Türkiye’nin güven, huzur ve istikrar iklimini hedef alan karanlık odaklar, yerel seçimlerin arefesinde yeniden sahnede. Darbelere, ayaklanmalara bel bağlayan iç ve dış mihraklar tahrik ve terör eylemlerine başladı. Suudi Arabistan’da Atatürk pankartı ve tişörtü üzerinden yapılan provokasyon, Gazze mitingine katılan Kelime-i Tevhid bayrağı taşıyan vatandaşın darp edilmesi, cami, kilise ve adliyedeki kanlı eylemler kaos planının bir parçası.
Buğra Kardan İstanbul
Türkiye’nin yerel seçim atmosferine girmesiyle iç ve dış mihraklar düğmeye bastı. Darbelere, ayaklanmalara bel bağlayan bu mihraklar ilk oyunu Suudi Arabistan’da sergiledi. Riyad’da oynanması planlanan Fenerbahçe-Galatasaray Süper Kupa maçı iki takımın protokole aykırı olarak karşılaşmaya Atatürk pankartı ve tişörtüyle çıkma ısrarından ötürü ertelendi. Maçın iptalinin ardından Atatürk eksenli tartışmalar başlatıldı. Bu tartışmalar bayatlar bayatlamaz tahrik ve terör eylemlerine geçildi.
Eylemler peş peşe
1 Ocak’ta Gazze mitinginden dönen İsmail Aydemir, Kelime-i Tevhid bayrağı taşıdığı için bir şahsın yumruklu saldırısına uğradı. 8 Ocak’ta Fatih Camii İmamı Galip Usta bıçaklanarak yaralandı. 13 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinden şehit haberleri geldi. Şehitlerin kanları kurumadan İtalyan Santa Maria Kilisesi’nde iki DEAŞ militanının silahlı saldırısı sonucu Tuncer Cihan hayatını kaybetti. 31 Ocak’ta dini tebliğ konuşmalarıyla tanınan Ramazan Pişkin, Fatih’te bıçaklanarak öldürüldü. 6 Şubat’ta ise Çağlayan Adliyesi’ne silahlı saldırı düzenleyen DHKP-C’li iki terörist vurularak öldürüldü. Türkiye’yi dehşete düşüren kanlı eylemler için sembolik mekânlar seçildi. Eylemleri planlayanın üst akıl olduğu belirlendi. Üst aklın yönlendirdiği Mossad ve CIA’nın terör örgütlerine miting, kilise, cami, adliye gibi yerlerde saldırı talimatı vererek ülkenin güvenli olmadığı intibaı verilmeye çalışıldığı anlaşıldı.
Çabaları boşuna! halk devletine itimat ediyor
Deneyimli komutanlar ve istihbaratçılarca Türkiye’nin güvenliğini, huzurunu baltalamaya yeltenen karanlık güçlerin kirli planlarını tatbik ettiklerine dikkat çekildi. Bu planlara karşı gerekli tedbirlerin alındığına işaret edildi. “Halk korkuya kapılmamalı ve devlete itimat etmeli”, “Toplum yabancı istihbarat servislerinin, terör örgütlerinin yeni manevralar yapamaz duruma getirildiğini unutmamalı” ifadelerini kullandı.
akit’e konuşan Emekli Kurmay Albay Ali Coşar, üst aklın Türkiye’nin huzurunu dinamitlemek için elinden geleni yaptığını söyledi. Coşar, üst aklın yönlendirdiği istihbarat birimleri ve terör örgütleri tarafından yerel seçim öncesi provokatif eylemlerin artırıldığını belirtti. Coşar, şunları kaydetti: “Türkiye küresel efendilerin diledikleri gibi davranmıyor. Milli menfaatlerini gözetiyor. Güçlü lideriyle yolunda ilerliyor. Bu bakımdan istihbarat servislerinin, terör örgütlerinin boş durmamaları tabii. İç ve dış odaklar seçimler öncesinde kaos ortamı oluşturmak için yarışıyor. Bunlar Türkiye’nin yeterince güvenli olmadığı imajını uyandırmak için rekabet ediyor. Seçimler için takvim yaprakları bir bir atarken mitingde, camide, kilisede, adliyede eylemlere kalkışılması boşuna değil. Türkiye’nin kat ettiği ilerlemeler düşmanları kaygılandırıyor. Türkiye’nin bağımsızlığı, özgürlüğü, aktif dış siyaseti, devleri ürkütüyor. Bu teşebbüsler nafile. Halkımız olan biteni görüyor, devletine itimat ediyor.”
Gayeleri Türkiye’yi güvensiz göstermek
Emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğulları da şunları dile getirdi: “Emperyalistlerin bölgemizde emelleri, bu emellerin önünde de Türkiye gibi büyük bir engel var. Emperyalistler bunu sindiremiyor. Onların hayalleri Türkiye’de kaos ortamı oluşturup Erdoğan’ı siyaseten yok etmek. Erdoğan’ı Saddam ve Kaddafi’yle aynı konuma getirmek. Onların rüyaları Türkiye’nin Suriye gibi karışması. 4 aydır Gazze’de devam eden katliamlara karşı Türkiye’nin ortaya koyduğu dik duruş İsrail ve Amerika dahil tüm emperyalistleri rahatsız etti. O nedenle düğmeye basıldı. Şu anda Türkiye’yi yönetilemez kılmak için her adımı atıyorlar. Bir kere olaylar adi değil, bağlantılı. Mossad, CIA ve diğer istihbarat servislerinin ürünleri. Terör saldırıları için miting yerlerinin, mabetlerin seçilmesi manidar. Öyle anlaşılıyor ki yabancı istihbarat servisleri dünyaya ‘Türkiye’de huzur yok’ demek istiyor. Dini mekânlar toplumun birliğini sembolize ediyor. Buralarda güvenliğin olmadığı iletisini yaymanın temelinde de bu yatıyor. Gelinen aşamada temkinli olunmalı. Çok şükür güvenlik güçlerimiz görevlerini yerine getiriyor. MİT, emniyet, ordu başarıyla ilerliyor. Halkımız da provokatörlere karşı dikkatli olmalı. Toplumun her üyesi şüpheli durumları emniyet birimlerine iletmeli.”