• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İbadette huşu esastır

Yeniakit Publisher
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
İbadette huşu esastır

İslam Dini'nin beş temelinden birisi olan Namaz, huşu ile kılınmalıdır.. Müminun suresinde şöyle buyrulmuştur: "Onlar, namazlarında huşu içindedirler."

Allah’a kulluk denildi mi akla ilk, ibadetlerin anası namaz gelir. Namazı olmayan hiçbir peygamber ve ümmet, insanlık safhası yoktur.

Peygamberimiz “Namaz mü’minin mi’râcıdır” demiştir. Yani Allah ile buluşma, hasbıhal, en yakın mesafe.

Her ibadette gerektiği gibi namazda da önemli ve gerekli olan riyasız ve Allah’a haşyet içinde eda edilmesidir.

Yüce Allah müminlerin vasıflarından birini şöyle haber verir: “Ki onlar, namazlarında huşû/derin bir saygı halindeler…” (Mü’minûn 23/2).  Burada namaz, kurtuluşun imandan sonraki ilk şartı olarak zikredilmiş.

Evet, namazın ibadetler arasında özel bir yeri ve karaktere tesiri vardır.

İnsan şahsiyetinin gereksiz alakalardan sıyrılıp, derin murakabe ve muhasebe ile yaratana yönelmesi namaz ile mümkündür. Böyle bir namazın elbette ki vazgeçilmezi, Allah’a sonsuz saygı ve O’na daha da yaklaştırıcı derin bir korku ile yapılması gerekir. Huşû/saygının korunamadığı, gösterilemediği bir namaz, sahibine fayda sağlamaz.

Resûli Ekrem Efendimiz: “Kim namaz kılar da o namaz kendisini hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoymazsa, o namaz olsa olsa onun Allah’tan daha fazla uzaklaşmasını sağlar” (Münâvî, Feyzü’l-kadîr) buyruğu gerçekten manidardır. 

Günahlara dalmış, yaptığı yanlışlardan haberdar olmayan, Allah’ın emirlerine razı olmayan, şehvetlere ve dünyaya dalmış, üstünlük isteği, gurur gibi kötü huylar içindeki bir nefiste; namazda huşû duymak zordur.

Benim gözümün karargâhı namazda kılındı

Huşû ile edası gereken namaz, adet halini almış, kılıp kılmaması hayata yansımayan, boş ritüellerden ibaret içi boş bir ibadet değildir. Hele desinler, görsünler, bilsinler riyakârlığıyla kılınan bir ibadet asla değildir. 

Bunun için namaza “dinin direği” denilmiştir. Nitekim Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Benim gözümün karargâhı namazda kılındı.” 

Bu bakımdan güzel ahlaka, saadete ulaşmak için namazdan, ibadetlerden bazen zevk almak da kâfi gelmez; belki kıldığımız o namaz sayesinde ve etkisinde günahı kerih görmeli, itaat ve ibadetleri sevmeli ve buna ömür boyunca devam etmelidir. Öyle ki ömür uzadıkça faziletler de çoğalacak ve daha da kemale erecektir. Bunun için Rasûlullah (s.a.s.); “Ömrün uzunu, Allah’a itaat yolunda geçen ömürdür.” buyurmuşlardır.

Sonuç olarak kurtuluşa eren, Firdevs cennetlerine mirasçı olanlardan olabilmek için namazı hayatımızdan ayırmamalı, kıldığımız namazı da öyle saygı içinde, korku şuuruyla kılmalı ki hayata tesiri olsun ve her türlü yanlıştan bizi uzaklaştırsın.

Keza tuttuğumuz oruçlar, verdiğimiz sadakalar tüm hayır ve salih amel adına yaptığımız amellerimizde de aynı hassasiyeti göstermeli, Allah rızasını öncelemeli.

Rabbimiz buyuruyor: “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût 29/45)

Yazan: Nusret Reşber

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23