• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Helâl lokma mükellefiyeti

Yeniakit Publisher
2020-08-10 14:07:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Helâl lokma mükellefiyeti

Uzun vade ile taksitli ev veya araç almak, faizli kredilere tevessül etmek ve piyasayı peşin paradan mahrum bırakmak kazançtaki bereketi imha ettiği gibi, ailevi huzursuzlukları, sosyal güvensizliği, toplumsal çöküşü de beraberinde getiriyor.

İslam, çalışmayı ve kazanmayı helâl dairesinde (meşru) görmüş hatta teşvik etmiştir. Kendini ikame şartlarından ikisini de maddi güce dayandırmış, müntesiplerinin kazanmasını arzu ederken helal kazanmalarına da ayrıca önem vermiştir.

Son ve mükemmel hayat nizamı olan İslam’ın sosyal, siyasal, içtimai, ekonomik kısacası insanın ihtiyacına dair ne varsa hepsini kendinde toplaması beşeri bir alternatif ile kıyaslanmayacak kadar mükemmel ve tartışılmazdır. Bu kutsal din, sadece Müslümanların değil gayr-i müslimlerin de zarara uğramasını ve uğratılmasını istemez. 

Üzülerek ifade edeyim ki; Bugün gelinen noktada şer’-i şerif’in karşısında olan kapitalizmin büyük ölçüde amacına ulaştığını görmekteyiz. Biz Müslümanların da bu değirmene su taşıyor olması ayrıca bir hicrandır! 

Mesela; toplumun kahir ekseriyeti “taksitli alış veriş” adı altında, olmayan para ile geçinmeyi normal karşılar hale geldi. Üzerine de “başka türlü birikim yapamıyorum, kiraya verene kadar bankaya kredi öder, kendi evimde otururum” gibi bir hülyanın içindeyiz. 

Hülya diyorum, çünkü kirada olduğumuz durumda helal kazancımız sayesinde bir Müslüman kardeşimiz kazanıyorken, faizli kredide ise kapitalizmin oluşturduğu sistemin vampirleri kazanıyor. Ev sahibimiz veya kiracımız bizleri idare ediyorken, bankaların eline düşüp, soluğu intiharda alanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

Unutmamak gerekir ki, bizim cenazemiz, düğünümüz, kısaca iyi veya kötü günümüzde ev sahiplerimiz, kiracılarımız veya komşularımız yanımızda...

Uzun vade ile taksitli ev veya araç almak, faizli kredilere tevessül etmek ve piyasayı peşin paradan mahrum bırakmak kazançtaki bereketi imha ettiği gibi, ailevi huzursuzlukları, sosyal güvensizliği, toplumsal çöküşü de beraberinde getiriyor. Deyim yerindeyse “Müslümanın sözü senettir” ifadesi hatıralar ve hikayelerde kalmış, mümin celladına âşık olmuştur. Önce Müslümanlar arasında güvensizlik fitnesi yayıp kalpler arasına nifak tohumu ekildi. Ardından da sözde güven ve emniyet satan, masum insanın kanını emen, insanların gözyaşı üzerine inşa edilmiş faiz saltanatı oluşturuldu. Kısa vadede sahte cennet hayatı yaşatıp, uzun vadede ise acımasız, merhametten uzak ahlar ve eyvahlar üzerine bina edilmiş bir sistemi bu topluma dayattılar. 

Bu kirli ve haram tezgâhın bertaraf edilmesi ve toplumun yeniden suhulete kavuşması üç şekilde mümkündür: 

Birincisi, fert ve toplum olarak yemin ve güven mekanizmasını yeniden çalıştırmak, olması gerektiği şekliyle hayata geçirmek, tamam ve yeter diyebilmek kısaca kanaat elbisesine bürünmek.

İkincisi hâli vakti müsait Müslümanların sermaye birleştirerek ihtiyacı olan Müslümanlara yönelik karz-ı hasen dernek/vakıfları kurmalarıdır. 

Üçüncüsü ise, devlet eliyle olacaktır ki, en önemlisi de budur!

Şunu açıkça ifade edeyim, devletin faiz oranlarını düşürmesi faizin caiz ya da helal olduğu veya olacağı anlamına gelmediğini, her Müslümanın bilmesi ve böyle de itikat etmesi hayati ehemmiyet arz etmektedir. Kaldı ki, devlet faiz oranını düşürürken istismarcı gayrimenkul sahiplerinin sömürü pozisyonu alması bu tür planların bereketsizliğinin alamet-i fârikasıdır.

Devletin murâbaha sistemi ile ilgili kurumları vazifelendirip, denetiminin müftülükler tarafından yapıldığı, menkul / gayrimenkul alım satım sisteminin oluşturulması hayati bir meselemizdir. Unutmamalı ki, sadece yaptıklarımızdan değil, yapma imkânımız olduğu halde yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğiz. Selam ve dua ile.

Salih Kırmızı

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bayram Tekgül

Hocam kaleminize sağlık Güven ortamının yeniden tesis edilmesi için herbirimizin sorumluluğu olmakla beraber, her işimizde tedbirli hareket etmeyi de yine Rabbimiz öğütlemiştir. müdayene ayeti bunun en güzel örneklerindendir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23