• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Küresel düzenin gerçek yüzü Epstein lağımı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Küresel düzenin gerçek yüzü Epstein lağımı

Epstein dosyasının yeniden açılması, bazılarının yapmaya çalıştığı gibi sıradan bir suç hikâyesinin ifşası değildir, kesinlikle.

Demokratlar Platformu
Genel Sekreteri Av. Yurdal Kılıçer

Epstein dosyaları ile ortalığa saçılan rezaletler, yıllardır evrensel ahlak, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi cafcaflı söylemleriyle pazarlanan, batı merkezli düzenin arka planında işleyen karanlık, vahşi, emperyalist sistemin açıkça görünür hâle gelmesidir. Bu vahşetin ve bu vahşete karışanların uzun süre korunmuş kollanmış olması, yaşananların sıradanlaştırılmaya çalışılmış olması da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken başka bir noktadır.

Bu durum hukukun geç işlemesi değil, dünyayı yöneten Batı kökenli küresel sistemin gerçek yüzünün ortaya çıkmaması için bilinçli olarak görmezden gelme halidir.


 

Milyarlarca dolarlık servetinin kaynağı dahi belli olmayan Epstein sadece bir sapık değildir. Epstein, tüm o bu vahşi eylemleri MOSSAD adına gerçekleştiren bir ajandır. Dünyayı etkisi altına alan para, istihbarat, siyaset, medya ve akademi arasındaki kirli düzenin sahadaki uygulayıcısıdır.

Epstein’ın çeşitli bilim insanlarını ve kanaat önderlerini de çevresinde toplamasındaki amaç yalnızca suç ortaklığı değildir. Amaç kitleleri etkileyebilecek tüm alanlarda otorite devşirmek hâkimiyet kurmak için siyaset, bilim, medya, finans dünyasını rehin almaktır.

Mesela modern dünyanın en önemli manipülasyon araçlarından olan bilim insanlarını bir şantaj dosyasına hapsederseniz, onların temsil ettiği tüm düşünsel alanı da kontrol edersiniz. Bilim adamı diye pazarlanan ve yıllardır bilim, akıl, modernlik, seküler ahlak adına İslam’a ve mukaddesata saldıran Richard Dawkins, Bill Gates, Hawking gibilerin Epstein ağıyla anılması, bilimsel sahtekârlık ve manipülasyon amaçlıdır.


 

Maskeleri düşen Epstein’ın adasında ağırlanan sömürgecilerin bilim adamı kılığına girmiş bu aparatlarının yıllarca insanlığa ahlak dersi vermiş olmaları, sapık, katil, vahşi cellâtların Dünyaya bunca yıldır insan hakları ve medeniyet nasihati çekmiş olmaları küresel bir ironi olsa gerek.

İslam’ı akıl dışı, tehlikeli ve kötü ilan eden bu kişiler, İslam Coğrafyalarında sömürgeci işgallerine, kültürel tahakkümlerine ve siyasal müdahalelerine zemin hazırlayan Batı’nın klasik sömürgeci yüzünün bilimsel kılıfa giydirilmiş güncellenmiş hâlidir.

Epstein dosyasının sadece vahşi sapık bir grup kişinin işi olmadığı İsrail İstihbarat Örgütü Mossad tarafından Dünya siyasetinin ve devletlerinin de bu şekilde kontrol altına alınarak, İsrail’in menfaatleri çerçevesinde düzenlenmesinin amaçlandığını ortaya koyan en dikkat çekici şeylerden biri de Epstein yazışmalarında “tehdit” olarak kodlanan liderlerdir.


 

Epstein yazışmalarında kendi amaçladıkları kirli sisteme ‘’Tehdit’’ olarak gördükleri Recep Tayyip Erdoğan, İmran Han, Xi Jinping, Putin gibi isimlerin ortak özelliği, Batı merkezli vesayet düzenine teslim olmamak için direnmeleridir.

Pakistan’ın Başbakanı İmran Han’ın sandıkla gelip darbeyle tasfiye edilmesinin tesadüf olmadığı Epstein yazışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Türkiye’ye yönelik Gezi, 17-25 Aralık, 15 Temmuz, ekonomi üzerinden yürütülen kuşatmadan medya ve algı operasyonları gibi son yıllarda yaşananların nedeninin sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidardan düşürmek için basit bir iktidar değişimi olmadığı, Türkiye’nin merkez ülke iddiasını bitirmek olduğu da anlaşılmıştır.

Epstein dosyalarında ismi sıkça geçen BAE Devlet Başkanı öncülüğünde geçtiğimiz yıllarda yaşanan körfez krizinde Katar’da bir darbe planlandığı ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Katar’daki varlığı nedeni ile bu senaryonun hayata geçirilmesinden vazgeçildiğini de öğrenmiş olduk. O dönemde, “Katar’da Türk Askerinin ne işi var diyenlerin” aksine bu varlığın, sadece askeri olmadığı, stratejik hamle amaçlı olduğu da böylece ortaya çıkmış oldu. Katar’da planlanan şantaj ve darbe planı Türkiye’nin net caydırıcı hamlesi ile ortadan kalkmış ve Türkiye’nin, bu coğrafyada üzerine masa kurulan değil, o masaları, hesapları bozan bir aktör olduğu ortaya konulmuştur.


 

Epstein dosyalarında Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Kaşıkçı’nın dosyası da bu çerçevede okunmalıdır. Kaşıkçı cinayetinin amacının da Türkiye üzerinde jeopolitik bir baskı, ekonomik, siyasi, askeri ambargo ve şantaj aracına dönüştürülmek istendiği görülmektedir. Türkiye, bu cinayetin üstünü örtmediği gibi aksine Epstein kirli düzeni tarafından Erdoğan üzerinden Türkiye’ye karşı bir diz çöktürme aracına çevrilmesine de izin vermedi.
Katar’da caydırıcılık, Kaşıkçı dosyasında soğukkanlılık ve “Dünya beşten büyüktür” itirazı… Epstein’ların, Dawkins’lerin, Bill Gates’lerin ve onları koruyan vahşi sistemin inşa ettiği illüzyona vurulmuş darbelerin parçalarıdır.

Epstein dosyasının bir diğer çarpıcı etkisi ise Türkiye’deki seküler Batı hayranlarının yıllardır Batı’yı ahlaki ve hukuki tek ve en temel örnek olarak gören kesimlerin, nihayet yüzleşmek zorunda kalmalarıdır. Gazze’de, Afganistan’da Irak’ta ve daha pek çok coğrafyada on binlerce Müslüman bebek sistematik biçimde katledilirken, aynı Batılı “elitlerin” bunu seyrediyor oluşu yeterince sarsıcı bulunmamış, üç maymun oynanmıştı.

Vahşetin hayranlık duyulan Batı Medeniyeti içinden çıkması umarız ki bu kişilere ders olmuştur. Artık insanların Batı Medeniyeti tapınmasından, ahlaksız ikiyüzlülükten vazgeçip ahlaki bir uyanış ile kendilerine gelme vaktidir.


 

Epstein lağımının patlaması bir temizlik değildir. Son 300 yıldır Dünya’yı yakan, yıkan, ifsat eden Batı Medeniyeti hala varlığını devam ettirmektedir. Ancak artık inkâr daha zordur. Batı’nın “medeniyet” anlatısının altı kazıldıkça vahşet, rezalet, kan, sömürü düzeni çıkmaktadır. Bu kirli düzen yalnızca Vahşi Batı’yı değil, oraya körü körüne ‘’Batı Medeniyeti’’ adına Batı’ya tapınan zihinleri de kirletmiştir.

Son 300 yıldır dünya sistemi vahşi ve kaba güçle yazılırken, Türkiye kendi pozisyonunu ahlak ve milli irade üzerinden kuran nadir aktörlerden biri olarak varlığını ve istikrarını korumak zorundadır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23