Tek başına referandumun, halkoyunun yapılmasının bile Türkiye demokrasisini daha ileriye götüren bir adım olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Başkalarının sözlerine cevap yetiştirmekten ziyade, meselenin ne olduğunu, Türkiye’ye ne getireceğini anlatacağız. Biz pozitif bir kampanya yürüteceğiz” dedi.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Medya Derneği tarafından düzenlenen toplantıda, gazete ve televizyonların temsilcileriyle bir araya geldi. Kurtulmuş, tek başına halk oylaması yapılmasının bile Türkiye demokrasisini daha ileriye götüren bir adım olduğunu belirterek, “Herkes fikrini söylüyor, her farklı grup kendi görüşünü söylüyor. Kim nereden bakıyorsa oradan 'evet', 'hayır' bir şey söylüyor. Çok güzel ve keyifli bir kampanya sürdürüyoruz. İnşallah terör örgütleri bu kampanya süresini zehirleyecek eylem yapma fırsatını bulamayacaklardır. Bunun için de canla başla gayret ediyoruz.” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE'NİN ÖNÜ AÇILACAK
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, halk oylamasının, Türkiye'nin yoğun sıkıntılarla boğuştuğu bir dönemde daha etkin, güçlü, kararlı bir yönetim mekanizmasının kurulabilmesi için önemli olduğuna işaret ederek, “İnşallah, ümit ediyoruz ki milletimiz 16 Nisan'da bu işi onaylayarak, Türkiye'nin önünü açacaktır.” diye konuştu. Kurtulmuş, sürecin Türkiye'yi prangalarından kurtaracağını ve daha hızlı karar alabilecek bir ülke haline getireceğini ümit ettiğini söyledi.
MEMLEKETE MESELESİ
Meselenin, memleket meselesi olarak ortaya konulmasını “en doğrusu” şeklinde açıklayan Kurtulmuş, “Biz, AK Parti olarak kampanya yürüteceğiz tabii. Sayın Cumhurbaşkanımız da kampanya yürütecek. MHP de kampanyasını yürütecek. Diğer siyasi partiler de kampanyasını yürütecek. Bizim kampanyamızın başından beri, ilk günden itibaren söylediğimiz şey; 'Biz pozitif bir kampanya yürüteceğiz.' Başkalarının sözlerine cevap yetiştirmekten ziyade, bu meselenin ne olduğunu, ne getireceğini, Türkiye'yi hangi büyük yanlışlardan ve mevcut sistemin tıkandığı hangi hususlardan kurtaracak bir teklif olduğunu anlatacağız.” dedi.
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ DARBESAVAR
Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Bu yeni sistem darbesavar ve daha demokratik bir sistemdir. Örneğin siyasi bir kriz olduğu zaman ya Meclis ya cumhurbaşkanı seçime götürebilecek, bir yenilenme söz konusu olacak. Eski dönemlerde kilitlenmeyi çözecek olan ya tanktı ya tüfekti. Siyaset kilitlenir, doğası gereği bu olur. Meclis-cumhurbaşkanı, Meclis-hükümet arasında bir kilitlenme olduğu zaman kim çözecek? Millet çözecek, doğrudan doğruya millet çözecek, kararını verecek.”
HEM MİLLETVEKİLİ HEM BAKAN OLAMAYACAK
Teklifin daha demokratik bir Türkiye'yi inşa ettiğini belirten Kurtulmuş, “Bir adam hem milletvekili hem bakan olamayacak. Yasama ve yürütme tamamıyla birbirinden ayrı olacak. Cumhurbaşkanlığı, hükümet yasa çıkarmayacak. Türkiye'de şimdiye kadar, bizim iktidarımız zamanında da çıkan yasaların büyük bir kısmı hükümet tasarısı olarak gelir. Parlamentoda çoğunluğa sahip olan aslında yasamayı da yönetir. İnşallah sistem iyi işleyecek ve güçler ayrımı noktasında demokratik bir adım atılmış olacak.” diye konuştu.
Krizlerde ağır fatura ödedik
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, sürtüşmelerin, çatışmaların, aktörler arasındaki kavgaların, yönetimde çift başlılığın, siyasal istikrarsızlığın ortaya koyduğu en önemli faturalardan birinin “Türkiye'nin ekonomik krizleri ve kaosları” olduğunu söyledi. Kurtulmuş, çıkan ağır faturaların ortadan kaldırılması için istikrarlı, tek elden karar alabilen, etkin bir yönetim modeline ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, “3 haftalık tecrübemle söyleyeyim, bu kısım anlatıldığında dinleyicilerden daha olumlu tepki alıyoruz. Çünkü insanlar, krizden, kaostan çekiniyorlar. Bunu ortaya koymak, anlatmak lazım.” ifadesini kullandı.
ANLATMAK MECBURİYETİNDEYİZ
Numan Kurtulmuş “Şu aşamada belki henüz kampanyanın başında olduğumuz için bir miktar seçmenin kararsız olduğu anlaşılıyor. Bu kararsızlık aslında bir tereddüdün ifadesi değil, bir bilgilendirme gereğinin ifadesidir. Dolayısıyla eski sistemin hangi yanlışlarını ortadan kaldıracağını ve ne getireceğini milletimize anlatmak mecburiyetindeyiz. Gördüğüm, çok farklı gruplara bunu anlattığımız zaman başta belki biraz serin duruyorlar ama anlatıldıktan sonra insanlarımız bu meseleyi kavrayarak, daha pozitif bir şekilde yaklaşıyorlar.” dedi.
(Yeni Şafak)