Karanlık odaklar dijital mecraları kullanıyor! Çare yerli sosyal medya
Karanlık odakların sosyal medya ve oyun platformlarını hedef ülkelerin toplum yapısını yıkacak bir silah gibi kullandığına dikkat çeken bilişim ve güvenlik uzmanları, gelinen noktada, sosyal medyanın bir beka sorunu olduğunu, aileyi ve gençliği korumak için dijital alt yapının güçlendirilerek, sosyal medyanın alternatiflerinin geliştirilip, yerli ve milli bir hale getirilmesi gerektiğini dile getiriyorlar.
Son günlerde yaşanan okul saldırıları ve sıra dışı terörist girişimler, sosyal medya ve dijital mecraları tartışmanın odağı haline getirdi. Telegram ve benzeri uygulamalardan toplumu kaosa sürüklemeye dönük adımlar atılıyor. İsrail Konsolosluğu’nun önünde polislere saldırılması, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okul baskınları yapılmasında hem sosyal medya hem dijital oyun platformlarının etkili olduğu gerçeği ortaya çıktı. Kiralık katillerle ilgili bile sosyal medyada ilanlar verildiği gözlenirken buna yönelik soruşturma başlatıldı. Karanlık odakların sosyal medya ve oyun platformlarını hedef ülkelerin toplum yapısını yıkacak bir silah gibi kullandığına dikkat çeken uzmanlar, Roblox gibi çocukları şiddete, suça yönlendiren oyunlarla ilgili önlemler alınması ve serverlerin yerli olması gerektiğini vurguladılar. Şiddeti özendiren platformların kapatılması gerektiğini belirten uzmanlar, dijital mecranın bir beka sorunu olduğunu, aileyi ve gençliği korumak için dijital alt yapının güçlendirilmesi, yerli sosyal ağ alternatiflerinin oluşturulması, Çin örneğinde olduğu gibi kendi sosyal medyasını geliştirmesi, yerli ve milli silah projeleri benzeri yerli sosyal medya mecraların oluşturulması istendi.
DİJİTAL ALAN GÜVENLİK MESELESİ
Akit’e konuşan Bilişim Güvenliği Uzmanı ve Yazılım Mimarı Gökhan Aydın şu değerlendirmelerde bulundu: “Bazı çevrim içi platformlar, gençleri şiddete ve suça özendirebilecek içeriklerle dolu. Bu tür yapılar üzerinde daha sıkı denetim mekanizmaları kurulmalı ve gerektiğinde erişim kısıtlamaları gündeme alınmalıdır. Bugün gençlerimiz, algoritmalar aracılığıyla yönlendirilen ve büyük ölçüde dış kaynaklı içeriklerle şekillenen bir dijital ekosistemin içinde büyüyor. Bu durum, gençlerin zamanla kendilerine ait olmayan bir kültürün parçası haline gelmesine yol açabiliyor. Özellikle ABD merkezli birçok platformda temel motivasyon kâr maksimizasyonudur. Bu yaklaşım, kullanıcıyı platformda daha uzun süre tutacak her türlü içerik türünün öne çıkarılmasına neden olabiliyor. Bu da genç kullanıcılar üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Hukuki iş birliğine yanaşmayan, içerik kaldırma ve veri paylaşımı taleplerine karşılık vermeyen platformlara karşı yaptırımlar tartışmaya açık olmamalıdır.
AĞIR CEZA VERİLMELİ, MEN EDİLMELİ
Önce ağır idari para cezaları uygulanmalı, devamında bant daraltma ve reklam yasakları devreye alınmalı, uyumsuzluk sürerse doğrudan erişim engeli getirilmelidir. Ülkede faaliyet göstermesine izin verilmemelidir. AB’de yürürlüğe giren Digital Services Act gibi düzenlemeler, platformlara içerik denetimi, şeffaflık ve hızlı müdahale konusunda ciddi sorumluluklar yüklüyor. Artık keyfi hareket edemiyor; ciddi yaptırımlar ve para cezalarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Türkiye’nin de güçlü ve uygulanabilir bir denetim modeli oluşturması gerekiyor. Bugün dijital platformlar; algı yönetiminden toplumsal yönlendirmeye kadar birçok alanda etkili bir güç haline geldi. Bu nedenle dijital alanı sadece teknoloji olarak değil, aynı zamanda bir güvenlik ve egemenlik meselesi olarak ele almak gerekiyor. Aileyi ve gençliği korumak için dijital okuryazarlık artırılmalı, denetim mekanizmaları güçlendirilmeli ve yerli alternatiflerin gelişmesi desteklenmelidir.”
MİLİ GÜVENLİK MESELESİ
GÜVENSAM Genel Koordinatörü Terör Uzmanı Cihad İslam Yılmaz da şunları söyledi: “Günümüzde güvenlik kavramı artık yalnızca fiziki sınırların korunmasıyla sınırlı değildir; aynı zamanda sanal alanın kontrolü ve denetimi de ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sosyal medya platformları ve çevrimiçi oyun ağları, iletişim ve eğlence amacıyla ortaya çıkmış olsa da, zamanla manipülasyon, radikalleşme ve organize suç faaliyetleri için elverişli zeminlere dönüşebilmektedir. Bu durum yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal psikoloji ve kamu düzeni üzerinde de belirgin sonuçlar üretmektedir. Dolayısıyla dijital mecraların yalnızca bireysel özgürlükler çerçevesinde değil, aynı zamanda kamu güvenliği, toplumsal bütünlük ve gençliğin korunması perspektifiyle ele alınması zorunluluk haline gelmiştir. Bu bağlamda, yerli ve milli dijital altyapıların geliştirilmesi meselesi stratejik bir öncelik olarak değerlendirilmelidir. Nasıl ki savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmak için önemli adımlar atıldıysa, benzer bir yaklaşımın dijital ekosistem için de benimsenmesi kaçınılmazdır. Yerli sosyal medya platformlarının kurulması, veri güvenliğinin sağlanması ve içerik denetiminin daha etkin bir şekilde yürütülmesi açısından kritik bir rol oynayabilir. Aynı zamanda dijital okuryazarlığın artırılması, ailelerin ve eğitim kurumlarının daha aktif rol üstlenmesi ve gençlerin bilinçli kullanıcılar olarak yetiştirilmesi gerekmektedir. Yerli platformlar, kültürel kodlara daha duyarlı içerik geliştirme ve kriz anlarında daha hızlı müdahale edebilme kapasitesiyle öne çıkabilir.”