Osman Müftüoğlu'ndan ezber bozan sağlık uyarısı! "Asıl sorun yaşlanmak değil, geç kalmak!" dedi: Modern insanın en büyük yanılgısını tek cümlede özetledi!
Sağlıklı yaşamın otorite ismi Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 2026 yılına girerken toplumun sağlık konusundaki bakış açısını temelinden sarsacak açıklamalara imza attı. Yaşlanmanın doğal bir süreç olduğunu ancak bu süreçte sağlığa yatırım yapmak için "geç kalmanın" asıl tehlike olduğunu vurgulayan Müftüoğlu, modern insanın içine düştüğü sağlık sarmalını masaya yatırdı. Obezite, diyabet ve unutkanlık gibi kronik sorunların gölgesinde yaşayan bireylere seslenen ünlü profesör; mucizevi haplar veya moda kavramlar yerine, gerçek ve sürdürülebilir bir "iyi yaş alma" stratejisinin kapılarını araladı.
Türkiye'nin en tanınan hekim- yazarlarından Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, yıllardır uyardığı bir gerçeği artık daha sert cümlelerle ortaya koyuyor: Asıl sorun yaşlanmak değil, geç kalmak... Prof. Dr. Müftüoğlu söyleşimizde obeziteden diyabete, unutkanlıktan huzursuzluğa kadar modern insanın temel sağlık çıkmazlarını masaya yatırıyor. Moda kavramlardan uzak, sade ama çarpıcı bir dille "iyi yaş almanın" mümkün olduğunu anlatıyor.
- Yıllardır köşe yazarı ve televizyonlara çıkan bir hekim olarak sizce Türkiye'nin en büyük sağlık sorunu nedir?
- Hiç tereddütsüz söylüyorum: Diyabezite... Yani diyabet (şeker hastalığı) ile obezitenin (şişmanlık) evliliğinden doğan o canavar. Bakın, Türkiye maalesef Avrupa'nın en şişman ve diyabet artış hızı en yüksek ülkesi haline geldi. Eskiden "bulaşıcı hastalıklar" bizi korkuturdu, şimdi "bulaşıcı olmayan ama salgın gibi yayılan" yaşam tarzı hastalıkları belimizi büküyor. Hareketsizlik ve kötü beslenme (aşırı un, şeker, nişasta) bizi içten içe çürütüyor. En büyük sorunumuz ne kanserdir ne de kalp krizidir; bunların hepsinin anası olan insülin direncidir, göbeklenmedir. Biz toplum olarak sadece doymak için yiyoruz, beslenmek için değil. Ve maalesef yürümüyoruz, oturuyoruz. Oturmak, yeni sigara içmektir!
- Longevity artık bir moda kavram mı, yoksa tıbbın zorunlu olarak girdiği yeni bir evre mi? Bu kavramın içinin boşaltılma riskini görüyor musunuz?
- Çok haklı ve yerinde bir endişe. Longevity (uzun yaşam) kavramı, maalesef "Antiaging" (yaşlanma karşıtı) kavramının başına gelenlere uğrama riski taşıyor. Anti-aging bir pazarlama tuzağına dönüştü; kremlerle, botokslarla yaşlılığı yok edebileceğini sandı insanlar. Oysa yaşlanmak, durdurulamaz bir doğa kanunudur. Longevity ise bir moda değil, tıbbın geleceğidir; Tıp 3.0'dır. Amaç sadece "çok yaşamak" değil, "iyi yaşlanmaktır". Ancak korkum şu ki; bu kavramı da "3 tane hap yut, 100 yıl yaşa" gibi sığ bir ticari alana hapsetmeye çalışanlar var. Longevity, bir hap değil, bir yaşam disiplinidir. Sabah kahvaltınızdan uyku saatinize, dost sohbetlerinizden yürüyüş ayakkabılarınıza kadar her şeyi kapsayan bir "yaşama sanatı"dır.
- Hastalıklara yakalanmadan önce alınması gereken ilk tedbir ne olmalı?
- Tek kelimeyle: Farkındalık. Ve hemen ardından gelen eylem: "Check-forward." Yıllarca "Checkup" (hasar tespiti) yaptık. "Hocam bir bak bakalım neresi bozulmuş?" dedik. Bu devir bitti. Artık "Check-forward" yani "Geleceği Planlama" devrindeyiz. İlk tedbir, kendi vücudunuzun CEO'su olmaktır. "Benim genetik mirasımda ne var? Annem şeker hastası mıydı? Babam kalp krizi geçirdi mi? Bel çevrem 100 santimi geçti mi?" diye sorup, riski yönetmektir. Hastalanmayı beklemeyin. Sağlık, hastanede kazanılmaz; mutfakta, yatak odasında (uykuda) ve sokakta (yürüyüşte) kazanılır.
- Kitabınızda uzun yaşamdan çok "kaliteli yaş alma" vurgusu yapıyorsunuz. Sizce insanlar neden hâlâ sayıya (kaç yıl yaşadım) bu kadar takılı?
- Çünkü insanoğlu fıtratı gereği "yok olmaktan" korkar. Ölüm korkusu, niceliğe (sayıya) odaklanmayı getirir. Ama ben hep şunu söylerim: "Önemli olan hayatınızdaki yıllar değil, yıllarınızdaki hayattır." 90 yaşına kadar yaşayıp son 10 yılını kimseyi tanımadan, yürüyemeden, altı bezlenerek, makinelere bağlı geçirmek bir "ödül" müdür, yoksa "ceza" mı? Bizim hedefimiz "Lifespan"i (ömür süresi) uzatmak değil, "Healthspan"i (sağlıklı ömür süresi) uzatmaktır. İnsanlara "100 yaşına kadar yaşayacaksın" dediğimde değil, "Torununun mezuniyetinde dans edebileceksin" dediğimde gözlerinin parladığını görüyorum. Hedefimiz bu olmalı.
- Beslenme, egzersiz, uyku ve huzuru dört ana sütun olarak belirliyorsunuz. Bunlardan biri ihmal edildiğinde diğerleri onu telafi edebilir mi?
- Asla! Bu, dört ayaklı bir masadır. Bir ayağını keserseniz masa devrilir, en iyi ihtimalle üzerindeki her şey dökülür. Dünyanın en sağlıklı yemeğini yiyin, eğer uyumuyorsanız vücut kendini tamir edemez. Her gün spor yapın, eğer huzurunuz yoksa, stres hormonları (kortizol) o sporu "çöp" eder. Mışıl mışıl uyuyun, ama kötü besleniyorsanız hücrelerinizi paslandırırsınız. Bunlar birbirinin yedeği değil, tamamlayıcısıdır. Bütüncül sağlık (İntegratif Tıp) dediğimiz şey tam olarak budur.