ŞEHİTLERE RAĞMEN YILBAŞI KUTLANIR MI?
Diyarbakır harap olmuş iken...
Güneydoğu savaş alanı iken...
Sokaklara hendekler kazılmış, esnaf kepenk açmaya korkar iken...
Güneydoğulular, PKK belâsıyla boğuşur iken...
Bu kara kışta Kürtler evini-barkını koyup göç eder iken...
Çocukların uykuları çatışma sesleriyle kâbusa çevrilir iken...
Daha dün iki canlı bomba daha yakalanmış iken...
Rusya, İran, Suriye canavarı Esed, “hendek arkasından” ihanet eder iken...
Esed, Putin, Karayılan, intikam yeminleri eder iken...
HDP’li eşbaşkanlar, PKK’nın “azaltılmış numunesi” gibi bir fonksiyon üstlenir iken...
Dünün barışçıl “Nişantaşı entellerinin eşiğine yüz-göz süren HDP’li “beslemeler, bugün “Öz yönetim”ci hainlere dönüşmüş iken...
Eli kınalı damatlar şehadet şerbetini içip, toprağa düşer iken...
Her gün yeni bir ana-baba daha, evladını toprağa verir iken...
Şehit çocuğu arkadaşına, “burada yatan benim babam” diyerek, bayrağa sarılı tabutu işaret eder iken...
Aylan bebekler, kıyılarımıza vurur iken...
Avrupa, Müslüman Suriyeliler için duvarlar örer iken...
Binlerce Suriyeli mülteci, yoklukla savaşır iken...
Hadi yüreğiniz kaldırıyorsa Yılbaşı’nı kutlayın...
Vicdanınız sızlamayacaksa, için, eğlenin, hoplayın, zıplayın, cıvıtın...
Çok cephede harp eden askeri-polisi, sarhoşların hizmetine sunun...
Havai fişek patlatın, dansöz oynatın, harcamalarınızda dünya ülkeleriyle yarışın!
Size bu yakışır...
Yılbaşı sevindirikliği, aşağılık kompleksi dolaşan damarlarınızdaki sefil kanda mevcuttur...
Sırrı Süreyya gibi vurdumduymaz, Proje Selahattin gibi “aman sen de”ci olun...
Ölenle ölmeyin... Gününüzü gün edin...
Öyle vicdan falan yapıp, kendinizi frenlemeyin...
“Şehitlerden bana ne” deyin...
“Ölenlerden kime ne” deyin...
“E ölmeyelerdi, bu benim suçum mu” deyin...
“Sen otur ağla, başkasından sana ne” deyin...
Borç edin, harç edin ama illa gırtlağınıza kadar yiyin, için, eğlenin...
Bir Fransa kadar olsun, hayatını kaybeden insanlarınıza saygı göstermeyin...
Diyarbakır Katliamı’nı, Suruç Katliamı’nı, Ankara Katliamı’nı, Soma faciasını dert etmeyin...
Daha dün şehit düşen uzman çavuşları, acılı dulları, talihsiz yetimleri düşünmeyin.
Suriyeli mültecilerin botlarını şişleyen Yunanistan gibi, mülteciler ülkelerine girmesin diye duvarlar ören Avrupa gibi, Güneydoğu’da PKK’lı teröristler ölürken, dansözlü Cihangir partilerinde keyif eden HDP’li Sırrı gibi, Suruç Katliamı sonrası beş yıldızlı otel keyfi yapan Proje Selahattin gibi yapın yani... Taş kesilin...
Yaşasın 2016! Yaşasın hedonizm!
Düşünüyorum da...
Bu manzaraya rağmen Yılbaşı kutlayanları, kendi payıma “belhum âdâl” göreceğim!
Onlardan utanacak, yaptıklarından tiksineceğim!
İnsan yerine koymayacak, hayvanlardan da aşağı göreceğim!
Yavrusu öldüğü için hüzne boğulan hayvanlara saygı duyacak, bu hissiz, haysiyetsiz “yaratıklara” itibar etmeyeceğim!
Kıyılarımıza vuran mülteci cesetleri için...
Esed’in “varil bombalarıyla” can veren Suriyeli kardeşlerimiz için...
Güneydoğu’da katledilen vatandaşlarımız, şehit olan askerlerimiz için...
Belediyelere sesleniyorum...
Acılı şehit ailelerine saygı gösterin...
Fransızlar kadar olsun vicdanınız varsa eğer...
Vatan, millet, bayrak sevginiz varsa...
Yılbaşı kutlamalarını iptal edin!
KARAHASANOĞLU AİLESİNİN BAŞI SAĞ OLSUN...
Her ölüm acıdır...
Her ölüm hüzünlüdür...
Ama en acı ölüm, bir çocuğun ölümüdür.
Bir babanın, evladını gömmesi...
Bir çocuğun, annesinden önce hayatını kaybetmesi...
Bir torunun, dedesinden önce...
Ölüm son nokta...
Sözün bittiği yer...
Sükûtun sese dönüştüğü yer...
Allah sabır versin...
Cennetteki mekanında yeniden buluşmayı nasip etsin...