• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Narsisizm bulaşıcı değil ama hızla yayılıyor!'

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
'Narsisizm bulaşıcı değil ama hızla yayılıyor!'

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Komşumun evinden ergen oğlunun yüksek sesini sıkça duyuyorum. Dışarıda son derece efendi görünen bu genç, evde adeta başka birine dönüşüyor. Beğenmediği bir yemek, bulamadığı bir eşya… Sesi hızla yükseliyor.

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Komşumun evinden ergen oğlunun yüksek sesini sıkça duyuyorum. Dışarıda son derece efendi görünen bu genç, evde adeta başka birine dönüşüyor. Beğenmediği bir yemek, bulamadığı bir eşya… Sesi hızla yükseliyor.

Ardından annesinin sesi geliyor… Kısık, açıklayan, yatıştırmaya çalışan… Neredeyse özür dileyen bir ton. Biliyorum, görüyorum… Bu sahne birçok eve yabancı değil. Ama bu sahnenin bir sonucu var.
Ve belki de bu yüzden Türkiye, narsisitlik skorunda dünyada üst sıralarda yer alıyor. Yani ülkemizde narsistik özellikler hızla artıyor. Aslında mesele sadece bize ait değil. Tüm dünyada sessiz ama tehlikeli bir yükseliş var.
Peki nasıl oluyor bu?


 

Narsisim bulaşıcı bir hastalık değil ki… O zaman neden bu kadar yaygınlaşıyor?
Demek ki mesele bir virüs değil.
Narsisizm; sadece doğuştan gelen bir özellik de değil…

Kişinin mizacıyla birlikte, büyüdüğü ortamın, gördüğü tutumların ve içinde yaşadığı çağın da bir ürünü. Hatta çoğu zaman da sonucu. Ve son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram.
Peki tam olarak neyi ifade ediyor?

Narsist kişi; kendini aşırı önemli ve özel gören, sürekli takdir ve onay bekleyen ve çoğu zaman diğer insanların kendi etrafında dönmesi gerektiğine inanan kişidir.



Bu noktada önemli bir gerçeği görmek gerekiyor: Bu yapı çoğu zaman tek bir sebeple oluşmaz. Ama özellikle iki uç ebeveyn tutumu, bu sonucu besler.
İlki: Değersizlik. Çocuk, yeterince görülmediğinde, duyguları küçümsendiğinde, sürekli eleştirildiğinde, içinde derin bir “ben yeterli değilim” duygusu büyür.
Bu çocuk bazen içine kapanır. Ama bazen de tam tersine, o değersizlik duygusunu bastırmak için kendine bir zırh örer. İşte o zırhın adı bazen narsisizmdir.
İkinci ve bugün çok daha yaygın olan sebep ise Beslenen benmerkezcilik.

Yeni nesil ebeveynlik anlayışı, çok doğru bir yerden yola çıktı: “Çocuğu dinleyin, kendini ifade etmesine alan açın, özgüvenini destekleyin.” Ama iyi niyetle başlayan bu yol, zamanla başka bir noktaya savruldu. Çocuğu dinlemek, çocuğun her dediğini doğru kabul etmeye; onu desteklemek, yaptığı her şeyi alkışlamaya; özgüven kazandırmak ise onu dünyanın merkezi gibi hissettirmeye dönüştü.

Ve fark etmeden…

Kendini ifade edebilen birey yetiştirelim derken, başkasını dinlemeyen bireyler yetiştirmeye başladık. Değer verelim derken, sınır koymayı unuttuk. Sevelim derken, gerçekle yüzleştirmeyi ihmal ettik. Çocuğu mutlu edelim derken, onu hayata hazırlamayı kaçırdık.


 

Sonuç mu?

Empati kurmakta zorlanan, eleştiriye kapalı ve sadece kendi merkezinde yaşayan bir nesil…
Peki çözüm ne?
Aslında çok karmaşık değil. Ama çok hassas bir yerde duruyor: Denge.
Evet, denge…
Ne çocuğu değersiz hissettirip özgüvensiz bırakmak ne de şişirilmiş bir özgüvenle dünyanın en özeli olduğuna inandırmak. Çocuğu koşulsuz sevmek… Ama davranışlarını gerektiğinde sınırlandırmak. Ortaya çıkan sonuçtan önce çabayı takdir etmek… Ama her çabayı abartılı övgülerle şişirmemek. Empati kurmak… Ama sadece onun duygusunu değil, başkalarının duygusunu da göstermek. Gereksiz alkışlar yerine, gerçek ve dengeli geri dönüşler vermek.
Ve en önemlisi…

Çocuğa “sen değerlisin” demekle kalmayıp, başkalarının da en az onun kadar değerli olduğunu öğretmek.
Çünkü gerçek değer, insanın sadece kendini değil, başkasını da görebildiği yerde başlar.
Ve belki de bugün en çok unuttuğumuz şey tam olarak budur.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

SAĞLIK BAKANLIĞI ACİLEN "TOPLUMSAL PSİYATRİK SAĞLIK ACİL EYLEM PLANI VE BİLİMSEL TESPİT/TEDAVİ/ÖNERİ KONGRESİ" TOPLAMALI...DİĞER TÜM ALANLAER/BAKANLIKLAR/UZMANLAR DAVET EDİLMELİ

TRAFİKTEKİ MANYAKLIKLAR, KADINA ŞİDDET VE CİNAYETLERİ, AKRAN ZORBALIĞI, ADALETSİZ YARGI, KAMU SOYGUNU-FUHUŞTURUCU VE SOLSUZLUK ÇETELERİ VS VS VS NİN TAMAMI BU "İNSANIMIZIN-TOIPLUMUMUZUN-EĞİTİMİN-MİLLİ/MANEVİ DEĞERLER TOPLUMUNDAN UZAKLAŞMIŞ VE KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE KARŞI SAVAŞIMIZI KAYBETMEK ÜZERE OLDUĞUMUZUN" göstergesidir....ÖLMEDEN MEZARA GİRMEK İSTİKLAL SAVAŞIMIZI JKATBETMEKTİR BU SİNSİ/GÖRÜNMEZ DÖNÜŞÜM...TOPLA TÜFEKLE FÜZEYLE KAZANILMAZ SİYONİST/HAÇLI/ATEİST BATI TAKLİTÇİSİ KÜLTÜR EMPERYALİZMİ İNTERNET-SOSYAL MEDYA-CEP TELEFONU-TV-FİLM SEKTÖRÜ BOŞUNA SİYONİST TEKELENİDE DEĞİL 78 SENEDİR HEM SOYKIRIM/İSTİLA TAPIYOR HEM DE SOYKIRIM/HOLOKOST MAĞDURU TAKLİDİ YAPAREAK DÜNYAYI ALDATAN SAHTEKAR KATİL...HATTI MÜDAFAA YOKTUR SATHI MÜDAFAA VARDIR...O SATIH SİNSİ SAHTEKAR İSLAM/İNSANLIK/İSTİKLAL/İSTİKBAL/MİLLET-TÜRKİYE DÜŞMANI DÜŞMANLARIN AT KOŞTURDUĞU BOŞ BIRAKMADIĞI "HER TÜRLÜ SAVAŞ ALANI VE MECRASIDIR BAŞTA" "DİJİTAL VATAN DAHİL"!!!!!!!!!!! sahipsiz vatanın batması haktır zaman DİJİTAL VATANA SAHİP ÇIKMA ZAMANIDIR!!!!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23