Ekonomi Yazarı Mine Ataman detayları tek tek aktardı. Türkiye kendi Davos’unu kuruyor...
Ekonomi Yazarı Mine Ataman detayları tek tek aktardı. Türkiye kendi Davos’unu kuruyor...
Türkiye’nin bir zamanlar cesaretle kalktığı masanın kurucusu Dünya Ekonomik Forumu (DAVOS), 5-7 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek 180 ülkenin katılacağı Dünya Sıfır Atık Forumu’na ana partner olarak geliyor. DAVOS dünyada ilk kez bir sivil foruma kurumsal ortak oluyor, 30 kişilik ekibiyle İstanbul’a geliyor. BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın himayeleri ve Ağırbaş’ın ekibi tarafından yürütülen iklim iletişimi, sonuçlarını vermeye başladı. İşbirliği, Türkiye’nin küresel lobi kapasitesini, norm üretme gücünü ortaya koyuyor.
Türkiye Kendi Davos’unu Kuruyor
“One minute” çıkışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mazlumların küresel güçlere çıkışıyla metaforize edilen yüzyılın en önemli cümlelerindendi. Yoksul, itilmiş, hor görülmüş dünya halklarının seçkinci küreselcilere söylemek isteyip de söyleyemedikleri küresel eşitsizliğe yönelik güçlü bir haykırıştı. Araya pandemi, Rusya –Ukrayna savaşı, İsrail’in Gazze ve İran’a saldırıları girince ne kadar anlamlı olduğu ortaya çıktı. Dünya halkları başka bir egemenlik şeklinin mümkün olabileceğine inanmaya başladı. Küresel sistemde yükselen bu etik itirazlar yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Avrupa’nın göbeğinde İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in İsrail’e karşı dik duruşu değişimin sinyali.
Sıfır Atık’ın Küresel Kurumlar Üzerindeki Etkisi Güçleniyor
Sıfır Atık Vakfı Başkanı/ COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş’ın “Davos’u İstanbul'a getiriyoruz” açıklaması Sıfır Atık’ın ne kadar etkili bir küresel diplomasi markasına dönüştüğünün göstergesi. Emine Erdoğan’ın kurucusu olduğu Sıfır Atık Hareketinin küresel iklim diplomasisinin merkezine oturması kuşkusuz tesadüf değil. Erdoğan’ın Sıfır Atık’ı BM’ye taşıması, dünyada Sıfır Atık Günü ilan edilmesi ve COP31 sürecindeki etkili iletişim çalışmalarıyla Türkiye dünyada iklim diplomasisi konusunda yükselen yıldız haline geldi.
Panda Diplomasisinden Sıfır Atık Diplomasisine
Çin yıllarca “Panda Diplomasisi” yürüttü. Dünyanın farklı ülkelerine gönderilen pandalar yalnızca sevimli hayvanlar değildi; Çin’in yumuşak gücünün sembolleriydi. Japonya anime kültürüyle küresel bir kültürel hegemonya oluşturdu. Güney Kore, K-Pop ve dijital kültür üzerinden yeni nesil diplomatik etki alanı kurdu. Türkiye son yıllarda dikkat çeken küresel çevre anlatılarından birini kuruyor.
Türkiye’nin Dünya Markası Sıfır Atık
Uluslararası sistemde devletler artık yalnızca askeri güçleri ya da ekonomik büyüklükleriyle değer görmüyor, kavram yaratabilme gücü yeni nesillerin en önemli referansı. Avrupa Birliği “yeşil mutabakat” normlarını dünyaya taşıdı. Çin “Kuşak ve Yol” üzerinden yeni bir ekonomik eksen kurdu. Bir dönem küresel siyasetin merkezi Brüksel’di, güvenlik Washington’da konuşulurken, Paris kültürel estetiğinyeşil sembolüydü. Doğal dünyanın yapay stratejilerinde ülkelerin küresel görünürlüğünü belirleyen en önemli unsur artık “hikâye kurabilme” kapasitesi. Harari’de vaktiyle “hikâyeyi en iyi yazan kazanıyor” demişti.
Sıfır Atık Hareketi Küresel Medeniyet Dili
Sıfır Atık artık küresel bir medeniyet dili haline geliyor. Karadeniz Tahıl Koridoru, Sıfır Atık Türkiye’nin son yıllarda ürettiği anlam temelli başlıklar. Türkiye giderek küresel sisteme itiraz eden değil; kendi etik hikâyesini ve diplomatik dilini üreten bir aktöre dönüşüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres sıklıkla Türkiye’nin arabuluculuk kabiliyetine, değer yaratma kültürünü takdir ediyor.
İnsan Merkezli Küresel İklim Başkenti İstanbul
Her yıl BM Genel Kurulu haftasında düzenlenen New York İklim Haftası’nda tüm dünyadan yatırım fonları, hükümetler, STK’lar, enerji dönüşümü, yapay zekâ-iklim ilişkisi gibi başlıklarda yeni dünyayı tartışıyor, network yapıyor. Kimilerine göre organizasyon lobiciler için yaratılmış küresel bir sahne.
London Climate Action Week İngiltere’de yapılmasına karşın küresel çapta etkili. Yatırım fonları, bankalar oldukça aktif. Sıfır Atık kapsamlı içeriği güçlü paydaşlarıyla küreselde uzun yıllardır yapılan iklim organizasyonlarının güçlü bir rakibi olmaya aday. DAVOS’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl teması değişse yılın ekonomi trendlerini belirliyor, yatırımların da yönünü tayin ediyor. Bu anlamda İstanbul’a gelmeleri “bir daha Davos’a gelmem metaforundan çok öte” anlamlar taşıyor.
Harvard Yeşil Geleceğin Küresel Başkenti İstanbul İçin Geliyor
Dünya Bankası’nın yanı sıra Harvard, Oxford ve Yale gibi kurumların ilgisi, 5.000’den fazla üst düzey delegenin ve 100’ün üzerinde bakanın resmi kayıt yaptırması, Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki görünürlüğünü artırıyor.
COP’ların Etkisi Azalıyor Mu?
Dünyanın en büyük resmi iklim müzakere sahnesi her yıl başka bir ülkede toplanan COP toplantıları olsa da uzmanlara göre giderek daha hantal yapılara dönüşüyor. Devletler, lobiler ve dev şirketler arasındaki yoğun pazarlık süreçleri toplumla bağ kurmakta zorlanıyor. COP’larda verilen sözler tutulamıyor, fonlar vadedildiği şekilde yoksul ülkelere aktarılmıyor.
Misafirperver Diplomasisi
İstanbul’da düzenlenecek Sıfır Atık Forumu yeni bir model öneriyor. Sıfır Atık yalnızca devletleri değil; akademiyi, belediyeleri, özel sektörü, gençleri, finans kurumlarını ve sivil toplumu aynı zeminde buluşturuyor, sesini duyuramayanlara mikrofon uzatıyor. Parası olmadığı için COP’lara katılamayan ülkelere biz sizi ağırlarız lütfen gelin diyor, küreselde misafirperver diplomasisini yaratıyor, kapsayıcılığı ön plana çıkarıyor.
Türkiye’nin Küresel İmzası Sıfır Atık
193 ülkede bilinen, kabul gören ve iklim dönüşümüne referans oluşturan Sıfır Atık hareketi; öze dönüşü, sorumlu yurttaşlığı ve daha adil bir dünya anlayışını temsil ediyor. Etkin atık yönetimiyle başlayan yaklaşım, bugün su havzalarının korunmasından endüstrilerde döngüsel ekonominin geliştirilmesine kadar uzanan, insanı merkeze alan etik bir kalkınma modeline dönüşmüş durumda. Türkiye’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında yürütülen çalışmalar sayesinde farklı dinlerden, kültürlerden ve gelir gruplarından milyarlarca insanı daha sürdürülebilir bir yaşam anlayışının parçası yapıyor. Ülkeleri kendi hikâyelerine ve potansiyellerine inanmaya davet ediyor.
Velhasıl, bir zamanlar “Davos’a gitmeme” iradesiyle küresel sisteme itiraz eden Türkiye, bugün kendi kavramını, kendi forumunu ve kendi diplomatik eksenini kuruyor, dün kalktığı masadakileri ortağı, dönüşümün bir parçası yapıyor. Bu anlamda mesele atığın nasıl bertaraf edileceğinden öte insanlığın geri dönüşümünün yeniden nasıl tesis edileceğinde.