. Londra’da 1854’te 14 bin kolera vakası görüldü.
19. yüzyılda kolera Amerika’da kuzey kıtayı 3 kere dolaşarak büyük kayıplar verdirdi.
20. yüzyılda gelişmiş ülkelerde kolera devam ederken zaman zaman İspanyol Gribi, Kuş Gribi ile AİDS salgınları oldu. Ama asıl sorun, bulaşıcı olmasa da "modern yaşam"ın teknolojinin tetiklediği hastalıklar. Kansere hale çare bulunamadı. Diyabet, obezite kanser kadar yaygın. Alzheimer de öyle..
"Modern Yaşam"ın aç gözlülüğü, abur cubur tıkınmayı çocukluk yaşlarından salgın haline getirdi. Hazır gıda üreticisi sanayiciler, daha fazla kazanma ve birbirleriyle rekabet edebilmek için insanların beyinlerini reklamlarıyla yıkamakta ve "obezite"nin onu takiben de kanserin yaygınlaşmasını hızlandırmaktalar.