Sinemaya da CHP'den sansür
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Medyada yalan ve iftira haberlere karşı çıkarılan dezenformasyon yasasını “sansür” olarak nitelendiren CHP yandaşı senarist ve sinema oyuncularına tokat gibi cevabı akit paylaşıyor.
SEBAHATTİN AYAN / FARUK ARSLAN İSTANBUL
Medyadaki yalan bombardımanını sonlandırmaya yönelik yürürlüğe giren Dezenformasyonla Mücadele Kanunu’nu “sansür yasası” ifadesiyle karalayan CHP’li sinemacıların maskesini düşürüyoruz. “Susmayacağız” adlı bildiri yayınlayan; aralarında Zülfü Livaneli, Nilüfer Açıkalın, Engin Günay gibi isimlerin yer aldığı 211 ismin imza kampanyası sansürün ne olduğunu gözlerden kaçırmakla eleştiriliyor. AK Parti iktidarı döneminde her yıl sinema sektörüne milyonlarca lira destek verilmesine rağmen CHP Milletvekili Zeynep Altıok’un imza desteğiyle yayınlanan bildiride kültür sanatının sansürleneceğini iddia eden oyuncu ve senaristler, CHP iktidarlarında oluşturulan Sansür Kurulları’nın sinemayı nasıl kararttığını unutturmaya çalışıyor. 1923-1949 yıllarında tek parti, 1960 sonrasında koalisyon hükümetlerinde yer alan CHP’nin sinema filmlerini daha çekimler başlamadan denetlediği, senaryoların üzerini çizerek sinemaya aktarılmasını yasakladığı; ezan, abdest, namaz, dua, mevlid, sarık, takke, çarşaf, selam, nikah kılık kıyafet gibi konularda sansür uyguladığı kaydedildi.
‘Her şeye yasak’ dönemi
1923’ten 1932’ye kadar aynı zamanda CHP il başkanı olan valilere verilen film sansür yetkisi 1932’de “Sinema Filmlerinin Kontrolüne Dair Talimatname” ve 1939’da “Film ve Film Senaryolarının Kontrolüne Dair Nizamname” ile bizzat kamu yetkisi yapıldı. Film senaryosunda yer alan ezanın çıkarıldığı, namaz sahnesinin sansürlendiği, karakterlerin şapka veya kasket takmamasının sakıncalı görüldüğü, çarşaflıların elendiği, mevlid merasiminin yapımdan atıldığı, abdestin yer alamayacağının bildirildiği, “selamunaleyküm” lafzına bile müdahale edildiği tespit edildi. Köyde kavga sahnesinin devlet otoriterliğine halel getireceği gerekçesiyle filmden atılmasının istendiği CHP’nin sansür kararlarında nikah sahnelerinin tırpanlandığı, şarkılarda Arapça kelimeler yer aldığı için o bölümlerin sansürlendiği bildirildi.
Talimnameye aykırı sil!
Kültür Bakanlığı’nın yayınladığı “Türkiye’de Sinema Sansürünün Tarihi” isimli araştırma eserine yansıyan veriler, sinemacılık sektörüne nasıl karabasan gibi çöküldüğünü gözler önüne seriyor. Dini sembollerin hayatın her alanından kazınmaya çalışıldığı, Allah ve ahlaktan bahsetmenin yasaklandığı CHP iktidarları döneminde bu yasaklardan nasibini alan sinema sektöründe Talimname ve Nizamname ile sansürlenen filmler Sansür Karar Defterleri’nde şöyle yer aldı:
Kılık kıyafet sansürü
Köy Güzeli (1946) Karar: “Köy çağımızın bugünkü durumuyla gelecekteki şeklini hiç bir suretle ifade edemeyen bu filmin şapka kanununa (külah, sarık, takke giyilmiş kat’iyen şapka veya kasket kullanılmamış) devlet otoriterliğine (bir kız yüzünden köyde korkusuzca yapılan kavga ve yaralamalar ve bunların Devlet eliyle hal edilmemesi) aykırı bulunduğu görülerek Filmlerin ve Filim Senaryolarnin Kontrolüne Dair Tüzüğün 7. maddesinin 6, 8 ve 9. fıkralarına dayanılarak halka gösterilmemesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Ecdad sansürü:
Bestekar Hamamizade İsmail Dede’nin Hayatı (1946): “Senaryoda Mevlevi tarikatının bütün teferruatıyla yaşatılması ve padişah ile saray hayatının birçok noktalarından ele alınması dolayısıyla halka gösterilmesi uygun görülmediği...”
Sabah ezanı sansürü
“Her şeyden Üstün/Fedakar Arkadaş (1960): “Sabah ezanı sesinin çıkarılması şartıyla...”
Abdest sansürü
Haram Lokma (1963): “Öğretmenin, okulun bahçesinde ibrikten su dökerek abdest alma sahnesinin filme intikal ettirilmemesi...”
Ezan, ibadet, alfabe sansürü
Hazreti Muhammed’in Doğuşu (1962): “Filmin başındaki ezan ve camilerdeki ibadet sahnelerinin jeneriklere kadar olan kısmının tamamıyla çıkarılınca, Arap hurufatı ile geçen yazıların Latin harfleri ile yazılması şartı ile yurda girmesinde bir mahzur olmadığına...”
Aşktan da Üstün (1961): “Erkanı Harbiye Umumi Reisliği ve Millî Eğitim Bakanlığı’ndan gelen temsilciler filmdeki ezan sahnelerine muhalif olduklarını belirtiyor.”
Zamane Çocukları (1962): “Emine’nin namaz kılış, tesbih çekişi ve mevlüt sahnelerinin tamamen ve Emine’nin söylediği ‘Abdestli ağzımla yemin ettim’ sözlerinin çıkarılması...”
Selam sansürü
Süleyman Çelebi-Mevlid (1963): “Süleyman Çelebi’nin cami bahçesinde dolaşırken kendisini ‘Selamunaleyküm’ hitabı ile selamlayan şahsa “Hayır Hayır” şeklindeki mukabelesinin çıkarılarak sadece ‘Merhaba’ demekle iktifa edilmesi...”
Kılık kıyafet sansürü
Leyla’nın Dolmayan Çilesi (1962): “Senaryodaki çarşaflı kadınların çarşaf yerine manto giymeleri...”
Dil sansürü:
Cilalı İbo Krallar Kralı’nda (Sezai Solelli, Senaryo, 1963/265): “Arapça şarkının çıkarılması”.
Nikah sansürü:
Ezo Gelin (1973): “Yusuf’la Ezo Gelin’in imam nikahlarının kıyıldığı sahnenin çıkarılması şartıyla...”
Muska sansürü:
Hasret (1974): “Emel Sayın’ın kendisini iyi ettiği çocuktan muskayı alıp boynuna taktığı sahnenin çıkarılması şartıyla...”
Yağmur duası sansürü:
Allahın Dediği Olur (1960):Yağmur duası ile ilgili söz ve sahnelerin çıkarılması ve yağmur duasına çıkıldığını gösteren hareketlerin gösterilmemesi...”
Din Düşmanlığı




