'Hollanda'da tecavüze uğrayan ithal gelinler var'
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hollanda’da yaşayan yazar Gülsemin Konca, bulunduğu ülkede yaşanan ithal gelin ve ithal damatların yaşadığı insanlık dramını yeniakit.com.tr’ye anlattı. Konca, “Türkiye’den evlilik yoluyla Avrupa’ya gelen damatlar ve gelinler büyük bir dram yaşıyor. Buraya gelenler, ‘gelir gelmez pişman olduk’ diyorlar. Büyük umutlarla Avrupa’ya hiçkimse gelmesin.” dedi.
Mehmet Özmen yeniakit.com.tr
26 yıldır Hollanda’da yaşayan yazar Gülsemin Konca, büyük umutlarla Almanya, Hollanda, Belçika gibi Avrupa ülkelerine evlilik yoluyla giden gelin ve damatlara ilişkin dikkat çeken uyarılarda bulundu.
“Yaşanan dramların birazını kitaba aktardım”
“Siyah Gelinlik” isimli kitabınızda Avrupa’da yaşanan birçok ithal gelin ve damatların dramına yer vermişsiniz. Neden böyle bir kitap yazma gereği duydunuz?
26 senedir Hollanda’da yaşıyorum. İlk olarak ‘Siyah Gelinlik’ adlı kitabım yayınlandı. Bu kitabın yazılması bana bir proje teklifi olarak geldi ve daha sonrasında yoğun ilgi gördüğü için konunun kapsamını genişlettik. Bu kitabımda, Türkiye’den Avrupa’ya giden gelin ve damatların dram hayatlarını yazdım. Ses kaydı alarak bu kitap için 40’a yakın kişiyle röportaj gerçekleştirdim, bunlardan 24 tanesini yayınladık. İçinden elemek zorunda kaldığım ve kaleme alınmayacak öyle hikayeler var ki ben dahi hayret ettim. Dört duvar arasında yaşanan o dramları, acıları çoğumuzun bilmediği, saklı kalan bizde öyle bir kol kırılır yen içinde kalır şeklindeki tabirde olduğu gibi o kadar acı gerçekler varmış ki birazını kitaba aktardım. Okuyanların gözyaşlarını tutamayacağını söyleyebilirim ki herkesten aynı tepki ve yorumları alıyorum.
“‘Gelir gelmez pişman olduk’ diyorlar!”
Türkiye’de yaşayan insanların birçoğu Avrupa’ya gitmeyi düşünüyor, hayal ediyor. Kitabınızda yer alan dramatik hikaye nedir?
Ben röportaj yaparken çoğuna ‘buraya (Hollanda’ya) geldiğinizden memnun musunuz ya da ne zaman pişman oldunuz’ diye soruyorum. Bu soruya herkesin verdiği cevap ortak; ‘gelir gelmez pişman olduk’ diyorlar. Dışarıdan görülen Avrupa ile orada yaşanan Avrupa arasında çok büyük farklılıkların olduğunu gözler önüne sermek istedim. Beni etkileyen çok hikayeler oldu. Mesela hapishanedeki bir damatla röportaj yaptım. Özel izinle girdim. Soyismi tutmadan girilmiyordu çok uğraşlar sonunda girerek röportaj yaptım. O kişinin hikayesi beni çok etkilemişti. Kendisinin Hollandacası yok ve Hollanda’ya gider gitmez eşini bıçakladığı için hapse girmiş ve hapishanede de hiç Türk olmadığı için ben bu teklifi götürdüğümde ağlamış o beyefendi ‘Türkçe konuşacağım biri geliyor’ diye. Kendi ana diline o kadar büyük bir özlem var…. Onun hayat hikayesi beni çok etkilemişti. 14 yıl ceza almış ve sınır dışı edilecekti. Yine ‘berdel evlilik’ durumu var, abi- kardeş değişimi ile. Onların hayatları beni etkilemiştir. Birinin evliliği bozulunca maalesef diğerininki de bozuluyor berdel usülünde. Benim çok bilmediğim bir konuydu orada öğrenmiş oldum detaylarıyla. Çok dram hayatlar var. Yine mesela aile içi tecavüze uğrayan bir gelinimiz var. Onun ismi saklıdır çünkü eşi hala bilmiyor. Kendi eşinin ailesi tarafından olmuş bir olay. Şuan evli oldukları için mecburen saklıyor. Çünkü bizde hep kadın suçlanır bu durumlarda . Bu sebepten dolayı sakıncalı o kadar çok hikayemiz var ki. Rumuz kullanarak yazdığım hayatlar da gerçek isim ve şehir belirterek yazdığım hayatlar da var.
“Büyük hayallerle, büyük umutlarla Avrupa’ya gelmesinler”
Türkiye’den Avrupa’ya gitmek isteyen gelin ve damat adaylarına ne tavsiye edersiniz?
Büyük beklenti içinde olmasınlar. Hayal kırıklığı yaşayacaklar ve şu andaki Avrupa eski Avrupa kadar değil. Çok istenen bir millet değiliz ne yazık ki. Artık müslümanlara karşı İslamofobi var. Bizler üzerinde çok büyük baskılar var. Kendini geliştiremez, yetiştiremezsen, uyum sağlayamazsan zaten istenmediğin için de her konuda zorlanacaksın. Bu nedenle büyük hayal ve umutlarla gelmesinler.Tabi orada kendini geliştiren, yetiştiren insanlar için çok kapılar açılıyor. Ama çok büyük zorluklar var, bunu çok net söyleyebilirim.
“Avrupa’da ayrımcılık had safhada”
- Avrupa’da Müslümanlara yönelik baskıyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Son dönemlerde daha zor. Eskiden daha kolaydı diyebilirim ama şu anda gerçekten müslümanlar çok sevilmiyorlar, istenmiyorlar. Ellerinden gelse, ülkelerine geri gönderme imkanı olsa hiç durmazlar. İş yerlerinde olsun, okullarda olsun artık ayrımcılık hat safhada. ve hayat gerçekten zor biz müslümanlar için. Bizler bu yüzden sürekli kendimizi kanıtlamak zorunda kalıyoruz. Terörist olmadığımızı ispatlamak zorundayız ki bu bana çok acı geliyor. O gözle bakılıyor çünkü. Biz sürekli doğru, iyi olmak zorundayız ki zaten öyle olmalıyız ama bunu ispata çalışmalıyız onlara ;kendimizi sevdirmek, onlara kabullendirmek için. En zor tarafı da bu.
“Millet olarak duygumuzu kaybetmeyelim”
- Son olarak ne söylemek istersiniz?
Teşekkür ederim röportaj için. Avrupa , Türkiye farketmez. İnsanın kendini bilmesi, kendini geliştirmesi gerekir ve lütfen insan olarak yaşamak için hangi ülkede olursak olalım dinimizi ve millet olarak duygumuzu kaybetmeyelim, yitirmeyelim.