Yeni Şafak gazetesi yazarı Cemile Bayraktar, Türkiye-Irak arasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
İşte o yazı:
Organize işler; algı yürür…
Geçtiğimiz hafta genel başlık ve manşetler şu şekildeydi: “Türk askeri Musul'da!"
Gerek Irak gerekse Türkiye açısından elbette bu başlıklar “N'oluyor?" dedirten cinsten…
Telaşa mahâl yok.
Medya ve gazetecilik biraz böyle bir şey, her organizasyonun parçası, algı yönetimin mimarı olduğunu iddia edebileceğimiz basın, bir başlık atar, o başlık belki içeriği hiç okunmadan toplumsal algıya şekil verir ancak çoğu kez meselenin arka planı ve içeriği oldukça farklıdır.
Haziran 2014'te IŞİD tarafından işgal edilmiş olan Musul'un terör unsurlarından temizlenmesi amacıyla harekete geçildi. Koalisyon güçleri ve ayrıca yerel unsurlar tarafından yürütülecek operasyona katılmak için bin 200 kadar Türk askeri Musul'a intikal etti. 30'a yakın zıhlı araç da Türk askerine eşlik etti.
Türk askerinin Musul'a girişini askeri kaynaklar, “IŞİD'e karşı rutin eğitim ve toplanma faaliyetlerinin bir parçası olarak" açıkladı.
Her ne kadar Türk askerinin Musul'a girişi, farklı manşetlerle farklı yönlere çekilse de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, IŞİD'le mücadele kapsamında bölgede 2 bin 700 Peşmerge, Eski Musul Valisi Esil Nuceyfi'ye bağlı 2 bin 400 Sünni Arap ve bin 400 Türkmen'e eğitim verdiği biliniyor. Ayrıca bölgedeki faaliyet bununla da sınırlı değil, bölgedeki eğitim faaliyetleri Mart ayına kadar artarak devam edecek. Daha önce de Duhok ve Ebil'de de eğitim veren tecrübeli birlikler Başika'ya kaydırılınca mevzu “Büyük Musul Operasyonu'nun" habercisi olarak görüldü.
Asıl mevzumuz ise şu, komandolar, IŞİD işgaliyle Tel Afer'den kaçan Türkmenleri eğitecek. Mehmetçiğin donatacağı Türkmenler, DAEŞ'e karşı örgütlenecek.
Türk askeri zaten Irak'taki peşmerge güçlerine bir yılı aşkın süredir yoğun eğitimler veriyordu. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ta yeni bir üs kurması, her ne kadar “Musul 82" sloganıyla endişe oluştursa da zaten Türk askerinin Kuzey Irak'ta askeri üsleri vardır. Neden yenisini eklediği sorusunun cevabını da Yeni Şafak araştırdı. Alınan bilgiye göre Türk subayları Musul'a yakın Başika'ya, 'Tel Afer operasyonu' için yerleşti.
Musul'u IŞİD'den kurtaracak en önemli operasyonun hazırlıkları sürerken Türkiye, öncelikle IŞİD işgaliyle Tel Afer'den uzaklaştırılan Türkmenleri eğitmeye karar verdi. Çünkü, Musul'un işgal edildiği günün ertesinde IŞİD, 410 bin Türkmenin yaşadığı Tel Afer kasabasına girmiş ve ilçedeki Şii Türkmenleri katliamdan geçirmişti. Şimdi Türkiye hem Şii hem de Sünni Türkmenlerden oluşan ve Tel Afer operasyonunda kol kola mücadele edecek Türkmenleri Başika kampında eğitip donatacak.
Elbette Türk askerinin Başika'ya girişine karşı Irak'tan sesler yükseldi. Irak Başbakanı el-Abadi, Türkiye'nin 48 saat içinde askerlerini geri çekmemesi durumunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gitmek de dahil olmak üzere mümkün olan tüm seçeneklerin kullanılacağını açıkladı. İlginç tabi bu adamlar aynı zamanda Amerikan askerine, yankilere kollarını açmış adamlar!
Irak Başbakanı dahil hiç kimsenin telaşa kapılmasına lüzum yok. Zira, Başbakan Ahmet Davutoğlu kendilerine bir mektup yazdı ve Irak'ın egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda en hassas ülkelerden olan Türkiye'nin bunu yıpratacak bir adım atmayacağını belirtti.
Buraya kadar “Musul 82" yaygarasının gerçeği ve arka planı budur. Manşetlerin arkasındaki öykü budur.
Lakin burada bahsettiklerimin arka planında iki temel problem mevcut; Türkiye'nin bölgede nasıl algılandığı ve Batı işgalinden rahatsız olmayan bir aklın, kendisine yakın bir ülkenin imarından rahatsız olması.
Türkiye'nin son dönem artan “Osmanlı" vurgusu, sanki toprak genişletmeymiş gibi anlaşılıyor ancak bunun toprakla değil Türkiye'yi tarihsel hafızasından koparılmış bir ülke olmaktan kurtarıp, tarihsel hafızasına ve köklerine sahip bir ülke haline getirmekle alakalı. Yani Türk askeri Türkmene eğitim verdiği gibi, Yeni Türkiye'nin aklı, içimizdeki “Moskoflara" kim ve ne olduğunu hatırlatmaya çalışıyor.
Diğer yandan, Batı'nın hâkimiyetine ve işgaline artık iyiden iyiye alışmış olan sömürge Arap aklı, Amerika'nın Orta Dünya'daki eyaleti olma gafletinden kurtulamamış durumda, bunun da vurgusu Türkiye tarafından yapılıyor ancak anlayabilmek için bölgenin sömürülmüş akıldan temizlenmesi gerekiyor. Yakın bir zamanda olacağını hiç zannetmediğim bu temizlik olmadan bölgenin iflahı mümkün değil. Orta Dünya'daki kaosun temel nedeni biraz da bu sömürülmüş akıldır. el-Abadi dahil cümlesinin DAEŞ kadar mücadele etmesi gereken konu budur.