Behlül Dânâ Hazretleri’nin:
“–Yer altında en çok ne vardır?” sorusuna, yine kendisi cevap vererek:
“–Mevtâların «eyvah, vah-vah ve keşke»leri vardır!” buyurması da bu hakîkatin bir ifâdesidir.
Öyleyse bizler de nedâmet günleri gelmeden evvel Hak rızâsının bulunduğu her işe koşmalı ve boş şeylerle vakitlerimizi ziyan etmekten sakınmalıyız. Her günümüzü son günümüzmüş gibi uyanık bir gönülle yaşayıp bilhassa zamanımızı dolu dolu geçirmenin şuuruna ermeliyiz.
Cenâb-ı Hak, zamanı doğru kullanma husûsunda ekseriyetle hüsran içinde olan kullarının, bu hüsrandan kurtularak ilâhî ikramlara nâil olabilmeleri için şöyle buyurmaktadır:
“Bir (hayırlı) işi bitirince, hemen başka bir (hayırlı) işe giriş! Hep Rabbine yönel!” (el-İnşirâh, 7-8)
Yani ibâdet ve hayırlı işlerin biri bittiğinde hemen diğerine koşmak, herhangi bir zamanın ibâdetsiz ve hayırdan uzak geçmesine fırsat vermemek îcâb eder.
İBÂDETLERİN KABUL EDİLİŞ ALÂMETLERİ
Mevlânâ Hazretleri ne güzel buyurur:
“İbâdetlerin kabul ediliş alâmetleri, o ibâdetlerden sonra hemen başka ibâdetlere girişmek, birbiri ardınca hayırlara koştukça koşmaktır.”
Yine Mevlânâ Hazretleri’nin tâbiriyle:
“Ecel, verileni almadan önce, verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir.”Zira âyet-i kerîmede buyrulur:
“Ey îmân edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyâmet)gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler, elbette zâlimlerdir.” (el-Bakara, 254)
HER MÜ’MİNİN HEDEFİ
Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz de şöyle buyurur:
“Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar; dînini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îman, 186; Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3)
Dolayısıyla fırsat eldeyken hayırda acele edip âhiret azığı tedârik etmeye bakmak her mü’minin hedefi olmalıdır. Dünyanın geçici zevk u safâsına, aldatıcı yaldızlarına kanmamak, burada sahip olunan malın, rüyada bulunmuş bir defineden farksız olduğunu unutmadan hakîkî ve ebedî hayâta hazırlanmak îcâb eder.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları, 2011