• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

MHP ve HDP zihniyet olarak akraba

Yeniakit Publisher
2015-10-09 07:31:00 - 2015-10-09 11:41:00
MHP ve HDP zihniyet olarak akraba

Gazetemiz Akit’e konuşan AK Parti İstanbul 3. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Mehdi Eker yaklaşan 1 Kasım seçimleri öncesinde hareketlenen siyasi gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Mehdi Eker, bu konuda aynı söylem içerisinde olan MHP ve HDP’yi “Zihniyet olarak akraba olan iki parti” şeklinde yorumladı.

RÖPORTAJ: FARUK ARSLAN - AK Parti İstanbul 3. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Mehdi Eker Akit’e özel açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin 3 dönem kuralını esnetme kararı almasının ardından Diyarbakır’dan milletvekilliği başvurusunda bulunan ancak sürpriz bir kararla Doğu ve Güneydoğu kökenli seçmenin çoğunlukta bulunduğu İstanbul 3. Bölge’den aday gösterilen Mehdi Eker; Kürtlerin AK Parti’ye bakışı, YSK’nın güvenlik gerekçesiyle Güneydoğu’nun bazı ilçelerindeki seçim kurullarının sandık birleştirme ve taşıma kararlarını reddetmesi, Hüda-Par’ın seçimlere katılmama kararı alması ve AK Parti-Saadet görüşmelerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

BURADAKİ NÜFUSUN ÜÇTE BİRİ DOĞULU

- Diyarbakır’dan adaylık başvurusu yapmanıza rağmen AK Parti İstanbul 3. Bölge’den aday gösterilmenizi sizce nasıl yorumlamak gerekir?

- Parti yönetimi aday gösterdiği kişilerin siyasi olarak hangi ihtiyaca denk geldiğini değerlendiriyor ve parti açısından öyle olmanın daha uygun olduğunu düşünüyor. Ben de doğrusu buraya gelince bunun ihtiyaç olduğunu, buranın sosyolojisini ve demografik yapısını gördüğümde, burada Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden üçte bir nüfus olduğunu gördüm. Partimizden burada geçen seçimde ilk 10 sırada hiç Doğu ve Güneydoğu kökenli aday yoktu. Muhtemelen bu göz önünde bulundurularak benim o kitle ile daha rahat diyalog kurabileceğim düşünüldü. Bunun çok da yararlı ve gerekli olduğunu sahada görme imkânım oldu. 

YSK’NIN KARARI DOĞRU DEĞİL

- Doğu ve Güneydoğu kökenli seçmen üzerindeki ağırlığınızı biliyoruz. Bu anlamda bölgedeki bazı ilçe seçim kurullarının sandık taşıma ve birleştirme kararları vardı ancak YSK bu kararları reddetti. Bu konudaki fikirleriniz nelerdir?

- Öncelikle seçimlerin temel hükümleri ve seçim güvenliği ile ilgili bir yasa var. Bu yasa çerçevesinde gerek oy verme mahallinin belirlenmesi gerekse orada oy kullanacak olan seçmenlerin iradesini hür olarak ortaya koyabileceği şekilde güvenliğin oluşması, ilçe seçim kurulunun uhdesindedir. İtiraz halinde de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bir değerlendirme yapıyor. Tabii YSK’nın kararları yüksek mahkeme gibi kesindir ve hukuken geçerlidir. Ama bu hukuken geçerli olan kararın doğru olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde özellikle Diyarbakır’da 3 defa milletvekilliği seçimine girmiş ve 3 defa milletvekilli seçilmiş, bunun dışında yaklaşık 10 seçim müşahede etmiş birisi olarak buraların her birisinde bu seçimlerin aslında belirli noktalarda seçmene baskı yapıldığını, seçmenin tehdit altında bulunduğunu görmüş biriyim. Terör örgütü PKK örneğin bir sandıkta 150 kişi oy kullanıyor ise, haber yollayarak, ‘Sandıkta şu partiye oy çıkarsa veya bu partiye oy çıkmazsa biz de sizi cezalandırırız’ diyor. Böyle bir durumda bu insanların güvenli bir şekilde oy kullanmaları, özgür iradeleriyle tercihte bulunmalarına imkân yok. O nedenle yapılması gereken şey bu insanlar için güvenli bir alan oluşturmak. Peki bu nasıl olacak? Sadece sandık mahallinin güvenlikli olması yetmiyor. Çünkü kimin hangi sandıkta oy kullandığı belli. Bu rahatlıkla tespit edilebiliyor. Bu anlamda YSK’nın sandıkların taşınma ve birleştirme kararlarını reddetmesi doğru değildir.

- Devletin seçim güvenliği hususunda bir B Planı var mı peki?

- Dediğim gibi seçimler yargı denetiminde yapılır. Yani seçimle ilgili kararları veren, seçimin yapılma şekli ve oy kullanma ile ilişkili oy sayımı, dökümü, seçmen listelerinin askıya çıkması gibi işlemlerin tamamı yargı denetiminde yapılıyor. Mesela ilçe seçim kurullarının başkanları hakimlerdir. Dolayısıyla hükümet sadece o ilçe seçim kurullarının aldığı kararlarının sadece gereğini yapar. Burada hükümetin seçimle alakalı olarak kendi başına alabileceği bir karar yok. Çünkü yetki seçim kurullarınındır ve seçim kurullarını hakimler yönetir. Mesela sandık kurullarını da onlar belirliyor. Sandık yönetim kurullarında kimler olacaksa yine onlar belirliyor. Hükümetin sandık kurulu başkanı tayin etmesi gibi bir yetkisi yok. 

ZİHNİYET OLARAK AKRABA

- Seçim güvenliği konusunda en belirgin özelliğin sandık taşıma ve birleştirme olduğunu ve sizin AK Parti olarak bunu desteklediğinizi görüyoruz. Ancak sizin de çokça bahsettiğiniz Türkiye’deki aşırı uçlardaki zıt kutupların kritik konularda birleşmeleri mevzusu bu konuda da belirginleşti ve sandık taşıma kararına MHP ve HDP’nin karşı geldiğini gördük, bu durumu nasıl okumak gerekir?

- AK Parti’ye, Hükümet’e ve iktidara karşı bunlar aslında müttefik. AK Parti’ye zarar verme ve iktidardan uzaklaştırma konusunda ittifak ediyorlar. Bir de bunun dışında bunların ikisi de zihniyet olarak birbirleriyle akrabadır. İsimlerinin farklı olmasına gerek yok, zihniyet kodları akraba. MHP ile HDP’nin ve bir başka formda CHP’nin bunlara akraba olduğunu felsefe itibariyle biliyoruz çünkü beslendikleri düşünce kaynakları aynı. Sonuçta hepsi Fransa Devrimi’nin ürünü. Fransa Devrimi’nin uygulama ve düşüncelerinden etkilenmişlerdir. Pozitivist ve aydınlanmacılar. Bu da kökleri ile zihniyet kodlarının birbirine akraba olduğunu ortaya koyuyor.

İNSANLAR HUZUR İSTİYOR

- Bugünkü ev ziyaretlerinizde şahit olduğumuz bir durum olarak Güneydoğulu seçmenlerin hemen hemen tamamının ‘biz sadece barış istiyoruz’ şeklindeki söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- İnsanların en çok ihtiyaç duyduğu şey huzur ve güven duygusudur. Türkiye’nin 7 Haziran’dan sonra bir istikrarsızlığa doğru gitmiş olması insanları bu anlamda endişelendiriyor. Huzur ve güven ihtiyacını insanlar daha çok hisseder hale geldi. Partilerin çeşitli alanlardaki vaatleri elbette insanların gündelik hayatı içinde önemli ama asıl ihtiyaç huzur ve güven ile alakalı olanlardır. Toplumun beklentisi de kısmen bu yönde. CHP ve MHP’nin vaatlerini zaten toplum gerçekçi bulmuyor. Geçmişte de bu vaatleri sık sık yapıyorlardı, ama toplum tarafından pek kabul görmezdi. Bu seçimde de bu tür vaatleri dile getirmeleri beklenti açısından bununla paralellik arz ediyor.

AK PARTİ İLE SAADET PARTİSİ’NİN GÖRÜŞMELERİ FAYDALI OLDU

- Milletvekili adayları açıklanana kadar birkaç haftalık süreçte en çok konuşulan konulardan birisi AK Parti-Saadet Partisi görüşmeleri oldu ancak olumsuz sonuçlandı. Bu görüşmeyi nasıl yorumluyorsunuz?

- Tabii çeşitli toplum kesimleriyle çeşitli görüşmeler yapılır. Saadet Partisi’nin sonuçta tabanı, AK Parti’ye duygu ve düşünce itibariyle son derece yakındır bunu biliyoruz. Bu seçimde de Saadet Partili kardeşlerimizin; ülkenin yarınlarına, ülkenin geleceğine en iyi hizmeti yapacak kadroların AK Parti’de olduğu düşüncesiyle ve AK Parti’nin programının Türkiye’yi gerçekten saadete ulaştıracak program olduğu bilinciyle hareket edecekleri düşüncesinde olduğum için söylüyorum. Saadet Partisi’ne oy vermiş kardeşlerimizin bu manada kullanacakları oyun, Türkiye’nin siyasi geleceğinde çok daha etkin bir şekilde  kullanılması yönünde tercih kullanacaklarını düşünüyorum. Benim söyleyeceğim bu başka partinin sonuçta kendi tercihi; birtakım görüşmeler elbet yapılıyor. Her yapılan görüşme illa olumlu ya da olumsuz sonuçlanacak diye bir kaide yok. Sonuçta bunlar konuşuluyor, istişare ediliyor, o görüşmeler de muhakkak çok faydalı olmuştur. İnşallah bu görüşmeler her iki taraf için de hayırlı olur. 

HÜDA-PAR’IN KARARINA SAYGI DUYULMALI

- Hüda-Par’ın 1 Kasım’daki seçime katılmama kararı alarak seçmenlerini siyasi tercih konusunda hür bıraktıklarını açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu Hüda-Par’ın kendi kararıdır. Geçen seçimlerde bağımsız adaylarla seçime girdi ama bir netice alamadı. Bu kez seçime girmeme kararı aldılar. Dolayısıyla bu onların kendi kararlarıdır, saygı duymak lazım. Sonuçta Hüda-Par bir siyasi partidir. Siyasi partilerin seçime girip girmemeleri kendi kararlarıdır. Ben de bu kararın kendileri, AK Parti ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23