Ankara’da “sınırsız yemek” vaadiyle faaliyet gösteren "Nuh'un Sınırsız Gemisi" isimli bir işletmede, lahmacun harcına baş, dil ve kanatlı eti karıştırıldığı tescillendi. Bu hadise, halk sağlığını hedef almanın yanı sıra ticari bir ahlaksızlık ve sahtekarlıkla da açık bir istismardır. Bu tür işletmeler için listeler yayınlayarak teşhir değil, insan hayatına kastetmenin bedeli olarak kalıcı kapatma ve sektörden men esas olmalıdır.
Ankara’da “sınırsız yemek” vaadiyle faaliyet gösteren "Nuh'un Sınırsız Gemisi" isimli bir işletmede, lahmacun harcına baş, dil ve kanatlı eti karıştırıldığı tescillendi. Bu hadise, halk sağlığını hedef almanın yanı sıra ticari bir ahlaksızlık ve sahtekarlıkla da açık bir istismardır. Bu tür işletmeler için listeler yayınlayarak teşhir değil, insan hayatına kastetmenin bedeli olarak kalıcı kapatma ve sektörden men esas olmalıdır.
Halkın cebindeki üç kuruşa göz diken, gençlerin ve dar gelirlinin boğazından geçecek lokmayı harama bulayan bir "zihniyet" faciasıyla karşı karşıyayız. Ankara’da 350 TL gibi bir rakama "sınırsız yemek" vaat eden "Nuh'un Sınırsız Gemisi" isimli işletmenin, lahmacun harcına baş eti, dil eti ve kanatlı eti karıştırdığı tescillendi. Bu, sadece bir ticari hile değil; bir milletin sağlığına, inancına kasteden açık bir suikasttir.
Müslüman bir cemiyette iktisat, ancak ahlakın üzerine bina edilebilir. Ahlaki değerlerden mahrum, "ne pahasına olursa olsun kâr" hırsıyla hareket eden bu sahtekârlar, insanımızı birer "denek" yerine koymaktadır. 350 liraya sınırsız et sunmanın ardında "kanatlı, baş ve dil eti" olduğu ortaya çıkmışken, bu rezaleti yapanların hâlâ kapılarına kilit vurulmamış olmasını akıl almamaktadır.
Teşhir Yetmez, Tasfiye Lazım!
Buradan devlete ve yetkili kurumlara sesleniyoruz:
Sadece İsim Yayınlamak Çözüm Değildir: Bakanlığın "taklit ve tağşiş" listesi yayınlaması bir hizmettir ancak bu sahtekârların ertesi gün tabela değiştirip "aynı hamam aynı tas" devam etmesine izin vermek, suça ortak olmaktır.
Kapıya Mühür: Milleti aldatan, halkın sağlığını tehlikeye atan bu işletmelerin ruhsatları ebediyen iptal edilmeli, kapılarına bir daha açılmamak üzere mühür vurulmalıdır. Üç kuruşluk para cezalarıyla bu haram tezgahı dağıtılamaz.
Halk Sağlığına Kastedenin Cezası Belli: "Yönetmelik" arkasına saklanarak gıda terörüne "kabahat" muamelesi yapmak, toplumsal vicdanı yaralamaktadır. Bu, bir halk sağlığı suçudur ve cezası "hapis" ile başlayıp "sektörden ebedi men" ile bitmelidir.
İnsanımızı doyururken zehirleyen bu haramzade düzene karşı devlet, sadece denetleyen değil; adaleti tesis eden, milleti koruyan ve sahtekârın kapısına kilit vuran kudretini göstermelidir.
Baran Dergisi