• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kandil’le irtibatı kestik

Yeniakit Publisher
2015-09-28 07:59:00 - 2015-09-28 15:49:08
Kandil’le irtibatı kestik

Başbakan Ahmet Davutoğlu, New York’ta aralarında Ankara Temsilcimiz Serdar Arseven’in de bulunduğu gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, terör örgütü PKK’nın halkı ayaklandırmak istediğini ama Kürt halkından destek bulamadığını vurguladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, New York’ta aralarında Ankara Temsilcimiz Serdar Arseven’in de bulunduğu gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, terör örgütü PKK’nın halkı ayaklandırmak istediğini ama Kürt halkından destek bulamadığını vurgulayarak, “Kandil, kırsal kesim, mezarlıklar adı altındaki yapılar vs. ile şehir arasındaki irtibatları koparttık. Diyarbakır’dan kaçırılan bir grup gencin Kandil’e ulaşması mümkün değil artık. Kandil’de eğitilip Türkiye’ye gelmesi de mümkün değil. Geçenlerde PKK’lıların; ‘artık insan kaynağı bulamıyoruz’ diye yakınmaları boşuna değil. Onun için ‘terörün belini kırdık’ diyorum. Operasyonlar hedefine ulaştı” dedi.

NİHAYET TÜRKİYE’Yİ ANLADILAR

- Merkel ile görüşmenizde mülteciler konusu, Almanya’nın mülteci alıp almayacağı, Türkiye’ye yapılacak yardım gibi konular görüşüldü mü?

- Temelde mülteciler konusunu ele aldık, Suriye konusu nasıl çözülür, bunu konuştuk, terör olaylarını konuştuk. Türkiye ve Almanya’nın mülteciler konusunda bir çalışma grubu kurması kararını aldık. İyi olan taraf şu; biz yıllardır, Suriye krizinin yol açabileceği insani krizlere dikkat çekmek istiyorduk, uluslararası toplum minderden kaçıyordu, bu işi Türkiye’nin üzerine yıkmıştı. Bu gelişmelerden sonra meselenin Türkiye ile sınırlı kalmayacağı görüldü, bu külfetin paylaşılması konusu öne çıktı. Türkiye’nin yaptığı fedakarlıkların boyutu anlaşıldı. Bunları Merkel’e söyledim.

KATILIM SÜRECİ PARASINI YARDIM GİBİ SUNUYORLAR

- Maddi taahhüt konusunda bir gelişme var mı?

- AB’den gelen 1 milyar avroluk bir yardım teklifi oldu. Katılım öncesi mali destek fonları var, o fonlardan verelim diyorlar. Bunu kabul etmek istemiyoruz, bize katılım sürecinde zaten kendisini geliştirmek üzere verilecek olan parayı yardım gibi sunuyorlar.
Biz Avrupa’ya Türkiye’de toplama kampı olmayacağını da söyledik. Bizde şu kapasite var; konteyner kent şeklinde, hatta daha kalıcı bir şekilde Cerablus/Azez arası boşalsa yüzer bin kişilik üç şehir kurabiliriz. Biz bunu Van depreminde kurduk. Maliyetini siz (AB) üstleneceksiniz, inşasını biz yapacağız. Türkiye’de toplama kampları gibi bir şeyi kabul etmeyiz. Bu insani de değil.

MÜLTECİ KRİZİ TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ

Aslına bakarsanız, bunu gururla söyleyelim; bizim milletimiz çok büyük bir millet. İki milyon mülteciyi tek bir büyük tepki olmadan ağırlıyoruz. Avrupalılar şimdi şimdi fark ediyorlar bunun önemini, daha yeni anlıyorlar 3-5 sene geçmiş aradan. Yaptıklarımız bir destan gibi, nesilden nesile aktarılacak bir fedakârlık örneğidir. Edirne’de protesto yürüyüşü yapan Suriyelilerin temsilcileri ile görüştüm. Onlardan biri şunları söyledi, “Nasıl Türkiye’ye karşı olabilirim ki, 29 Mayıs hastanesine götürdük hamile eşimi, bütün bakımını yaptılar, doğumu gerçekleştirdiler, bir de taksi tutup, parasını verip bizi eve gönderdiler.” Mülteciler krizi Türkiye’nin vazgeçilemez bir ülke olduğunu bütün dünyaya bir defa daha göstermiş oldu.

RUSYA’NIN ESAD’A DESTEĞİ KAYGI VERİCİ

- Rusya’nın Suriye’deki tutumu malum; Türkiye’nin tutumunda bir değişiklik var mı?

- Rusya’nın Esad yönetimini desteklemek üzere hava gücü kurması, başka destekler vermesi gerçekten kaygı verici. Bunu Ruslarla konuşuyoruz. Tarafların üzerinde mutabık kaldığı bir geçiş yönetimi oluşması ve ardından demokratik, çoğulcu sivil bir yönetimin işbaşına gelmesi şart. Çoğulcu bir Suriye yönetiminin oluşması şart. Şu an bir kilitlenme hali var. Geçiş yönetiminde Esad’ın işbaşında olmasının geçiş yönetimini geçiş yönetimi olmaktan çıkartacağı kanaatindeyiz. Bu durum kalıcı bir statüko oluşturur kanaatindeyiz. Bu konuda kanaatimiz değişmedi.

- PYD konusunda TC ile ABD farklı mı düşünüyor?

- Burada da bir süreç var. Çözüm süreci devam ederken, 2013 yılında Salih Müslüm Türkiye’ye geldi. O günlerde PYD’nin belli şartlarla Suriye muhalefetine katılması için çok gayret ettik. Yani Suriye rejimiyle ilişkinizi kesin, Suriye muhalefetine katılın, Türkiye’yi rahatsız edecek işler yapmayın. İlk anda yaklaşımları olumluydu. Fakat PYD Gezi olayları başlayınca sanki AK Parti hükümeti geçici imiş gibi düşündü. PYD nihai kertede silahlı gücünü ve insan unsurunu Kandil’den alıyor, aralarında bir irtibat var. Öncelikle biz Türkiye’nin çıkarlarını koruyacağız. Türkiye dışında da Kürtleri PKK’nın insafına terk etmeyeceğiz. Bu kuşakta etnik ve mezhebi çatışmaları minimize edip Türkiye’nin önündeki riskleri azaltmaya çalışacağız. Suriyeli veya Iraklı Kürtleri tehdit olarak görmeyiz ama bu son gelişmelerden sonra rejim bağlantılı bütün unsurlar, PKK-PYD unsurları Türkiye için tehdittir.

TERÖRÜN BELİNİ KIRDIK

- Bir konuşmanızda terörün belini kırdık, dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

- 23 Temmuz itibarı ile teröre karşı başlattığımız Huzur ve Demokrasi operasyonlarında çok ciddi mesafeler alındı. Üç örgüte karşı; DHKP-C, PKK, DEAŞ’a karşı operasyona başladık. PKK’ya karşı yürütülen mücadelede dört hedef vardı: Bir, Kuzey Irak’taki kamplar, iki şehirde terörize edilmiş topluluklar, üç şehir çevrelerinde mezarlıkların etrafında illegal yapılar, dördüncüsü kırsal kesimdeki terörist unsurlar. Önce Kuzey Irak’taki kampları hedef aldık, uzun süre lojistik koridorlar tahrip edildi. İçeride yürütülecek mücadelenin altyapısı hazırlandı. İçeride kritik yerlerde operasyonlar yapıldı, kendilerince şehir gerillaları olarak nitelendirdiklerinin etkisi minumuma indi. İkincisi şehir etrafında yapılan mezarlık diyor, yanına da cemevi yapmış, Varto’da o güya mezarlık için yapılan yerlerde her türlü silah yakalandı, bir de kaçırılan rehine çocuk kurtarıldı. Bu yapılanmaların hepsi teker teker yıkılacak.

Kandil, kırsal kesim, mezarlıklar adı altındaki yapılar vs. ile şehir arasındaki irtibatları koparttık. Diyarbakır’dan kaçırılan bir grup gencin Kandil’e ulaşması mümkün değil artık. Kandil’de eğitilip Türkiye’ye gelmesi de mümkün değil. Geçenlerde PKK’lıların artık insan kaynağı bulamıyoruz diye yakınmaları boşuna değil. (Kırsal kesimde terör unsurları sivil kıyafet giyip şehre eylemlere gidiyordu, Varto’da öyle oldu mesela) şimdi o aradaki geçişkenlikleri, irtibatları kırıldı.

HALK PKK’NIN TAHRİKLERİNE KAPILMADI

Ama en önemlisi ve PKK’yı en fazla şaşırtan şey, halk harekete geçmedi. Terör örgütü bekledi ki halk kendilerine destek olacak, kitlesel destek verecek. Aksine halk bu operasyonlara hem açık bir şekilde, hem de zımni olarak susarak destek verdi. Bizim için en önemli gösterge bu. Sokağa çıkması için kitleleri tahrik ediyorlardı fakat birkaç yüz kişi dışında sokağa çıkan olmadı. Bu operasyonun sivil tarafı açısından en önemli göstergeydi.

HALK OPERASYONLARA DESTEK VERİYOR

Şu ana kadar PKK’lıların saldırıları sonucu olanların dışında hiç sivil kayıp olmadı hamd olsun. Diyarbakır’da Ulu Cami’de bayram namazında birkaç bin kişi geçti önümden, musafaha ederek, onlarcası eğilip kulağıma dediler ki, ‘Allah razı olsun, Allah devlete millete zeval vermesin, devam edin, Allah yardımcınız olsun”… Atmosfer bu. Halk PKK’nın baskısından muzdarip. Halk operasyonlara destek verdi. PKK’nın beli kırıldı bu sebepten. Bunlar tek tek fevri hamleler yapıyorlar. Entegre bir saldırı yok.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23