• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Parçanın Bütünü Parçala(ştır)ması!'

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
'Parçanın Bütünü Parçala(ştır)ması!'

Hukukçu Yazar Avukat Ömer Faruk Uysal, 'Parçanın Bütünü Parçala(ştır)ması!' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

           Parti Fransızca party kelimesinin Türkçe söylenişidir. Osmanlıca, fırka sözcüğüyle eş anlamlıdır. Kısım, bölüm, bir bütünün parçası manasına gelir. Parti vermek, sınırlı sayıda bir grup insanı bir yere davet etmektir. Uzun bir makalenin bölümleri,  yani partileri olur. Bir veya birkaç parti maldan bahsedilir. CHP'nin ilk adı, Halk Fırkasıdır. Yani milletin bir kısmı, halkın bir bölümü anlamına gelir.

             AKPARTİ'de  Türkiyedeki partilerden biridir. Sınırlı bir dönem ülkeyi yönetmek için seçimlerde iktidara talip olur. Seçilirse yönetime gelir, seçilemediğinde yönetimden düşer, muhalefete geçer. 22 yıldır merkezi hükümeti kazandığı halde, iki dönemdir Ankara ve İstanbul büyük şehir belediyelerini, 22 yıldır İzmir büyük şehir belediyesini, son seçimlerde, daha önce kazanmış olduğu bir çok büyük şehir ve yüzlerce ilçe belediyeyi kaybetmiştir. Yani halkın bir bölümünün,  milletin bir kısmının,  (elbette çoğunluk kısmının) desteğiyle seçilir veya kaybeder. Burada halkın desteğinin ve seçildiği sürenin sınırlılığı ve kısmiliği önemlidir. Totalite ve totaliterliğe cevaz yoktur.

              Şimdi bir fikir jimnastiği yapalım; Akparti 2028 seçimleri geldiğinde: "22 yıldır seçimleri hep kazanıyoruz, bundan sonra da biz kazanırız, bu sebeple, 2046 yılına kadar 18 yıl serbest seçim yapmayacağız. Seçim masraflarını, gerginliği ve kutuplaşmayı önleyeceğiz" dese. Veya, "Seçimi kazanacak olmasak  bile, yaptığımız binlerce eser, kazandığımız, Karabağ, Suriye, Libya zaferleri vs bir çok başarımız nedeniyle, hükümetin ve Türkiyenin geleceğini zaafa uğratmamak adına böyle yapıyoruz" dese ne olur?

                Veya 2046'da başka bir Akpartili lider; " Gördünüz mü, seçimsiz 18 yılda, ülkeyi ne güzel yönettik, ne büyük başarılara imza attık 2056'ya kadar 12 yıl daha seçim yok" dese ne olur? Elbette büyük bir infial, şiddetli protestolar, çatışmalar ve kaos olur! Bu seçim yasağına itiraz edenler tabiki haklı olurlar. Akparti, "Hiç seçim yapmayacak değiliz, sadece Akpartinin gireceği seçimler yapılacak ve Akparti genel başkanı olan  cumhurbaşkanının hazırladığı listelerden siz istediğiniz milletvekillerini seçeceksiniz" denilse bile, bu durumu ve yoğun itirazları herhalde  hafifletmez. Üstelik bu majestelerinin seçtiği meclis, süresi bittiğinde, yeni Cumhurbaşkanını, majestelerini, tekrar seçecektir!

                    Nihayet serbest seçimlere avdet edilir ancak hala ciddi bir sorun vardır! Akparti 30 yıl süren "seçimsiz" uzun iktidarı boyunca, seçimlere geçildiğinde de, seçimlerde kaybetmemek için, tedbirler almıştır. Akparti ilkeleri ve icad olunan  "Erdoğanizm" diye bir ideoloji, devletin resmi ideolojisi yapılmıştır. Akparti ilkeleri ve siyaseti anayasal güvenceye alınmış, Erdoğan, eşsiz lider ve ölümsüz kahraman olarak, anayasanın başlangıcına konmuştur. Buna göre başka bir görüş, Erdoğanizm karşısında koruma görmeyecektir. MEB temel mevzuatı ve YÖK kanunu gereği, ana okulundan üniversitelere kadar her yer ve safhada Erdoğanist bir endokrinasyon uygulanacak, beyinler yıkanacaktır! Ülkenin her tarafına binlerce heykel yapılacak ve karşısında mecburi saygı duruşları olacaktır. Her ders sınıfında, kamu ve özel sektör kurumlarında Erdoğan resimleri mecbur tutulacaktır. Başta mebus olmak üzere tüm meslek yeminleri, Erdoğanizm ve Akparti ilkelerine sadakat yeminleri olacaktır. Okullara, barajlara, caddelere, havaalanlarına vs hep Erdoğan isimleri verilecektir. Eğer seçimlerde Akparti kaybederse, on yılda bir Erdoğanist darbeler yapılacak ve başbakan ve bakanlar asılacaktır! İstiklal Mahkemeleri gibi mahkemelerde, hiçbir hukuk nosyonu taşımayan yardakçılar, keyiflerince idam kararları verecektir!

                    Buna, muhtemelen Türkiye dışındaki Müslümanların kahir ekseriyeti sevinebilir. Hamimiz ve abimiz Erdoğan veya halefi, yıllarca daha  "one minute" ve "dünya beşten büyüktür",  siyasetini, seçim kaybı riski olmadan sürdürebilecek, diyebilirler! Fakat şundan emin olabiliriz ki; Akparti seçmeninin çoğunluğu bile bu durumu kabul etmeyecek ve o kadar da değil, seçme hakkımız değerli ve vazgeçilmezdir, diyeceklerdir.

                   Bu pek akla ve hayale uzak bir faraziye değil mi? Akparti seçmeninin menfi tepkisini demiyoruz elbette. Her fikirden insan; Bu ne saçma sapan bir iştir, böyle değil demokrasi, cumhuriyet dahi olmaz. Hangi çağda yaşıyoruz? Osmanlı'da dahi seçimler ve iki meclis vardı, pek çok parti ve fikir kulüpleri, gazete ve yayınlar gırla giderdi. Abdülhamid Han dahi, Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan'a  müdahale edemez, hele ki mebusları hiç seçemezdi. Meclis anayasaya ve kadim devlet örfüne tamamen aykırı olarak, Sultanın hal'ine dahi karar verdi. Tabii bir İngiliz operasyonu olan 31 Mart darbecileri, meclisi tehdit etmişler ve yerine kukla gibi kullandıkları bir Sultanı getirmişlerdi. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet, diye diye!

                 Okurların, bu ne saçma şey, hangi tarihte ve nerede böyle bir şey görülmüş, fikir jimnastiği için bile absürt, dediklerini duyar gibiyim! Ancak modern ve çağdaş yeni ulus devletimizin CHP tarafından 1920 (1923) ten 1950'ye kadar tam 30 yıl böyle yönetildiğini  unutmamalıyız! CHP derken de ebedi ve milli şefleri anlamalıyız. Yoksa diğer parti kadrolarının esamisi okunmazdı! Evet CHP tam 30 yıl Türkiye'yi tam bir totalite ve mutlak otorite ile, jandarma dipçiği ve zart-zurt yaparak tam da böyle yönetmiştir. Ve aldıkları hukuk dışı ve antidemokratik tedbirlerle, CHP ve ölümsüz lideri fiili, hatta hukuki iktidarını sürdürmektedir!

                   Bu kadim ve büyük bir milletin henüz icad olunmuş yeni bir kısmı, yani partisi tarafından domine edilmesi, diğer parti ve kısımların, yani millet ekseriyetinin, terörize edilmeseydi. Türkiyenin, aziz Milletin ve kadim devletin, CHP'ye indirgenmesiydi! Bir partiye irca edilmiş büyük ve muvaffak bir halk! Kendi yürüyüşünü terketmiş, Batılının yürüyüşünü öğrenememiş bir toplum. Küçük bir parçanın bütüne hakim olması, Partinin devlet,  devletin partiye dönüşmesi! Dinini, kültür ve medeniyetini, terketmeye, en azından değiştirmeye zorlanan cihangir bir millet! Ankara Polatlı'ya kadar işgal eden Yunanla, CHP iktidarında hemen canciğer kuzu sarması olup, kendi dindar ve dine hürmetkar halkıyla hiç barışmamış, üzerindeki sopasını hiç kaldırmamış bir parti. İnönünün genç subaylara dediği gibi; " sakın unutmayın millet düşmanınızdır" anlayışı! Kuyruklara, hassolara, hüssolara, düşüklere, ağzı çorba kokanlara, bidon kafalılara, göbeğini kaşıyanlara, asla yüz vermeyen bir tekebbür. Hitler, Lenin, Musollini, Mao, Salazar'ınki gibi koyu bir faşizm!

                     Erdoğanizm ve Akparti ilke ve siyasetlerinin böyle bir farazi  egemenliği dahi, CHP'nin önceki zorunlu iktidarından iki bakımdan daha masum olacaktır. Bir, Akparti ve Erdoğan 22 yıllık iktidarı boyunca tüm seçimleri ve referandumları zaten kazanmış ve tarihi meşruiyetini de ispat etmiştir. İki, Akpartinin hiçte hoş karşılanmayacak böyle bir farazi iktidarı çoğunluk parçanın, yani partinin, azınlık parçayı domine etmesidir. CHP ise azınlık olduğu ve hiçbir seçimi kazanamadığı halde öteki milyonları domine etmesidir ve buna devam etmektedir!

                        Farz-ı muhal böyle bir faraziye gerçekleşse dahi Akparti, CHP kadar zulmü asla yapmayacaktır! CHP zulümlerinin kahir ekseriyeti din ve dindarlığa, dindar halka yapılmıştır. Erdoğanist bir ideoloji kurulmuş olsa dahi, asla din karşıtı bir içerik taşımayacaktır. Kürt ve diğer etnisitelere zulüm'de içermeyecektir. Zira müminler kardeştir. Red, inkar ve asimilasyon varsa bitirilecektir. Kaldıki CHP geleneksel ve mevcut, Müslüman Türk kimliğine de razı değildir! Batılı, frenkmeşrep, kadim değerlerinden soyunmuş bir Türk kimliği inşaası peşindedir. CHP'nin  etnoseküler ideolojisisinden bir başkası beklenemez. Halbuki, Erdoğanın temsilcisi olduğu Selçuklu ve Osmanlı geleneği, etnisitesi veya dini sebebiyle insanlara zulümü günah sayar.

                           CHP normal demokratik rekabete tabi partilerden bir parti değildir. Atatürk'ün kurucu genel başkanı olduğu ve ölene kadar da bunu sürdürdüğü biricik partisidir. Altı oku anayasal güvence altına alınmış, devlet kuran veya devletin kurduğu, sıradan partilerin üstünde, imtiyazlı bir partidir. MEB temel kanunu ve YÖK Kanununa göre anaokulundan üniversiteye kadar her öğrenci ve elbette her vatandaş Kemalist (CHP'li) olmak zorundadır! Anayasa, diğer yasalar ve fiili olarak Kemalizm, yani CHP ideolojisi, devletin resmi ideolojisidir! Ve Anayasaya göre diğer görüşler Atatürkçülük karşısında hiçbir koruma görmeyecektir. Kemalizm ve partisi CHP, diğer bütün partileri döver. Mebuslardan, hukukçulara, hekimlerden mimar- mühendislere kadar herkes Atatürk'e (ve partisi CHP'ye)sadakat yemini etmek zorundadır. Atatürk, savaş kahramanı Karabekir, Bele ve Orbay'ların kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrasını hemen kapatmış, bu partiye geçen ve fakat kendi atamış olduğu 8 mebusu astırmıştır. Daha sonra, talimatıyla, arkadaşlarına kurdurdurduğu muvazalı Serbest Cumhuriyet Fıkrasına da büyük bir teveccüh olunca, onu da hemen kapatmıştır.

                            Bir parti, yani parça olarak CHP, Türkiye bütününü temellük etme, Türkiye'yi CHP'lileştirme, CHP'yi de Türkiyelileştirme iddiasındadır. Başka hiçbir partide bu özgüven ve haddini aşma görünmez. Başka bir deyişle, parçayı bütün'e dönüştürme veya bütün'ü parçaya sıkıştırma!

                            CHP parçası, Türkiye bütününü, CHP'ye sıkıştırmak veya tüm Türkiye'yi CHP'lileştirmek istiyor dedik. Bu mümkün olmadığında ve olmayacağından, herkesi büyük kurtarıcıcıya nankörlük ve ihanet ile suçlayıp, ötekileştiriyor! Bu tüm milleti parçalaştıramadığında, parçalama potansiyeli demek! Ancak aziz millet, derviş sabrı, mümin feraseti ve müthiş öngörüsüyle, bu geçici, temelsiz, zamana yenik düşmekle malul durumu, 1 asırdır her seçimde zayıflatıp, hüsrana uğratıyor!

                                Parti deyince akla, sırasıyla lider, kadrolar ve ideoloji (Kemalizm) gelir. Ancak,  CHP'nin geleneksel seçmeni, yani sosyolojisi, liderlik kadar seçim kazanma hesabı yapmadığından,  fevkalade üstenci, kibirli, Kemalizme kesin inançlı, bütünü (milleti) aşağılayıcı, cehl ile suçlayıcı,) bir sosyal psikolojiye sahiptir. Bu pek vurguludur ve parti ideolojisinin asıl belirleyicisidir. 15 temmuz ve öncelerinde olduğu gibi, darbeleri alkışlar, sela okuyanlara saldırır, yeni bir darbe girişimini de ümitle bekler! Millete (diğer parçalara) tahammülü yoktur.

                                Halbuki halk, çoğunluğu teşkil ettiği halde, bu haksız ve hadsiz duruma güler geçer, idare eder ve seçim sandığını bekler.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Doğruya Doğru

Müthiş doğru ve Bilimsel bir analiz.

Doğru Tespit

CHP bu kadar güzel tarif edilemezdi. Üniversitelerde okutulacak bir Tahlil.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23