İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen tarihi ABD-İran müzakerelerine ilişkin önemli detaylar paylaştı. Bekayi, yaklaşık 25 saat süren görüşmelerde bazı konularda ortak zemine ulaşıldığını ancak iki kritik başlığın nihai anlaşmayı engellediğini duyurdu.
İran televizyonuna mülakat veren Bekayi, bu turu diplomatik tarihteki "en uzun görüşme" olarak nitelendirdi. Müzakerelerin, "dayatılan savaşın" üzerinden 40 gün geçtikten sonra oldukça gergin bir atmosferde yapıldığını hatırlatan sözcü, şu ifadeleri kullandı:
"En uzun görüşme" ve derin güvensizlik
"Görüşmeler, taraflar arasındaki yoğun güvensizlik ve şüphe ortamında gerçekleşti. Tek bir oturumda kapsamlı bir anlaşmaya varılmasını zaten kimse beklemiyordu."
Uzlaşılan noktalar ve iki kritik engel
Bekayi’nin açıklamalarına göre, müzakere masasında bazı teknik ve diplomatik başlıklarda ilerleme kaydedildi. Ancak sürecin tıkanmasına yol açan iki temel mesele hala masada duruyor:
- Hürmüz Boğazı ve Bölgesel Konular: Görüşmelere yeni başlıkların da eklendiğini belirten Bekayi; Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve bölgesel güvenlik meselelerinin en zorlu pazarlık konuları olduğunu ima etti.
- Görüş Ayrılıkları: İki önemli başlıkta tarafların katı tutumlarını sürdürmesi, kapsamlı bir anlaşma metninin imzalanmasına engel oldu.
"Diplomasi devam edecek" mesajı
Sözcü Bekayi, görüşmelerin sonuçsuz kalmasının diplomatik yolun kapandığı anlamına gelmediğini vurguladı. Diplomasinin ulusal çıkarları korumak için en temel araç olduğunu söyleyen Bekayi, İran'ın tutumunu şu sözlerle özetledi:
"Diplomatlar savaşta da barışta da görevlerini yerine getirecektir. Pakistan ve bölgedeki 'dost ülkelerle' istişarelerimizi sürdüreceğiz."
Müzakerelerin röntgeni
- Süre: 24-25 saat süren kesintisiz mesai.
- Kapsam: Nükleer dosya, Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik krizleri.
- Sonuç: Kısmi uzlaşı, ancak iki ana konuda tıkanma.
İran tarafının bu açıklamaları, ABD heyetinin "nihai teklifimizi bıraktık" çıkışının ardından sürecin tamamen kopmadığını, ancak "iki kritik engel" aşılmadan somut bir sonuç alınamayacağını gösteriyor.


