• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN

Prof. Dr. Cevat Akşit Hoca fırtınalı yılları anlattı... Ayık gezmeyen adamlar bu ülkeyi yönetti!

12 Eylül’ün zorlu sürecini yaşayan hukukçu ve ilim adamı Prof. Dr. M. Cevat Akşit, Türkiye’nin din ve ahlak gelişimini, hayatından kesitler sunarak anlattı... Sakarya’dan Edirne’ye sürgününün hayatında dönüm noktası olduğunu belirten Akşit Hoca, “Fakültenin başındaki adam ‘namaz kılar mısın’ dedi, ‘kılarım’ dedim. ‘Hepsini kılıyor musun?’ dedi, ‘hepsini’ dedim, sapsarı kesildi... Adam hiç ayık gezmiyordu” dedi.

Yeniakit Publisher
2020-09-21 11:29:00 - 2020-09-21 11:30:17
Prof. Dr. Cevat Akşit Hoca fırtınalı yılları anlattı... Ayık gezmeyen adamlar bu ülkeyi yönetti!

Değerli okuyucalarımız, bu hafta ilim irfan dünyamızın değerli isimlerinden muhterem Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit Hocamızla hayatını ve ülkenin zor yıllarındaki mücadeleleri konuştuk...

-Hocam sizden başlayalım.. Akademik hayata girişiniz nasıl oldu?

Erzurum’da İslam Enstitüsü Müdürlüğü yaptım. Sonra İstanbul’a geldim. Erzurum’da 4 sene kaldım. Doktoramı yaptım. Avukatlık stajımı yaptım, bitirdim. İzmir’e naklimi istedim. Vali geldi. “Devlet seni çok seviyor. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ten takdir aldın. Gitme” dedi. Herkes şikâyet edip köstek olurken vali kolluyordu beni. “Bir sıkıntın varsa Ankara’ya gidip tayinini durduracağım” dedi. “Yok” dedim. “Niye gideceksin?” dedi. “Param yetmiyor. 4 çocuğum var. Orada gidip avukatlık yapacağım” dedim. “O zaman bir şey demem” dedi. O zamanlar maaşlar kötüydü, Özal düzeltti. İzmir’e gidip 4 sene avukatlık yaptım.

Hukukçu, profesör ve vaiz

Sonra Mehmet Zahid Efendi geldi İzmir’e. “Mustafa, üniversiteye dön yavrum” dedi. “Emredersiniz” dedim. O zaman adım çıkmıştı “hoca avukat” diye. Camide vaaz ediyoruz, bütün hakimler, savcılar geliyor dersimize. Sonra söylediler bunu da. Böyleyken yeniden döndük üniversiteye. Doçent olduk işte o zaman. Adapazarı’na geldim. Hukukçu olduğum için, Profesör Nevzat Kor Hoca bölüm başkanıydı. Fransızcam da iyi olduğu için, hemen imtihan ettiler. Doçentlik imtihanını kazandım. 

-O dönem FETÖ’cülerin rahatsız olduğu vaazlara nasıl başladınız?

O zaman FETÖ’nün yurtları varmış, talebeler dinliyormuş. Talebeler dinleyince yurttan kaçıyorlarmış. Oradan beni düşman bilmişler. Aynı Erzurum’daki gibi yine şikâyet ettiler “bu Atatürk düşmanıdır, şeriatçıdır” diye. Çünkü ben ehl-i sünnet itikadını, Hanefi mezhebini anlatıyordum. 

-Edirne sürgününüz nasıl oldu?

Erbakan Hoca’ya takan bir Amiral vardı, Sıkıyönetim Komutanı. O tuttu beni, o şikâyet üzerine, Edirne’ye sürdü. Ama bayram namazında caddeler doluyor. 1979’un sonuydu, ihtilal yılı. Arkasından telefon açtı “Hoca, yanıldığımı anladım. Esas şikâyet edenler benim aradığım adamdı. Ama ben komutanım, verdiğim emri geri alamam” dedi. “Bana bu yeter” dedim. Biz Edirne’ye gittik. Edirne’de Mimarlık Mühendislik Fakültesi’ne vardım. Başındaki adam -isim vermeyeyim- hiç ayık gezmez. Sigara ağzından hiç düşmez. Matematik Profesörü, tabii oraya benim için yazmışlar “tehlikeli adam” diye. Kapıdan girdim, hiç “gel, buyur, otur” demiyor. “Namaz kılar mısın” dedi, “kılarım” dedim. “Hepsini kılıyor musun?” dedi, “hepsini kılıyorum” dedim, sapsarı oldu. “Ama ben hiç namaz kılmayanlarla kavga etmedim” dedim. Bir “oh” dedi. “Gel şimdi otur” dedi. Ama adam hiç kanun bilmiyor, ayık gezmiyor. Adam kıtlığında getirip koymuşlar. “Sen benim muavinim ol” dedi, hukukçuyum ya. Ondan sonra otele gittim, kimse “hoş geldin, beş gittin” demiyor.

Sürgün yılları yordu ama

-Bırakmayı düşündünüz mü?

Kendime “bırakayım şu üniversiteyi” dedim ama biz de hocalardan ders aldık, hocayız. Müslümanların işi istişare ile, ayetle sabit. Lütfi Doğan’a telefon ettim. Durumu anlattım. “Sakın” dedi, “sakalını da keseceksin, üniversiteye de devam edeceksin” dedi. Nevzat Kor Hoca da “Sakın” dedi. Bizim istişare böyle oldu. Sabah Eski Camii’ye gittim, zaten başka camiye gelen yoktu. O zaman 7 pavyon vardı 80.000 nüfuslu Edirne’de. Camilerde kimse yok.

-Edirne’de de vaaz verdiniz mi?

Edirne’de kalıp ev tuttuktan bir süre sonra yine müftü geldi. Talebeler geliyor “hoca avukatmış” diye. “Oğlum gelmeyin” diyorum. Şimdi sokakta sivil polis takip ediyor beni, tehlikeliyim diye. Dinlemiyorlar. Müftü geldi İbrahim Koçarslan Hoca, Allah rahmet eylesin. “Konuş” dedi bana. Vaaz vermemi istiyor. “Etme hocam” dedim. “Olsun, sen konuş, sorumluluk benim” dedi. Evimin yanında Mustafa Paşa Camii var. Bir duyulmuş “profesör konuşuyormuş” diye. Bakın, Edirne’de 7 pavyon vardı, camilerde hiç cemaat yoktu 80’li yıllarda. Ertesi gün bir baktım, caminin avlusunda yer yok. Sokak da dolu, Edirnelilerle. Yılbaşı gecesiydi 2.5 saat. Ondan sonra dediler ki “biz buraya sığmıyoruz hocam, Selimiye’ye gidelim”. Kürsüden inerken sakallı bir hoca “hocam sende şeytan tüyü mü var” dedi. “Niye” dedim. “Yahu ben buranın resmi vaizim, camide ‘kadınların örtünmesi farzdır, açık gezmek günahtır’ dedim beni mahkemeye verdiler. Sana hiçbir şey demiyorlar” dedi. “Söylemesini bileceksin” dedim. Elhamdulillah, 14 sene Edirne’de Selimiye’yi doldurduk. Bizim insanımız böyledir. Her gün Havlucu Ahmet Amca ile konuşurduk ondan çok sırlar öğrendim. Diyanet’in hocaları gibi “dininizi sevin, kardeş olun” demedim sadece, ayet okudum, hadis okudum, “bu haramdır, bu günahtır” dedim. Ama cami doluyordu.

Evren’e bile laf atmıştım

-Kenan Evren’in bile aleyhinde konuşacak kadar cesurmuşsunuz Hocam?

Bir keresinde kürsüde coşmuşum. Kenan Evren, cumhurbaşkanıydı. O zamanlar “bizim gelirimiz çok büyük değil, çocuk yapmayın” diyordu. O an “evlenin, çoğalınhadis-i şerifi gelmiş. “Kenan Paşa da söylese çok çocuk yapın” dedim. “Allaaah” diye bağırdı bunlar. “Ne dedim ben şimdi” dedim. “Garanti beni alıkoyarlar”. Doktor vardı, Mehmet Görçin, “Mehmet Bey, şimdi beni tutuklarlar, siz eve haber verirsiniz” dedim. Kapıdan çıkıyorum, bir yaşlı amca bir küfretti Kenan Paşa’ya. “Bir çocuk daha yapacağım” dedi. Bizim insanımız bu kardeşimiz. Edirne gibi yerde de her şeyi söyledim. 

Mayamızda Müslümanlık var

-Hocam biraz günümüze dönersek... Projelerle milletimizin üzerinde çalışmalar yapılıyor, ne dersiniz?

Amerika’da beni Meşhurlar Galerisi’ne götürdüler. Arşimet falan var. Bizim Türkiye’den de meşhurlar var. İmzalı vesikaları var. Birçok sırları orada öğrendim. Ama o sırları burada söyleyemiyorum. Türkiye hakkında onların hesap etmediği şeyler olmuş. İnsanımız Allah’ına bağlı samimi Mü’min. Sarhoşu bile Peygamberimize dil uzattırmaz. Bu saygı Suriye’de yok, Mısır’da yok, Kuzey Afrika’da zaten yok. Adamın adı Müslüman, abdest yok namaz yok. Fransızlar dejenere etmiş. Ama bizim insanımız bir bayram namazına gelir, huzurla dinler gider. Böyle bir mayamız var. Bizi değiştirmek için her şey yapılmış, imzalar atılmış. Ben bunları gördüm, herkes bunları zamanla görecek. Özel sırların bulunduğu bölümde ben bunları gördüm.

-Milletimizin zihin yapısıyla çok uğraşılıyor diyebilir miyiz?

Çok uğraşıldı. Şu haram dediğin zaman mahkemeye verilmedi mi, İsmet Paşa döneminde. Buna rağmen istediklerini yapamadılar. Menderes rahmetli bu işi bilen bir Mü’min adamdı, “Hayatım pahasına da olsa İmam Hatiplerin yüksek kısmını açacağım” dedi, hüngür hüngür ağladı adam. İmam Hatipler çoğaldıkça iyi insanların çıkması avantaj oldu. Ama İlahiyat Fakülteleri’nde mesela bugün “Kur’an’ın üçte biri Peygamber sözüdür” diyen profesör görevde, 4-5 kişiler bunlar ama özellikle bunlar el üstünde tutuluyor. Bunlar Batılıların, papazların adamıdır demiyorum fakat onların gazına gelip konuşuyorlar. Şu veya bu sebeple.

“Fetullah Gülen’i Yahudi mezarına gömecekler” dedi

-Edirne’de Havlucu Ahmet Efendi ile nasıl tanıştınız?

Eski Camii’ye gitmiştim. Geldi beni buldu, hiç haberim yok. “Mustafa Hoca, Peygamber Mekke’den Medine’ye keyfinden mi gitti?” dedi. “Yook” dedim. “Öldüreceklerdi, suikast yapacaklardı, onun için gitti” dedi. “Sana hicret sevabı verildi” dedi. O öyle deyince benim şeytanlar dağıldı. Epey sıkıntılıydım. O zaman bana Fetullah Gülen için dedi ki: “Bu ahlaksızı Amerika’ya sürecekler” dedi. O zaman da vaazlar veriyor, camileri, cemaati inletiyor. “Amerika’da Yahudi mahallesinde kalacak. Sonra onu Yahudi mezarlığına gömecekler” dedi. Hiç sormadan bunları söyledi. 1979 yılıydı. Hepsi çıktı.

‘Havlucu Ahmet Efendi beni çok etkiledi’

-Erbakan Hoca’nın da çok saygı duyduğu Havlucu Ahmet Efendi’yi biraz daha anlatır mısınız?

14 sene orada sürgün yedik. Ama Havlucu Ahmet Amca ile görüşmemiz benim için bereketti. Çok sırlar öğrendim ondan ama onlar paylaşılmaz şimdi. “Türkiye’deki şeyhlerin yüzde sekseni cehennemlik” dedi bir gün. “Olur mu Ahmet amca, zikir veriyorlar, tesbih çekiyorlar, namaz kıldırıyorlar” dedim. 

Hocaları eleştirirdi

Mustafa Hoca, ders verdiği kadını odasına alıyor mu bu şeyh?” dedi. “Alıyor” dedim. “Evlenebilecek bir kadınla bir erkeğin bir odada yalnız kalması zinadır” dedi. Ondan sonra “elini öptürüyor mu bu kadınlara” dedi, “evet” dedim. “Bazen sarılıyorlar mı?” dedi, bir şey demedim. “Allah onları affetmiyor oğlum. Bu şeyhleri affetmiyor, cehenneme gidecekler” dedi. Gerçekten de böyle yapıyorlar. Ders alan kadın elinden öpüyor, isimleri bende. Şu ana kadar dedikleri hep çıktı, Ahmet Amca’nın.

-Ahmet Efendi’nin manevi yolculuğu nasıl başlamış?

Ahmet Amca’dan çok şeyler öğrendim ben. Hiç evlenmemiş, 40 sene dağlarda çile doldurmuş. Hiç çatı altına girmemiş ne yazın ne kışın. Çilesi böyle onun. Dedesi çok büyük alimmiş, ona hizmet etmiş. Hizmet edince dedesi demiş ki “Oğlum bana çok hizmet ettin, bir dua iste, Allah’a yalvaracağım senin için” deyince Ahmet Amca: “Ben Peygamber sevgisi istiyorum, başka bir isteğim yok” demiş. “Oğlum çok şey istedin, başka bir şey iste” dese de “yok” demiş Ahmet Amca, “ben yalnız bunu istiyorum. Daha 6, 7 yaşlarında iken istemiş bunu. Dua etmiş dedesi de.

İbrahim Ethem ne dedi?

İlerleyen zamanlarda fabrikada işçi iken İbrahim Ethem Hz. rüyasına girmiş. “Bu işleri bırak, dağlara çık” demiş. Bu oralı olmayınca birkaç kez daha rüyasında görmüş. En sonunda İbrahim Ethem Hz: “Bana bak, işi gücü bırak diyorum, seni şuraya asarım” demiş. Ahmet Amca o gün istifa etmiş. Fabrikanın müdürü “maaşını artıracağım, dur gitme” dese de bu dinlememiş. “Dağlara bir çıktım, 40 sene gezdim. Hiç çatı altına girmedim” dedi. Hatta bir gün ayakkabısı için ayakkabıcıya gidince güneş tepedeymiş. Ayakkabıcı “gel amca, şemsiyenin altına gir” deyince Ahmet Amca o ayakkabıcıyı bırakmış, onu gölgeye davet ediyor diye. Ahmet Amca’ya o makamı vermişler. 

Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

saare

hoca buyuk alimdir, Allahrazi olsun kendisinden...amin
  • Yanıtla

Halil

Ayık gezenler de bu ülkeyi soydu dinin içini boşaltı bay profösör
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23