• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI

“Post” uğruna “Dost” oldular!

30 Temmuz 2020
A


Zekeriya Say İletişim: [email protected]

Kemal Kılıçdaroğlu, “tek aday” olarak girdiği CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkan seçilerek “tek adam”lığını 6. kez tescillemiş oldu.

CHP’lilerin bile “çadır tiyatrosu” olarak değerlendirdikleri kongreden geriye ise Kılıçdaroğlu’nun; “önümüzdeki ilk seçimlerde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” sözleri kaldı.

31 Mart seçimlerinde, HDP’nin desteğine rağmen “Millet İttifakı”nın yüzde 37,5’ta kaldığını göz önünde bulundurduğumuzda, mevcut “dostları”yla Kılıçdaroğlu’nun iktidara gelmesi imkânsız olduğuna göre, belli ki Kılıçdaroğlu, yeni “dost”lar edinmiş.

Kimler mi?

“Aynı pencereden bakıyoruz” ve “yüzde 99 uyumluyuz” dediği Babacan ve Davutoğlu.

Zira Kemal Bey, ancak “oyun kurucu” sıfatıyla, Babacan ve Davutoğlu’nu dâhil edeceği “büyük bir ittifak”la iktidar hayali kurabilir. Zaten olası bir erken seçim durumunda tıpkı İyi Parti’ye teklif ettiği gibi Gelecek Partisi ve Deva Partisi’ne de grup kurmaları için “kiralık vekil” desteği verebileceklerini açıklaması da böyle bir planı olduğunu ispatlıyordu.

Makyavelist bir yaklaşımla baktığınızda, “en büyük hayalim başbakan olmak” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, böyle bir hamleye başvurması gayet anlaşılabilir bir durumdur.

Bana “anormal” gelen, Kılıçdaroğlu’nun “büyük ittifak”ına dâhil etmeye çalıştığı yeni isimlerden “müttefiklerimiz” yerine “dostlarımız” diye bahsetmesiydi.

Öyle ya! TDK’ya göre “dost”; “sevilen, güvenilen, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse”ye denir. Peki, Kılıçdaroğlu, yeni dostları(!)yla “gönüldaş” mıdır?

Mesela, “ahlaki değerleri gelişmemiş” dediği Ahmet Davutoğlu ile Kemal Bey nasıl “dost” olabilir?

Adama, “Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” demezler mi?

Derler!..

Fakat mesele “post” olunca, herkes pekala Kılıçdaroğlu”nun “dost”u olabilir.

Kılıçdaroğlu’nun potansiyel “dost(!)”larından biri de Ali Babacan.

Sahi, insan “dostum” dediği kimseyi; hiç yürürlüğe girmemiş bir anlaşma yüzünden, “Vatana ihanet”le suçlar mı?

“Bunun sonu Yüce Divan’dır. Ve oraya gidecektir” diyerek onu tehdit eder mi?

Eğer o kişi Kılıçdaroğlu ise, Evet! 

Size “şaka” gibi gelse de Kemal Bey, Babacan’ı, 2003 yılında imzaladığı ve yürürlüğe girmeyen “Dubai Anlaşması” yüzünden “ihanet”le suçlamış ve “bu ülkeye ihanet edeni sevmiyoruz” diyerek Ali Babacan’ı sevmediğini söylemişti.

Bununla kalsa iyi…

Sırf, Dışişleri Bakanı sıfatıyla;

“Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor” dedi diye, Babacan’ı, “Türkiye’de şeriat devleti kurmak istemekle”(keşke) itham etmiş ve Anayasanın 2. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle, istifasının lazım geldiğini söylemişti. Tabii, Kemal Bey böyle yüklenirken çiçeği burnunda “dost”u Babacan da Kemal Bey’e karşı “boş” değildi.

Kılıçdaroğlu’nu “ciddiye almıyor”, onu “1970-80’lere takılıp kalmış” kifayetsiz biri olarak görüyordu.

“Hesap Uzmanı” Kemal Bey’in “ilkokul 3. sınıf” seviyesinde matematik işlemlerini yapmaktan aciz biri olduğunu ve onun “yalanlarına yetişmekte zorlandığını” dillendiriyordu.

Peki, kamuoyu önünde tartışan, birbirlerine edilmedik hakaret bırakmayan ikili, bugün nasıl oluyor da “yüzde 99 uyumlu” hale gelebiliyorlar. Dahası biri diğerine nasıl “dostum” diyebiliyor? Bu sorunun cevabını ararken ilginç bir olayla karşılaştım. Meğer Babacan ailesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı gizli bir “hayranlık” varmış. Hatta! 2013 yılında ortaya atılan bir iddiaya göre; Kılıçdaroğlu ile Esenboğa Havaalanı’nın VIP salonunda karşılaşan Ali Babacan’ın annesi, Kemal Bey’e yaklaşarak; “Sizi beğeniyle izliyoruz. Çalışmalarınızı takdir ediyoruz” bile demiş. Sonrasında ne olsa beğenirsiniz?…

Birkaç ay sonra yaşanan ve Ali Babacan’ın geçtiğimiz günlerde “minik bir darbe teşebbüsüydü” diye adlandırdığı “17-25 Aralık FETÖ Yargı Darbesi” sırasında, Ak Partilileri “elleri kirli’ sözleriyle “yolsuzluk”la itham eden Kılıçdaroğlu, her ne hikmetse Ali Babacan’ı ayrı tutarak, onun için “temiz adam” diyerek, “dost”unu aklayıp paklamış…

Sadede gelecek olursam.. On yıldır iktidar hayalleri kuran Kemal Bey, iktidara gelemeyeceğini anlayınca, “post”a oturmak için çareyi “dost”ları çoğaltmakta bulmuş.

Bu nedenle de “kandır dostunu, kalınlaştır postunu” ilkesizliğiyle, geçmişte; “ahlaki değerleri gelişmemiş” dediği Ahmet Davutoğlu’nu ve “Vatan’a ihanet”le suçladığı Ali Babacan’ı “dostlar” listesine dâhil etmiş.

Beni üzen Kılıçdaroğlu’nun sözleri olmadı…

Beni üzen, “eski dostlar”ını terk edenlerin, bir  “post” uğruna kendilerine küfredenlerle “dostluk” kurmaları oldu!.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Daha yakın zamanda Bahçeli ile Erdoğan birbirlerine ahA alınmayacak sözler söyledikten sonra nasıl dost oluyorlarlarsa öyle olur. Kaldı ki bunlar birbirlerine hakaretlerin bine birini dahi etmemiştir

Samsun

Vaĺla sayın yazar Allah hakkı için ülkedeki sorunlardan bahsedin. Sanki ülkede tek sorun Chp. Bırakın millete masal anlatmayı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23