• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İslâm tarihinde ilk Cuma ve ilk hutbe

Yeniakit Publisher
2016-05-27 21:32:00 - 2016-05-27 21:59:59

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İslâm tarihinde ilk Cuma ve ilk hutbe

Kuba’da on dört günlük bir misâfirlikten sonra Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve berâberindekiler, Medîne’ye hareket ettiler. Günlerden cuma idi. Öğle üzeri “Rânûnâ Vâdisine” varılmış, namaz vakti girmişti. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sel­lem- devesinden indi. O sırada, İslâm’ın iktidârının bir alâmeti olarak farz kılınan “cuma namazını” kıldırdı. Orada şu hutbeleri îrâd buyurdular:

“Ey insanlar!

Ölmeden önce tevbe edin; fırsat elde iken sâlih ameller işlemeye bakın! Gizli-açık bolca sadaka vermek ve Allâh’ı çok çok zikretmekle Rabbinizle aranızı düzeltin! Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görür ve kaçırmış olduğunuz şeyleri elde edersiniz.

Biliniz ki Allâh, bu yılınızın bu ayında, bu yerde size kıyâmete kadar «cuma na­mazı»nı farz kılmıştır. Âdil olsun-olmasın, başında bir imâm varken benim sağlığımda veya benden sonra her kim hafife alarak veya inkâr ederek bu namazı bırakırsa, onun iki yakası bir araya gelmesin! Ve Allâh, onun işlerini başarıya ulaştırmasın! O kim­senin başka namazı yoktur; tevbe edenler müstesnâ… Çünkü kim tevbe ederse, Allâh onun tevbesini kabûl eder.” (İbn-i Mâce, İkâme, 78)

“Ey insanlar!

Sağlığınızda âhiretiniz için hazırlık yapınız! Muhakkak her biriniz ölecek ve sürü­sünü çobansız bırakacaktır. Sonra Allâh, ona tercümansız ve vâsıtasız olarak diyecek ki: «Benim Rasûlüm gelip de size emirlerimi bildirmedi mi? Ben sana mal-mülk verdim, pek çok iyiliklerde, ihsanlarda bulundum; sen kendin için ne getirdin?»

Bu suâl ile karşılaşan herkes, sağa-sola bakacak bir şey göremeyecek, önüne baktığı zaman cehennemi görecek…

O hâlde uyanınız! Kim yarım hurma ile dahî ateşten korun­maya muktedirse, onu yapsın! Kim ki o yarım hurmayı bulamazsa, bâri tatlı bir söz söy­leyerek iyilik etmeye çalışsın! Çünkü bir iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar sevap verilir.

Allâh’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!”

 (İbn-i Hişâm, I, 118-119, Beyhakî, Delâil, II, 524)

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23