Muhammet Kutlu’nun özel röportajı! Türkiye gelişmeleri iyi okuyan ülkelerden biri
AK Parti’nin stratejist Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak gazetemiz Akit’e özel röportaj verdi. Özellikle Suriye’de yaşanan gelişmelerle Türkiye’nin dünya jeopolitiğinde artan etkisi ve bundan sonra neler olabileceği konularında çarpıcı açıklamalar yaptı.
Muhammet Kutlu Ankara
Dünyada ve Türkiye’de baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, siz değerli okurlarımızdan teveccühünü, Allah’tan bereketini umarak Pazar röportajlarına başlıyoruz. İlk röportajı ise yıllardır yorumcu olarak katıldığı televizyon programlarında sürekli Türkiye’nin yükselişini, Türklerin gelişini büyük bir heyecanla anlatan, videoları milyonlarca izlenen bir isimle yapmak istedik. Türkiye derken ağzından adeta bir Türkiye daha çıkan, ülkemizin gelişimini ve yükselişini anlatırken gözleri parlayan, içi içine sığmayan o isim, AK Parti’nin stratejist Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak. Özellikle Suriye’de yaşanan gelişmelerle Türkiye’nin dünya jeopolitiğinde artan etkisi ve bundan sonra neler olabileceğini Kaynak’a sorduk.
TÜRKİYE GELİŞMELERİ İYİ OKUYAN ÜLKELERDEN BİRİ
Sayın Kaynak, dünya son birkaç yıldır baş döndürücü bir hızla değişiyor. Bu değişimi nasıl okumamız gerekiyor?
Evet. Dünyada son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler çok hızlı. Her yüzyılın ilk çeyreği yeryüzünün biçimlenme dönemidir. 2025’in sonuna kadar inanılmaz gelişmeler olacak demiştim hep. Bunları ancak iyi bir devlet aklı algılayabilir ve planlayabilir. Olayların tahlilinin yapılabilmesi için çok iyi tarih bilgisi gerekir. Büyük güçler daima tarihi bilgiyle hareket ederler. Herkes kendi isteğini gerçekleştirmek ister. Türkiye de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu gelişmeleri en iyi okuyan ve etkileyen ülkelerden biri.
BİZ VAR OLDUĞUMUZDA BUGÜNKÜ DEVLETLERİN HİÇBİRİSİ YOKTU
Bu değişimi yönlendiren güçler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Herhangi bir güç yükselişe geçtiğinde zaten var olan diğer güçler bunu engellemeye çalışırlar. Savaş sebebidir bu. Milattan Önce (M.Ö) 450 yılında Takidides diye bir askeri stratejist ‘Eğer herhangi bir güç yükselişe geçerse diğer güçler onu durdurmaya çalışır. O da kendini savunmak için savaşa gider. Savaşın birinci aşaması kıtlıktır’ diyor. Bunun bugünkü adı enflasyondur. Bir yeni yetme devletler vardır onların da hafızası yoktur. Bir de bizim gibi devletler vardır. Biz var olduğumuzda dünyada bilinen devletlerin hiçbirisi yoktu. Milattan Önce (MÖ) 209’da tarihte ilk düzenli ordu Mete Han tarafından kurulmuştur. Mete Han orduda er, onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, tümen kavramlarını oluşturmuştur. Devletler ancak silahlı güçle varlıklarını korurlar. İkinci ana unsur da medeniyettir. Medeniyetlerin korunması da aynı şekilde silahlı kuvvetlerle sağlanır. 1944 yılında Bretton Woods Anlaşmasıyla, Anglosakson denilen ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda dünya kaynaklarının yüzde 82’sine sahip olmuşlardı. Geriye kalan kısmı da Slavlarla paylaşmışlardı. Biz Birinci Dünya Savaşı’nda kaybedenler arasındaydık. Biz son 300 yıldır sürekli geri çekiliyoruz. Bunun son 200 yılında, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar geri çekilme ve daralmamız devam etti. Devletler geri çekilirken medeniyetlerinden de kaybederler. Bazı konularda geri kaldıkları için diğerlerine özenti başlar. Rusya, Japonya ve Çin de hep batılılaşmaya çalışmıştır. Emperyalist güçler ‘Müslüman ülkelerin hepsi bizim kontrolümüzde, Türkiye’nin de yarıya yakını elimizde. Biz geriye kalan yarıyı istiyoruz’ diye uğraşıyorlar.
‘DENİZLERE HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLUR’ SÖZÜ BİZDEN ÇALINDI
Büyük güçler dünyayı nasıl bölüşüyorlar?
Büyük güçler dünyayı şekillendirme yarışında bu zamana kadar çok başarılı oldular. Soğuk savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği dünyayı iki kutba ayırmıştı. Bu bir müddet devam etti. Geçmişte beş büyük imparatorluğa sahip Avrupa’nın içinden 40’a yakın devlet çıktı. Hepsi birbirinden küçük küçük. Ama Amerika’da 50 devlet birleşti ve imparatorluk haline geldi. Karşısında eskiden çar, daha sonraki dönemde ise Sovyetler Birliği imparatorluğu oluştu. Bunlar bizim mirasımızı paylaştılar. En büyük parçayı İngilizler aldı. Daha sonra Ruslara Türkistan’ı bıraktılar. Çin’e Doğu Türkistan hediye edildi ve Birleşmiş Milletler’e üye yapıldı. Türk dünyası çok büyük. Bir de Osmanlı bakiyesi İslam ülkeleri var. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya ve Saksonlar aradan çıkınca dünya kaynaklarının yüzde 82’sine tek başına ama dünya denizlerinin yüzde 95’ine sahip oldu Anglosakson güçler. ABD’li General McMahon, ‘Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur’ dedi. Bu da bize öğretilen tarihi bir yalandı. Bu söz, 1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa’nın Kanuni Sultan Süleyman’a söylemiş olduğu sözdü. Bu da bizden çalınmıştı.
TÜRKİYE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMAYA BAŞLADI
Türkiye’nin gelişim sürecini değerlendirebilir misiniz?
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1939’da Hatay’ın alınmasıyla beraber ilk defa genleşti. Bunu 1974’te Kıbrıs genleşmesi izledi. Biz bu arada eksiklerimizi tamamladık. Ama hâlâ atılıma kalkmak için yeterli değildi. Yükselen güç olduğumuz için enflasyonla ülke paramızın değerinin düşürülmesi ve çalışmamızın karşılığında gerektiği gibi zenginleşemedik. Türkiye 2012 yılında çok iyi bir seviyeye ulaştı. Milli gelir yaklaşık 13 bin dolara çıktı. Birden bire bir düğmeye basıldı ve sadece paranın değeri düşürüldü. Gezi olayları yaşandı. Türkiye’nin son 15-20 yılında başına gelenler dünyada herhangi bir devletin başına gelmiş olsa yaşaması mümkün değildi. Dünyada ekonomiyi elinde tutanlar, paranın sahipleri, siz hangi önlemleri alırsanız alın, onu etkisiz hale getirebilecek bir para kaynağına sahipler. Demek ki biz tam gelişmeye başladığımızda bu güçler bizi kontrol altında tutuyorlar. Devletlerin tarihi ayağa kalkmak için çok uzun zamanlar alabilir. İsrail yeniden kurulmak için 2 bin yıl uğraştı. Devletlerde acele iş olmuyor. O zaman çok dikkatli, akıllı ve stratejik düşünmek lazım. Türkiye şu anda teknolojik olarak batının elindeki bütün bilgi kaynaklarına, çoğunda da onları geçecek seviyeye sahip. Ama bir eksiğimiz kaldı. Medeniyet projemizde yapay zeka unsurlarıyla medeniyetimizi yeniden dünyaya yayabilmek. Bunun adına “yumuşak güç” diyorlar.
Suriye’de yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Anadolu’yu tarih boyunca kim kontrol etmişse Ortadoğu denilen bölgeyi de o kontrol etmiştir. Hititler, Roma İmparatorluğu, Selçuklu’da, Osmanlı İmparatorluğu’nda hep böyledir. Sadece on sene önce Suriye’de, ABD, Fransa, İngiliz, Rusya, İran, İsrail bayrakları vardı. Bir anda Avrupa elimine edildi. Rusya, Türkiye ve ABD arasındaki mücadelenin sonunda İran da çekildi. Türkiye ile ABD ana güç olarak kaldı Suriye’de. 12 gün içinde. Herkes merak ediyordu ‘acaba bunu kim yaptı?’ diye. Donald Trump’ın konuşmasıyla beraber dünya, ABD-İsrail projesi sanılan olayın, aslında bir Türkiye projesi olduğunu anladı. Sahada olan güç, masada çok rahat konuşur. Biz bunu başardık. Bunun sebebi liderliktir. Çünkü dünya tarihini liderler belirler. Suriye’de şekillenme henüz bitmedi. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye dünyanın şaşkın bakışları arasında tereyağından kıl çeker gibi Suriye’deki değişimi sağladı. Trump, en sonunda “ben bu işi yapanı biliyorum” dedi. Bunu ben söylettirmedim. “Benim karşımda akıllı, strateji yapan, sonuca ulaşabilen bir lider var” demek istiyor. Daha Türk devletleri var. Daha Amerikan korkusuyla bizden uzak duran kaç tane devlet bizim gitmemize gerek olmadan bize gelecekler. Türkler geri döndü. Şu anda ayak sesleri biraz hızlı çıktığı için Trump açıklama yapmak zorunda hissetti. Ayak sesleri bazen on günde 50 yıllık yol alır. Bazen ikinci adımı attığında 50 yıl geçmiştir. Türkiye 20 yılda insansız sistemlerle dünyanın lideri oldu.
ÜLKELER KENDİLERİ GELİP BİZE KATILMAK İSTEYECEK
Bundan böyle bölgemizde ve dünyada Türkiye’nin sözü geçecek yani...
Ortadoğu’nun rahat ettiği tek dönem, Yavuz Sultan Selim’in fethinden sonra Osmanlı zamanındaki 400 yıldır. Tarih, bizim getirdiğimiz düzene mecbur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kimsenin toprağında gözü yok, ama çoğu devlet bize katılmak isteyecek. Çünkü imparatorluk refleksi halklarda var. Türk olmasaydı, Osmanlı olmasaydı, Türkiye’deki Kürt, Laz, Çerkez köleleştirilecekti. Türkiye bunu engellemiştir. Türk’ün aklına güvenmek gerekir. Değerlerimizi kaybetmiş gibi görünebiliriz, ama geri almak kolaydır.
BAŞKAN ERDOĞAN'IN YÜKSELİŞİ VE GELECEĞİN GÜÇ LİDERLERİ
Suriye’deki gelişmeler ışığında dünyada ne gibi değişimler bekliyorsunuz?
Önümüzdeki yıllarda dünyada üç liderin: Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Lideri Vladimir Putin ve ABD Lideri Donald Trump’ın söz sahibi olacağını göreceğiz. Putin ülkesini daha güçlü gösterebiliyor. Trump, ABD’yi sırtlanmak için geliyor. Böylece bir güç gösterisinde bulunacağını tahmin edebiliriz. İlk konuşmasının konusu Türkiye oldu, çünkü üçüncü güç Türkiye. Erdoğan göreve geldiğinden beri Fransa’da dört başkan değişti. İngiltere’de iki-üç yıl içinde üç-beş başbakan değişti. Trump’ın seçimi kazanmasıyla Avrupa’da sistem yerinden oynadı. Siyasi olarak her taraf karıştı. Son olarak Almanya’da hükümet güvenoyu alamadı. Bunların hepsini bir arada düşünürsek; Hasta adam Avrupa var. Türkiye’nin bölgede planlarını yapmaya başladığını 2002’de AK Parti’nin iktidara gelişiyle anlıyoruz. Kademe kademe hazırlık yapılması gerekiyordu. Karşıdaki güçler her türlü melaneti yapmaya hazırdı. Bunlardan biri terör örgütüdür. Terör her yıl büyümeden en az yüzde 3 alır. Onun için kurarlar zaten.
TÜRKİYE HEDEF ÜLKE OLDUĞU İÇİN ENFLASYON YAŞIYOR
Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
Olay sadece Suriye’de değil. Aslında her şeyi belirleyecek diğer bölgelerdeki gelişmeler. Çok yakında Hafter denilen adamın Libya’dan yok olduğunu göreceğiz. Türkiye kendisinin her yönden sıkıştırıldığını anlayınca karşı hamleyle önce Kafkaslar’da Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’a yardım etti. Daha sonra Libya’da akan kanı iki haftada durdurdu. Türkiye’nin üçüncü nesil eski teknolojisiyle başarıldı. Somali ve Katar’da üs kurduk. Türkiye bu hamlelerle ‘bu sarılmalara aynı şekilde cevap veriyorum’ dedi. Türkiye geri dönüyor. Çünkü coğrafya buna hazır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önce ‘Dünya beşten büyüktür’ dedi. Ekonominin patronu olarak kabul edilen devletin patronuna ‘one minute’ dedi. Bunlar tarihi dönüşümlerdir. Türkiye planını çoktan yapmış. Son derece sabırla, adım adım. Bunun içinde tabii ki sıkıntılar olacak. Yani enflasyon olacak. Türkiye hedef ülke olduğu için enflasyon yaşıyor. Avustralya’da hocam, “Biz sizi asla başıboş bırakmayız, çünkü imparatorlukların geri gelme refleksi vardır” demişti. Bunu yazdım bir kenara. Türkiye de yazmış bunları bir kenara. Trump, “Türkiye çok güçlü bir ordu kurdu” diyor. “Türkiye’ye sormadan iş yapmam” demeye çalışıyor. Bu çok açık seçik, Türkiye’nin bu işe hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Bundan sonraki gelişmeler bu üç liderin arasında olacaktır. Bir içten görünen Türkiye, bir de dıştan görünen Türkiye vardır. İçten görünen Türkiye, muhalefetin anlatmaya çalıştığı ‘ah vah’ Türkiyesi, dıştan görünen Türkiye ise dev gibi bir ülke. Muhalefetteki arkadaşların esasında konuya küresel açıdan bakmasında yarar var bu yüzden. Önce ülkemiz içindeki terörü bitirdik. Yeni usullerle. Selçuk Bayraktar’dan Allah razı olsun. Bütün enerji yollarını Türkiye’den geçirenden de Allah razı olsun. Recep Tayyip Erdoğan çok çetin yollardan geçti. Hakikaten bir insanın dayanamayacağı işler yaptı. Reis sevdalı bu ülkeye, bu millete. Bildiğiniz bir sevda değil onunki. Şu anda tarihin en büyük yumuşak gücünü en kolay şekilde ele geçirdi. O Esed’in zulmünden kaçan azınlık zulmünden kaçan insanlar şu anda Suriye’yi kurtardı Türkiye sayesinde.
İBRAHİM UFUK KAYNAK KİMDİR?
1961 yılında Ordu’da doğdu. Stratejist, Arkeolog, Sanat Tarihçisi. Arkeoloji ve sanat tarihi bölümü mezunudur. Avustralya Victoria Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Asya Çalışmalarında medeniyetler arası çatışma konusu üzerine çalışmalar yaptı. Son yıllarda televizyon yorumcusu olarak dünya jeopolitiğine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Türk-İslam medeniyetinin dünü, bugününün anlaşılması ve geleceğinin kurgulanması üzerine yoğun araştırmalar yaptı. Küresel sömürü, kolonileşme ve medeniyetler arası çatışma konusunda çalıştı. Refah Partisi Bolu Milletvekili Mustafa Yünlüoğlu ve Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu’nun danışmanı olarak görev aldı. AK PARTİ Melbourne Başkan Yardımcısı ve Sandık Komisyonu Başkanı olarak çalıştı. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Kaynak, evli ve 3 çocuk babası.
