Gazeteci ve Yazar Hüseyin Adalan 'Kanaatta izzeti şeref vardır' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hüseyin Adalan'n kaleme olduğu o yazı;
Karun:
Cebimizdeki ATM ve kredi kartlarının en güçlü adamların bile taşıyamadığı anahtarlarının yerini alabildiğini bilmiyordu.
Kisra:
Milyon TL’lik lüks dairelerin konfor ve kaliteli koltukların tahtından daha rahat olduğunu bilmiyordu.
Kölelerinin başının üstünden devekuşu tüyleriyle hava dalgalandırdığı Sezar:
Lüks evlerimizin her odasındaki marka klimaları görmemişti.
Çamurdan bir şişeden su içen ve etrafındakilerin suyun soğukluğuna imreneceği Herkül:
Bizim sahip olduğumuz su soğutucudan ve derin dondurucu buzdolabından içmemişti.
Kölelerinin sıcak ve soğuk suyu karıştırıp yıkattığı, kendine gururla bakan Halife Mansur:
Sıcaklığını kontrol ettiğimiz suyun altında doğalgaz destekli kombiden hiç yıkanmamıştı.
Sözden ziyade:
Aylar süren deve sırtındaki hac yolculuğu, klimalı uçaklarla bir saatlik hac yolculuğumuz gibi değildi.
İmparatorların, Kralların yaşamadığı, hatta hayal bile edemediği bir hayat yaşıyoruz ve buna rağmen çoğumuz şansını lanetliyor, şükretmiyor.
“Ne kadar genişlerse gözler, o kadar daralır göğüs.”
Bugün yaşadığımız nimetler, eskiden yeryüzü krallarının hayalleriydi. Buna rağmen bazıları sadece eksik gördüğü şeyleri görür ve elindekileri unutur.
Sağlık, huzur, güvenlik, teknoloji, bilim ve hayatın kolaylaştırılması nimetine; her an şükredilmeyi hak eden büyük nimetlere.
Mutluluk, sahip olduklarımızın çokluğunda değil, Allah'ın nimetlerini hissetme ve O'nu hamdetme kabiliyetimizde olduğunu az da olsa düşünüp kıymetini bilmeliyiz.
Aslında teşbihle:
İslam bir medeniyettir.
Her döneme çağdaştır.
Zamana uyarlanmıştır.
Huzur, her şeye sahip olmakta değildir.
Huzur, sahip olduğun her şeyle yetinmekte vardır.
Unutmayın:
“ Kanatta izzet i şeref vardır. ”
Hakeza:
Yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim “Nahl Suresi 18. Ayeti (celilesi)’nde - Allah (C.C.) buyuruyor ki:
“ Ve eğer Allah’ın nimetlerini sayıp dökmeye kalksanız, onları saymakla bitiremezsiniz. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. ”
-Amin!
Yarabbi dinimiz ve dünyamızda bize lütfettiğin nimetlerin için sana hamdolsun. Allah'ım bize şükrünü sözle ve amel ile nasip et, cömertliğin, fazlın ve varlığınla üzerimize bol bol ihsan et...
-Amin!
Keza:
Günümüz “Süslümanları” dünyevi kralların - kralları sayılır:
Çünkü ellerinde bulunan soğutulmuş su, buzdolaplarında aylarca saklanabilen yiyecekler ve modern sanayi sayesinde yumuşacık kumaşlardan yapılmış giysiler v.s. gibi… Bütün bunlar, eski zamanların yeryüzündeki en büyük krallarına ve Kayserlerine bile zerre miskal nasip olmamıştır.
Peki öyle ya:
“O gün nimetlerden sorguya çekilmezler mi?”
Tam anlamıyla Müslüman olmayı başaracağımız gün:
“Kudüs Günü’dür.”
“Gazze Günü’dür.”
“Vahdet Günü’dür.”
Her şeyden önemlisi kıyamla:
Yeniden “Mekke’nin Fethidir.”
Tekrar “Dünya Hakimiyetidir.”
Dünya Mazlumları:
Gazze
Keşmir
Filistin
Doğu Türkistan
Anadolu’dan çıkacak Fatihleri bekler:
Tarih, yüce Türk milletini sahada ister.
Dünya, adalet, intizam ve nizam ister.
Uyandır bizi Allah’ım…