Eskiden geniş aile içerisinde, tecrübeli ve bilgili büyüklerin gözetiminde kız çocukları ve genç gelinler “usta-çırak” usulü temel bilgileri ve hayatın inceliklerini öğreniyor olabilirlerdi. Ama bugün geneli göz önünde bulundurduğumuzda bu avantajdan büyük çoğunluğu yoksundur.
Böyle bir imkânı bulunanlar için de, söz konusu bilgi ve tecrübe kaynakları yeterli olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle ne yapıp edip kadınlarımızın, manevi değerlerimizi en sağlıklı kaynaklardan öğrenmeleri için gereken ortamlar hazırlamalıdır. Bu ortamların başında da mabetlerimiz gelir. Kadınlarımız, ıstedikleri takdirde cami ve cemaat avantajlarından ıstı a eleştirilmelidir. Bunun için gerekli düzenlemeler sağlanmalıdır.
Vakit namazlarında camilerimiz büyük olçude dir. Cuma namazları için de, öncelikle kapasiteleri elverişli olan camilerde ibadetlerini rahatça yerine getirebilecekleri, faydalı vaaz ve nasihatleri dinleyebilecekleri düzenlemeler yapılmalıdır. Bu konuda Kur’an’ın işaretleri ve Hz. Peygamber dönemindeki uygulamalar bizim için yeterli ipuçları vermektedir.
Kadınlara cuma namazı farz olmasa da, kıldıkları takdirde geçerli olup, öğle namazı yerine gelmiş olur. Hz. Peygamber devrinde kadınlar, bayram namazlarına iştirak eder, cuma ve vakit namazlarında camiye ve cemaate devam ederlerdi.
Hz. Peygamber’in, cemaat içinde bir kadının küçük çocuğunun ağlaması üzerine namazını kısa kestiği rivayet edilir.
Bir kadının, Hz. Peygamber’in cuma günleri okuduğu, uzunca olan Kaf Suresi’ni dinleye dinleye ezberlediği nakledilir. (İbn Kesir, IV, 236)
Hz. Ömer’in, cuma hutbesinde kadınlara verilen mehrin miktarını azaltmasına bir kadın itiraz etmiş ve delil olarak da Nisa Suresi 20. ayetini okumuştur. (ibn Kesir, I, 478) Ancak kadınlar, erkeklerle tamamen karışık ve yan yana değil de, erkekler bir bölümde kadınlar başka bölümde olmak üzere camide yerlerini alırlardı.
Yine, kadınlar Hz. Peygamber’e gelerek, erkekler içinde merak ettiklerini rahatça soramadıklarını belirterek, kendilerine de bir gün ayırmasını istemişler. O da bu isteklerini yen ne getirerek haftada bir günü onları dinî yönden aydın atm ya ayırmıştır. (Buhari, İlim, 36)