• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sıçrama için fırsatlar kapımızda

Yeniakit Publisher
2018-07-15 11:38:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Sıçrama için fırsatlar kapımızda

Ülkemizin bölünmez bütünlüğü üzerinde oynanan oyunların zirve yaptığı 2013- 2016 yılları arasında ekonominin direncinin kırılmaması için vargücüyle çalışan finans kesimi büyük bir stres testinden geçti. Hain darbe girişiminin ardından hükümetin aldığı tedbirler ile özel sektör ve vatandaşların dirayetli duruşu ekonomideki tahribatın önlenmesinde rol aldı. Bu süreçlerin şahitlerinden birisi olan Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş, Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

15 Temmuz hain darbe girişiminin ikinci yıl dönümünü yaşadığımız bugünde, şöyle geriye baktığımızda; rahmetle andığımız şehitlerimizin, canlarını vatan uğruna vermek için her türlü alçaklığa göğüs geren gazilerimizin ve aziz milletimizin ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin her yönden sarsılması için sinsi planlar yapan mihrakların bir hedefinin de ekonomi olduğunu görüyoruz. O geceden bugüne kadar ekonomi alanında yaşanan gelişmeleri, zorluklara göğüs geren iş alemine yön veren finans dünyasının atılımlarını, 24 Haziran’da gerçekleştirilen iki önemli seçimden doğan ekonomik sonucu ve Türk katılım bankacılığının yüzakı olan Vakıf Katılım Bankası’nın hizmetlerini Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş’a sorduk. 24 Haziran seçimleri sonrasında ekonomik büyüklüğü ile sıçramaya hazırlanan Türkiye için fırsatların var olduğuna dikkat çeken Göktaş, konuşmasına 15 Temmuz 2016 gecesinin hemen ardından finans sektörünün zorlu sınavı nasıl geçtiğini anlatarak başladı ve şunları dile getirdi:

ZORLU SINAVI ATLATTIK

Türkiye’nin, sıkı bütçe disiplini, düşük kamu borç stoku ve güçlü bankacılık sektörü ile yaşanan bu olumsuz gelişmelerin üstesinden rahatlıkla geldiğini hep birlikte gördük. Özellikle finans sektörü bu zorlu sınavı son derece başarılı bir şekilde verdi. Finansman kanallarını sağlıklı bir şekilde işleten sektörümüz, mümkün olduğu ölçüde başta konut finansmanı olmak üzere tüm oranları düşürdü. Böylece yaşanan onca olumsuzluklara rağmen ekonomik büyümenin desteklenmesi için gerekli finansman arzı sağlanmaya devam edildi. Firmalardan gelen yapılandırma talepleri karşılandı, firmaların ödeme güçlüğüne düşerek ekonomik istikrarı olumsuz etkilemelerini önlemeye gayret gösterildi.

BU DARBE GİRİŞİMİ EKONOMİYİ NASIL ETKİLEDİ?

15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimini sadece yerel bazda bir hareket olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Zira hain darbe girişiminden başarısızlıkla ayrılan güçler hain emellerini ekonomik yönden sürdürme gayreti içerisine girdiler. Bu doğrultuda darbe girişiminin takip eden günlerde bir uluslararası rating kuruluşunun Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir not seviyesinin altına indirmesi ile birlikte portföy yatırımlarında yaşanan çıkışın olumsuz etkileri, ekonomik yavaşlamayı belirgin hale getirmiş; böylece yıllar sonra ilk kez Türkiye Ekonomisi 2016 yılının 3. çeyreğinde yüzde 1.8 daralmıştır. Yine uluslararası piyasalarda bazı önemli kalemler ülkemiz aleyhine yaptıkları risk temelli açıklamalar ile kriz algısı oluşturmaya çalışmış; daralmanın etkilerini daha belirgin hale getirmeye çalışmışlardır.

Ancak hain darbe girişimine karşı dimdik ayakta kalan milletimiz bu saldırılara da gerekli karşılığı aynı kararlılıkla vermeyi başarmış, kısa süre içerisinde ekonominin çarkları dönmeye başlamıştır. Takip eden dönemde ülkemizin sergilediği rekor büyümeler ise ülkemiz üzerinde hain emeller besleyen şer odaklarına net bir cevap olmuştur.

ÖZELLİKLE 2013 MAYIS AYINDAN BU YANA GEZİ İLE BAŞLAYAN SÜREÇTE EKONOMİNİN HEDEF ALINMASININ SEBEBİ NEDİR?

Son yıllarda ülkemizdeki siyasi istikrarın yansıması olarak ekonomik anlamda çok ciddi mesafeler kat eden ülkemiz, aynı zamanda jeopolitik önemi doğrultusunda gerçekleştirdiği önemli siyasi hamleleriyle sadece bölgesinin değil, dünyanın önemli ülkelerinden biri haline gelmeyi başarmıştır.

DAHA ÖZGÜRÜZ

Bugün doğudan batıya, kuzeyden güneye nerede bir mazlum varsa, ay yıldızlı bayrağı gördüğünde yüzüne umudun ışığı doğuyor. Ülkelerin yaptıkları yardımları gayri safi milli hasılalarına oranladığımızda Türkiye tüm dünya ülkelerini geride bırakarak tüm mazlumların yardımcısı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Savunma sanayi yatırımları ile artık birçok malzemeyi kendisi üretmeye başlayan Türkiye, dışa bağımlılığının azalmasıyla artık daha özgür hareket ediyor; ülke çıkarlarını daha ön planda tutabiliyor.

İşte saydığımız bu gelişmeler bu zamana kadar ülkemizi boyunduruk altında tutan ülkeleri rahatsız etti. Önce ekonomik ve siyasi anlamda başlayan Türkiye’yi sıkıştırma hareketi, Gezi ile birlikte sokaklara inerek toplumsal ve anayasal düzeni bozma girişimi haline geldi.

BÜYÜME DEVAM ETTİ

Gezi Parkı olayları ile başlayıp, 17-25 Aralık operasyonu, terör saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişimi ile devam eden, Türkiye’ye diz çöktürme amaçlı saldırılar siyasi anlamda amacına ulaşamayınca, bu çirkin tezgâhları kuran hain çevreler, bu kez ülkemizin ekonomik bir çöküş yaşaması için ellerinden gelen her türlü kirli oyunu oynamaya başladı. 

Ülkemizin tüm bu operasyonlar boyunca doğal olarak savunma pozisyonunda kalması, milli gelirimizde elbette bir kayıp yaşamamıza neden oldu. Fakat bizler millet olarak, 7’den 70’e el ele, omuz omuza vererek birlik ve beraberliğimizden vazgeçmedik. Ülkenin tüm kurum ve kuruluşları tam bir ahenk içerisinde, büyük bir fedakârlıkla çalışmalarını, gece gündüz sürdürdü. Böylece ülkemiz ekonomik anlamda bu süreçte de küçülmeyip aksine, tüm dünyayı şaşırtacak şekilde büyümeye devam etti.

KABİNENİN BANKACILIK VE FİNANS ALANINDAKİ ÖNCELİKLERİ NELER OLMALI?

Ekonomi yönetiminin kısa vadede enflasyonun düşürülmesine yönelik adımlar atacağını bekliyorum. Ancak ekonomimizin karşılaştığı sorunların büyük bir kısmı yapısal nedenlerden kaynaklanmakta. Doğal olarak çözüm de son günlerde ekonomistlerimizin sıklıkla işaret ettiği üzere yapısal reformlarda... Siyasi otoritenin gündemine baktığımızda cari açığı gidermeye, yerli ve yabancı yatırımcının güvenini artırmaya, stratejik sektörlerde üretim kapasitesini yükseltmeye, yüksek teknolojiyi desteklemeye ve yeni finansal enstrümanlar geliştirmeye yönelik birçok yapısal değişiklik planlanıldığını görmekteyiz. Yol haritamız belli, bundan sonraki süreçte ekonomi yönetimimizden temel beklentimiz yol haritamızın etkin icrası. Bu konuda, yeni geçtiğimiz başkanlık sisteminin ve bu sistemin beraberinde getirdiği yönetimsel değişikliklerin çok etkili olacağına inanıyorum. Bunun yanında şunu da göz ardı etmemeliyiz ki; yaşadığımız iletişim çağında plan ve icraat tek başına yeterli değil. Ekonomimizi güçlendirmeye yönelik adımlarımızın iletişimini hem içerde hem de dışarıda etkin bir şekilde yapmamız gerekmekte. Yeni başkanlık sistemimizde ekonomiye yönelik iletişimin de geçmişe göre daha etkin bir şekilde gerçekleştirileceğine inanıyorum.

SEKTÖRÜNÜZ VE BANKANIZ DEMOKRASİYE DARBE GİRİŞİMİNİN ARDINDAN EKONOMİYE KATKI SAĞLAMAK İÇİN NELER YAPTI?

2016 yılı Şubat ayında faaliyete başlayan Vakıf Katılım olarak henüz beşinci ayımızda bu menfur darbe girişimiyle karşılaştık. Siyasi otoritenin gerekli adımları atması paralelinde biz de 15 Temmuz gecesinden itibaren ülkemiz için gerekli adımları atmaya başladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısıyla konut finansmanı oranlarımızı piyasanın en alt seviyesine indirdik. Bunun yanında diğer tüm finansman kalemlerinde –henüz yeni bir Katılım Bankası olmamıza rağmen- hatırı sayılır oran indirimi yaparak piyasa çarklarının dönmesi için destek verdik. KGF ve Nefes Kredisi projelerinde yer alarak ekonominin temel taşları olan KOBİ’lere önemli katkılar sağladık. Şubeleşme ve istihdam hedeflerimizde değişiklik yapmadan çalışmalarımızı sürdürdük.

VAKIF KATILIM NE YAPTI?

Vakıf Katılım olarak 2017 yılında 825 müşterimize, yaklaşık 1 Milyar TL KGF teminatlı fon kullandırımı, 2018 yılının başından şu ana kadar da 817 müşterimize, 385 Milyon TL KGF teminatlı fon kullandırımı gerçekleştirdik. Yılın geri kalanında da kullandırımlarımıza devam ederek, geçen yıla oranla daha fazla bir büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz.  Bunun yanı sıra, 2018 yılı Nisan ayında imzalanan Nefes Kredisi protokolü ile 476 müşterimize 71 Milyon TL Nefes Kredisi kullandırımı yaptık. Kamu bankası olmamızın verdiği güven algısı hasebiyle özellikle yurt dışı fonların ülkemize kazandırılması konusunda önemli bir rol üstlenmiş durumdayız ve bu alanda sektöre önemli katkılar sağlıyoruz.

7 YILDA HEDEF YÜZDE 15 PAY ALMAK

Faizsiz bankacılık olan katılım bankacılığının bankacılık sektöründeki payının 2025 yılında yüzde 15’e ulaşması hedeflendiğini söyleyen İkram Göktaş, ‘’Bu da 300 milyar dolara ulaşan aktif büyüklük ve 181 milyar dolar seviyesinde katılım fonu büyüklüğü anlamına geliyor. Bunun için ülkemizdeki potansiyelin harekete geçirilmesi kadar yurtdışı fonların Türkiye’ye getirilmesi de önem taşıyor. Burada kritik unsurlardan biri de İstanbul’un Finans Merkezi haline gelmesi. Bu aşamada katılım bankaları olarak hızla büyümemiz ve İslami Finans alanında dünyadan aldığımız payı da hızla geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

EN BÜYÜK HEDEFLERDEN BİRİSİ

İstanbul’un Finans Merkezi olması siyasi otorite tarafından uzun zamandır üzerinde çalışılan ve aksiyon alınan bir proje olduğunu hatırlatan Göktaş, bu noktada atılan çok ciddi adımların olduğunu belirterek şu tespitte bulundu: ‘’Katılım Bankacılığı da bu projenin önemli taşlarından birisi. İstanbul’un finans merkezi olmasıyla faizsiz bankacılık için de bir cazibe merkezi olacağını düşünüyoruz.  İslami finans, dünya genelinde oldukça ilgi gören ve 2 trilyon doları aşkın büyüklüğüyle göz kamaştıran bir finans modeli. Maalesef ki, bu modelin ev sahipliğini şu an için başka ülkeler yapmakta. Bu noktada İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında İstanbul’un İslami Finans’ın da merkezi olması elbette en büyük hedeflerden biri. Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın yeni dünyanın merkezinde yer alması, Doğu’da üretilen enerjinin en büyük tüketici olan Batı’ya aktarımda ülkemizin ana transfer güzergâhında olması, İslamiyet’in en önemli rol modelinin ülkemiz olması İslami Finans’ın merkezi olmamız açısından bizi ön plana çıkarıyor.’’

BEN OLSAYDIM...

Her çocuğun küçük yaşlardan itibaren bir spor dalı ile meşgul olmasını sağlardım. Eğitim sisteminin daha adil olması için çalışırdım.  Lise ve üniversiteye giriş sınavlarını kaldırırdım.

KÜLTÜR GEZİLERİNİ TERCİH EDİYORUM

Hafta sonları ailesine zaman ayırma gayretinde olduğunu söyleyen İkram Bey, küçük oğlu ile bire bir vakit geçirmekten keyif aldığını, fırsat buldukça günübirlik şehir dışı geziler yaptığını ve kültür gezilerine katılmaya çalıştığını kaydetti.

 

 
Yeni Akit Gazetesi

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23