Özcan Yeniçeri'den Bahçeli'nin 'Geri dönün' çağrısına cevap
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ülkücülere yönelik ‘MHP'ye geri dönün’ çağrısını yeniakit.com.tr’ye değerlendiren, MHP eski milletvekillerinden Özcan Yeniçeri, “Twitter üzerinden çağrı mı olur? Bu çağrı ciddi değildi. Ciddi olmayan çağrı ciddi karşılık bulmaz.” dedi. Yeniçeri Ak Parti ve MHP'ye yönelik ağır eleştirilerde bulundu.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İyi Parti’de yer alan ülkücülere yönelik olarak kullandığı ‘Yuvanıza dönün’ söylemini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren MHP eski milletvekillerinden Özcan Yeniçeri, “Bu tür durumlarda mukteza-i hâle mutabakat sağlamak esastır. En doğru fikrin bile karşılık bulabilmesi için doğru yer, doğru zaman, doğru üslup gereklidir. Gerçekten dağılmış -ki sayın Bahçeli’nin yüzünden dağılmış- olan bu ülkücü camianın toparlanabilmesi, bir araya gelebilmesi ve gerek siyasette, gerek ekonomide, gerekse Türk Milleti’nin var olma, yok olma, beka meselesinde bir güç olarak ortada olabilmesi için, bunu dağıtanların yoğun bir biçimde bu konuyla ilgilenmeleri gerekir.” diye konuştu.
“Bu çağrının samimiyeti sorgulanır!”
“Şöyle düşünün: İki gün kalmış İyi Parti’nin kongresine... Sayın Bahçeli bir gün önce Cumhurbaşkanı’yla görüşüyor. Bir gün sonra twitter üzerinden ‘gelin arkadaşlar bizim yanımıza’ diyor. Bunun anlamı ne?” diyen Yeniçeri şöyle konuştu: “Bir defa bunun samimiyeti sorgulanır, çünkü böyle bir çağrının yapılmasından önce yapılması gereken şeyler var. Bir araya, el altından çeşitli arkadaşlar bu konuda kendi aralarında bir altyapı oluşturur. ‘İnsanlar neden gittiler, neden ayrı düşünüyorlar, ne kadar hazmedebiliriz, bulunduğumuz noktadan ne kadar ana merkezimize dönebiliriz’in hesabını, kitabını onlardan bir ön çalışmayla altyapının hazırlanması lazım. Altyapı yok. Kongreye kalmış iki gün. Bu iki günlük süreçte herkes kongre için Ankara’ya gelmeye başlamış ve siz, ‘Karar alın da gelin bize katılın’ diyorsunuz. Bunun ciddiye alınır bir tarafının olduğunu ben şahsen düşünmüyorum. Sırf adet yerini bulsun, ‘Bak, biz de çağırmadık’ dememek için yapıldığını düşünüyorum. Bu bakımdan daha fazla ayrışmaya neden olan bir sonuç çıktı ortaya.”
“Ak Parti ile MHP birlikteliği artık yüzde 50 artı 1’i karşılamıyor!”
Ak Parti’nin MHP’yle kurduğu ittifakın yüzde 50 artı 1’i karşılamamaya başladığına değinen eski milletvekili şu ifadeleri kullandı: “Görünen o ki, Ak Parti ile MHP birlikteliğinin toplumda karşılığı yüzde 50 artı 1 değil artık. İstanbul’daki son seçimlerde seçime devlet girdi, sermaye girdi, medya 24 saatte 48 saat girdi. İnsanlar ‘Yeter be! Ayıp oluyor! Bu kadar da olmaz!’ dediler. Sonra da ‘Sen kazandın ama niye kazandığını biz anlayamadık.’ mantığıyla hareket ediyorsunuz. Kendiniz kazandığınız zaman hiçbir sorun olmuyor, başkası kazandığında bunu tartışmaya açıyorsunuz veya kazanana kadar seçime götürmeye çalışıyorsunuz ve toplumda tepki oluşuyor. Bunun sonucunun yansıyan durumu şu: Ak Parti ve MHP ortaklığı yüzde 50 artı 1’e yetmiyor artık. O zaman ne olacak? Daha önce olanlar olacak. Ak Parti’nin, sayın Erdoğan’ın öteden beri yaptığı bir şey var; Saadet Partisi’nin içerisinden Numan Kurtulmuş’u aldı. Demokrat Parti’nin başından sayın Soylu’yu aldı. BBP’den Yalçın vardı, sonra da Mustafa Bey’i aldı. Ondan sonra sayın Bahçeli’yle bir ortaklık oluşturdu. Her ivme kaybedeceği noktada Tayyip Erdoğan bir çıkış yaparak bu ivmeyi kendi lehine kullanmasını buldu ve bildi. Şimdi bu iki grup, AKP ve MHP ortaklığı yüzde 59 artı 1’i sağlayamayacağına göre, kendilerine en yakın olan şey nedir; karşı tarafı güçsüzleştirerek, güçlü hale gelmek. Karşı tarafta ne var? İyi Parti, CHP işbirliği var. İyi Parti’yi oradan çekip alabilirlerse veya bir grup oradan koparıp alabilirlerse yüzde 50 artı 1 oluşabilir. Yani bu çağrı, siyasi hesaba dayalı bir çağırmadır. Zannediyorum Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli’ye ülkücüler arasındaki CHP adaylarını desteklemeye giden oyları bu tarafa çevirebilmesi için bir telkinde bulundu, çünkü Cumhurbaşkanı da biliyor ki İstanbul Belediye Başkanı ülkücü. Ekrem İmamoğlu Gümüşhaneli’dir ve ülkücü kökenlidir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ülkücüdür ve MHP’lidir. Antalya Belediye Başkanı ülkücüdür. Kırşehir Belediye Başkanı ülkücü, MHP’li. Antakya Belediye Başkanı benim arkadaşım, ülkücü. Hepsi CHP’den aday. Hepsi CHP’den toplumda karşılık bulmuş belediye başkanları. Niye, adam kovuyor. Biraz sabırlı ol kardeşim.
“Bu liderler kendini Zeus sanıyor!”
“Peygamberimiz, kulların getirdikleri görüşleri, düşünceleri kendisine aykırı olsa bile kabul ediyordu, uygunsa yerine koyuyordu.” diyen Yeniçeri, sözlerine şöyle devam etti: “Hendek Savaşı’nı hatırlayın. Salman-ı Farisi’nin planı uygulanmıştır. Kavmi peygambere, ‘Ya rasulallah, sizin söylediğiniz bu plan, bu savaş hattı Allah’tan mı geldi, ayet midir, yoksa sizin görüşünüz mü?’ diye soruyor. ‘Benim benim görüşüm’ deyince, ‘Bu görüş yanlış, böyle olmaz şöyle olsun.’ diyorlar ve ondan sonra böyle bir savunma oluyor. Şimdi bu liderler kendilerini Zeus falan zannediyorlar. Burada Yunan kültürü var, evet doğru ama kimse Zeus falan değil. Biz Allah’tan başka kimsenin önünde baş eğmeyen, ‘iyyake na’budu ve iyyake nestein’ diyen bir imanın çocuklarıyız. Biri yanlış, ikisi yanlış, üçü yanlış, 15’i de mi yanlış? Burada kendilerine dönüp bakıp, kendilerini sorgulayacakları yerde, giden arkadaşlara ‘hain’ diyerek, ‘ihanet etti’ diyerek kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Ne olmuş, bir partiden öbürüne geçmişler. Parti yahu. Bizim İslam’ın şartları arasında parti yok ki!
“Bize niye gittiniz diye bir sorulsun!”
Twitter üzerinden yapılan çağrının ciddi olmadığını ve karşılık bulmayacağına dikkat çeken Yeniçeri, ifadelerini şöyle sürdürdü: “Ya gelsin benim yemeğimi yesin ya da beni çağırsın, gidip bir yerde oturup konuşalım. Derdimiz ne? ‘Niye gittin arkadaş’ diye sorulsun. Bir tane bakan mı var MHP’li, bir tane rektör mü var MHP’li, bir tane vali mi var MHP’li, bir tane emniyet müdürü mü var MHP’li? Bu soruları soralım, cevap versin. Niye gittik biz; neden destekledik de bir kişinin iki dudağının arasına Türkiye’yi koyduk? Tamam, Tayyip Erdoğan başımızın tacı, 17 senedir iktidarı yönetiyor. Zaten doymuş iktidara. Bir de doyumsuz bir adam gelirse Tayyip Erdoğan’dan sonra? Ölümlü dünyada yaşıyoruz. Ne olacak bu Türkiye? Adamın iki dudağı arasında. Ortada açık mı kalacak zannediyorsunuz? Bunu dengeleyen bir sistem olmalıdır. Adam MHP’den ayrılır mı ya! Ben ‘CHP’nin Müslümanlaşmaya, AKP’nin de Türkleşmeye ihtiyacı var.’ dedim.”
“50+1 İyi Parti’yi ittifaka mahkum etti”
“Yüzde 50 artı 1 İyi Parti’yi mahkum ve mecbur etti. Karşı taraf ittifak kurduğu zaman onun da bir ittifak kurması gerekiyor.” diyen Yeniçeri, sözlerini şöyle noktaladı “CHP’nin içerisinde marjinal unsurlar var; Kaftancıoğlu ekibi, Sezgin Tanrıkulu gibi tipler, Eren Erdem gibi tipler, bir takım marksist, leninist, Türkçü, bölücü unsurlardan da var orada. Onlarla bir ülkücü nasıl yanyana gelir? İyi Parti gelmek istemiyor ama o daha çok Atatürk’çü, ulusalcı, ülkenin birliği ve bütünlüğünden yana olan tarafını ön plana alarak hareket ediyor. Orada herkes birbirine tahammül etmeye çalışıyor.
Sonuçta hepsi bu memleketin çocukları. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne gidin bakın, görevde olanların tamamına yakını ülkücü. Keçiören Belediyesi’ne gidin, oradakilerin hepsi ülkücü. ‘Partilerden daha çok kadro kardeşim. Bu tarafa gelmeye değer.’ dedim arkadaşlara. MHP bir tane vali atayamıyor! Bir tane bakanı yok. Böyle ortaklık olur mu? Biz niye destekliyoruz Ak Parti’yi?”