Şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve yalnızca O’ndan geldiğinin şuurunda olmak, bunu kalple ve dille ifade etmektir.
Şükretmenin aksi ise Kur’an’da, nankörlük anlamına gelen “küfür”dür. Kur’an’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün Kur’an’da bu derece önemle vurgulanmasının sebebi, bunun imanın ve tevhid inancının en büyük göstergelerinden biri olmasıdır.
Kur’an ayrıca şükretmek, şirk koşmanın zıttı olarak Allah’a kulluk etmekle birlikte zikredilmiştir:
Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu: Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Artık Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol. (Zümer Suresi, 65-66)
Her An Şükredici Olmak
Bazı kimseler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini, ya da çok büyük bir sorunlarının çözülmesini beklerler. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın her anının nimet içinde geçtiği görülür. Hayatı, sağlığı, aklı, şuuru, beş duyusu, nefes aldığı hava ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır.
Bu nimetlerin ise herbiri ayrı şükür gerektirir. Allah’ı anmasında, tefekküründe eksiklik olan kimseler gaflet içinde oldukları için, bu nimetlerin değerini onlara sahipken bilmez, bunların şükrünü yapmaz; ancak bu nimetler ellerinden alındığı zaman değerlerini anlar, nankörlüklerinin sonucuyla karşılaşırlar.