Kara paralar, şaibeli ihaleler ve usulsüzlüklerle anılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mağdur edebiyatı kabak tadı verdi.
Buğra Kardan İstanbul
Yolsuzluktan, hırsızlıktan, sahtekârlıktan, dolandırıcılıktan, rüşvetten ve irtikâptan tutuklu olan İmamoğlu’nun algı oyunlarına yenisi eklendi. Kabahatlerini unutan İmamoğlu, dün cezaevinden İngiltere merkezli Financial Times’a mektup yazarak kendini siyasi tutsak olarak niteledi. Mektupta adının geçtiği tahkikatlara ve davalara girmeyip, “Hakkımda mahkûmiyet kararı yok” diye yazan İmamoğlu, mazlum rolü oynadı. İktidarı karalayarak, yargıyı yıpratarak iddialara ve ithamları perdelemeye kalktı.
HAKİKATLERİ PERDELEMEK MÜMKÜN DEĞİL
İmamoğlu, ülkesini jurnallediği mektupta ekonomiye de darbe vurmaya çalıştı. “Yatırımcı, Türkiye’ye güvenmiyor” imasında bulunacak kadar ileri gitti. Şahsını, arkadaşlarını ve danışmanlarını savunmak yerine kara propaganda yapmayı tercih eden İmamoğlu, öfke odağı oldu. Milyonlardan İmamoğlu’na “Yalanı, algı oyununu bırak. Sen siyasi tutsak değil, yolsuzluk ve hırsızlık zanlısısın” çıkışı geldi. Politikacılar da İmamoğlu’nun Türkiye’yi yabancı medya organlarına şikâyet ederek ve “Siyasi operasyona kurban gittim” söylemine sarılmak yerine kendini temize çıkarmaya çalışması gerektiğin altını çizdiler. “İmamoğlu, ‘Siyasi tutsak’ kavramının ardına saklanarak İBB’yi hortumladığını ve Beylikdüzü gibi İstanbul’un içini boşalttığı hakikatini örtemez” ifadesini kullandılar.
İMAMOĞLU’NDAN GÖRÜLMEMİŞ, DUYULMAMIŞ PİŞKİNLİK
Akit’e konuşan AK Parti 27’nci Dönem İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, şunları söyledi: “Ekrem İmamoğlu’nun mandacı anlayışla Türkiye’yi dünyaya jurnallemesi başlı başına bir skandaldır. Aynı İmamoğlu’nun bu kadar delile rağmen mağduru oynaması pişkinliktir. Cinayet romanlarından, filmlerinden bilinir. Olay mahalline ilk katil gelip gider. İmamoğlu da Beşiktaş, Esenyurt, Beykoz’a yolsuzluk operasyonları yapılmasının ardından en gür sesi çıkaran figürdü. Bu operasyonların akabinde İmamoğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olma planını tatbik etmeye koyuldu. Hâlbuki seçimlere daha 3-4 sene olduğu muhakkaktı. Demek ki İmamoğlu, başına gelecekleri tahmin ettiği için böyle bir yönteme başvurdu. Şu anda da İmamoğlu, karşı karşıya kaldığı ithamlara cevap vermiyor ve mağduru oynuyor. Bu, dünya siyasetinden klasik hâle gelmiş bir yöntem ancak yararsız. Bunu tahkikat aşamasında gördük. Ne yaptı İmamoğlu? Savcının sorularını geçiştirdi. Sorulara ya ‘Hatırlamıyorum’ ya da ‘Muhatap almıyorum’ karşılığını verdi. Arlanmadan Financial Times’a kendini pirüpak olarak sunarken ülkeyi şikâyet ediyor. İktidara ve yargıya laf atıyor. Anlaşılan o ki İmamoğlu, tam emperyal devletlere uygun biri. Volodimir Zelenski gibi biri. Ancak İmamoğlu, ne yaparsa yapsın nafile. Çünkü siyasete dönmesi mümkün değil. Bir kere ithamlar çok ağır. Deliller net. Yine diploması yok. Diploması bulunmadığından Cumhurbaşkanı adayı olması imkânsız.”