İşte AİHM ahlaksızlığı! Kavala’da hemen, örtüde 10 yıl sonra
Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Türkiye’de tutuklu bulunan Osman Kavala’nın başvurusunu hemen değerlendirmeye alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin başörtülü olarak duruşmaya alınmayan bir Müslüman kadının müracaatını ancak 10 yıl sonra sonuçlandırdığını ifade ederek yapılan ikiyüzlülüğe tepki gösterdi.
Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya çıkardı. Karahasanoğlu, AİHM’nin Türkiye’de tutuklu bulunan Osman Kavala’nın başvurusunu hemen değerlendirmeye aldığını, başörtülü olarak duruşmaya alınmayan bir Müslüman kadının müracaatını ise ancak 10 yıl sonra sonuçlandırabildiğini söyledi.
İŞTE KARAHASANOĞLU'NUN İLGİLİ YAZISI:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diye uluslararası bir mahkeme var..
Adında “insan hakları” nitelemesi var ama..
Uygulamasında “insan hakları” ile uzaktan yakından bir alakası yoktur..
Bu mahkeme, PKK’lılar için akıl almaz gerekçelerle örgütlenme hakkından bahseder de..
Sıra dindar insanlara gelince..
Refah Partisi’ne gelince..
“Parti kapatma kararında bir yanlışlık yok” der..
Hiç utanmaz..
O mahkemede görev yapan Türk hakim de..
Refah Partisi gibi sivil bir örgütlenmenin Anayasa Mahkemesi kararı ile dağıtılmasına itiraz etmez..
Ama gün gelir..
O Türk hakim..
Siyasi menfaatler uğruna..
Refah Partisi’nin devamı mahiyetindeki Saadet Partisi’nin, CHP ile ittifak ederek seçime girmesine..
Ayakta alkış tutar..
Refah Partisi bu ülkeye zarar veren bir örgütlenme ise.. (Ki, ben kesinlikle buna katılmıyorum.) Yıllar sonra o partinin benzerinin, CHP ile ittifak yapmasına niçin destek veriyorsunuz?
Eğer Refah Partisi’nin devamı mahiyetindeki partinin, CHP ile ittifak etmesinde itiraz edilecek bir yön yok ise.. Refah Partisi’nin terör örgütü imiş gibi kapatılması operasyonuna, AİHM’de niçin destekçi oldunuz?
Riyakarlığın, utanmazlığın, çelişkinin boyutunu görüyor musunuz?
AİHM ve ordaki Türk hakimin (Rıza Türmen) sabıkasını geçmişten bir örnek ile verdim..
Sanmayın ki, bunların sabıkası tek örnekle sınırlıdır..
Sabıka kaydını döktünüz mü ortaya..
Sayfalar yetmez, cilt olarak çıkar karşınıza..
İki gün içinde, ardı ardına gelen ajans haberlerinden örnek vereyim..
Önceki gün idi..
AİHM’in, başörtülü olarak duruşmaya alınmayan bir Müslüman kadının müracaatı üzerine, Belçika’yı haksız bulduğuna dair kararının özetini okuyunca..
“Vay hainler” dedim, kendi kendime..
Yok yok..
Başörtü lehine verdikleri karar için suçlamıyorum, AİHM’i..
O kararı, 10 yıl beklettikten sonra verdiği için suçluyorum..
Kısaca olayı da aktarmış olayım..
Tam da Türkiye’de, Yargıtay 4. Ceza Dairsi’nde, avukatlık yapan bir kadının, bir davada şahit olarak gösterilmesi sonrasında.. Duruşmaya başörtülü olarakkatılmak istediğinde..
Duruşmadan çıkartılıp, “başörtülü olarak şahitlik yapamazsınız” denildiği dönemde..
(28 Şubat’ın bir darbe olmadığını, hükümetin ve toplumun generaller tarafından korkutulmadığını, baskı altına alınmadığını iddia eden generallere ithaf olunur.. AK Parti’nin, 2010 anayasa değişikliği ile yargıyı siyasallaştırdığını iddia edenlere ithaf olunur.. Bu ülkede yargı eli ile, ne hokkabazlıklara imza atıldığını hatırlatalım ve geçelim..)
Belçika’da da..
2007 yılında..
Kardeşi öldürülen bir kadın..
Kardeşinin öldürülmesi davasında beyanda bulunmak üzere mahkemeye gittiğinde..
Yani..
Kardeşi zaten öldürülmüş..
Kendisi mağdur olmuş..
Mağduriyetini anlatmak üzere, bildiklerini söylemek üzere mahkemeye gittiğinde..
Belçikalı hakimler, “Başında örtü var. Seni bu örtü ile duruşmaya alamayız”demişler ve maktülün başörtülü ablasını duruşmadan çıkartmışlar..
Aynen, Seyfi Dede ve Mehmet Moğultay dönemindeki HSYK’nın Yargıtay’a seçtiği üyelerin yaptıkları gibi.. Başörtülüyü duruşmaya bile almamışlar..
Başörtülü kadın, hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile, AİHM’de davasını açmış..
Tarih, 2008..
AİHM önceki gün ajansların geçtiği haberle, davayı kabul etmiş.
Tarih 2018..
AİHM, tam 10 yıl, bir duruşma sırasında, mağdur olan kişinin başörtülü olarak bulunup bulunamayacağını araştırmakla geçirmiş..
Ve 10 yıl sonra..
Ancak kararını verebilmiş.
Aynen.. Abdurrahman Dilipak ağabeyin, “Hakkımızı helal etmiyoruz”manşetimiz gerekçesi ile Türk mahkemelerinde astronomik tazminata mahkum edilmesine yönelik olarak AİHM’e açtığı davanın..
Tam 10 yıl sonra.. 2015’te karara çıkmasındaki gibi..
Amaaa..
Dün solak medyada yer aldığı üzere..
Söz konusu olan kendisi kapitalist.. Kafası solcu birisi ise..
Yani başvuran Osman Kavala ise..
Daha yerel mahkemedeki dava bitmeden.. Hatta başlamadan..
Yerel mahkemelerdeki müracaatlar silsilesi tamamlanmadan..
“Haklarım çiğnendi” şeklindeki Osman Kavala’nın müracaatı alınıp, incelemeye değer bulunmuş..
Ardından da Türkiye’ye, “Acil savunma yollayın” şeklinde bir yazı gönderilmiş..
Yazı içeriği şöyle imiş:
“Osman Kavala avukatları tarafından açılan davada, dosyanın hızlandırılmış prosedürle işleme koyma kararı alınmış bulunmaktadır..”
Devamında da..
“Geçici tutukluluk süresi niye uzun.. Anayasa Mahkemesi önündeki süreç ne durumda.. Tutuklama kararının siyasi olduğu noktasındaki iddialara ne cevap verirsiniz..”
Sorular böyle böyle gidiyor..
“Bir duruşmaya, başörtülü kadının girmesini engellemek, insan haklarına aykırıdır” kararını verebilmek için dosyayı 10 yıl bekleten AİHM..
Şimdi hızlandırılmış yargılama prosedürü ile..
Daha iki ay önce açılmış Osman Kavala dosyasında..
Hızlı şekilde karar vermenin yollarını arıyor..
Şimdi bu noktada, bizler “AİHM ahlaksızlığı” demeyelim de, ne diyelim?
Çok basit bir insan hakkı ihlalinde bile..
10 yıllık araştırma, yargılama ihtiyacı hisseden AİHM..
Şimdi..
Terör örgütü yandaşlığından tutun, yurtiçi ve yurtdışında onlarca görüşme ile, farklı örgütlere yardımda bulunduğu iddiası ile yargılanan kişinin insan hakkı ihlal edildi mi, edilmedi mi sorusunu, 10 günde cevaplamayı mı arzu ediyor?
Nereye, ne yetiştirmeye çalışıyorlar?
Biz soralım da..
“Bunların vurun ensesine.. Alın haklarını.. Haklarını alamasanız bile, davalarını 10 yıl askıda tutar, süründürürsünüz” mantığı ile, ensemizi şaplak manyağı yapmasınlar!