• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Haz mı, mutluluk mu?

Yeniakit Publisher
2021-10-11 08:34:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haz mı, mutluluk mu?

Haz kısa süreli bir heves ve heyecan iken, mutluluk (saadet) ise emektir, gayrettir, azim ve çaba sonucu edinilmiş sermayedir. Bireyin ve toplumun mutluluğu ve huzuru; ‘hız-haz ve ayartı’ hastalığından kurtarılmasına bağlıdır.

İnsan bir hedefine ulaşınca beyni tarafından kahraman ilan edilir. Devamında ise yeni hedefler, fetihler, gayeler, planlar vs. ulaştığımız hedeflerimiz bizleri kısa vadeli mutlu ediyorsa bu yaşadığımız, hazdan ibarettir ve geçicidir. Zira geçmişteki bazı hatırlı hatıraların eğer tadı damağımızda kalmış ise o yaşamış olduğumuz olayın adı da tadı da gerçek mutluluktur. Fakat duyguyu hissetmiyor sadece hatırlamakla kalıyorsak o yaşadığımız ise hazdan ibarettir. Gününüz dünyasında ise mutlu olma düşüncesiyle hazzın peşinden koşmak huzur ihtiyacının menbaında aranmadığını gösterir.

Haz ve mutluluğun birbirinden ayırt edilmesi durumu insanı huzura kavuşturmaya vesile olduğu gibi ayrılmaması halinde ise insanda hayatından tat almamak, memnuniyetsizlik ve çevresinin kendisine huzur vermediği hissi galip gelir. Haz kısa süreli bir heves ve heyecan iken, mutluluk (saadet) ise emektir, gayrettir, azim ve çaba sonucu edinilmiş sermayedir. Bireyin ve toplumun mutluluğu ve huzuru; ‘hız-haz ve ayartı’ hastalığından kurtarılmasına bağlıdır. Bu hastalıktan kurtarılıp, huzur ve mutluluğun sağlanmasında önce insanın kendisini doğru tanıması, hayatındaki imkanların kıymetini bilip hakkını vermesi ‘sabır-şükür-kanaat’ üçlüsünü yaşamasıyla mümkündür. Zira kendisini tanımayan insan; kendisini var edeni, varlık gayesini, varlığı kendisine tanıtanı, kendileriyle var olduğu aile ve sosyal çevresini tam manasıyla tanımaz ise huzur ve mutluluğu bulamaz. Bulmuşsa şükür ile verilen nimetlerin kadrini kıymetini bildiğinden kaybetmez. Ziyâdeleştirir. (Arttırır.)

İnsanın gönül huzuru kendisini ayakta tutan değer yargılarına gösterdiği ihtimam kadardır. Çünkü her duygunun ardında değer, değerlerin ardında ise inançlarımız vardır. Öfke, sevinç, merhamet, duygusallık vs. duygularımızın doğru zaman, zemin ve kişilere uygulanması halinde bu duygular insan için adeta beden ve ruhu açısından mütemmim cüz halini alır.

Huzurun kaynağı; Ne tam olarak sebeplere ne de sonuçlara sarılmakta saklıdır. Ancak sebep ve sonuç dengesini iman (inanç) terazisinde tartmakla mümkündür.
Huzur, din kardeşinin gözlerindeki tebessümdedir aslında. Bir fakirin gecenin sessizliğine yazdığı beyaz dilekçede saklıdır. Yetimlerin cehennemi bile söndürecek güce sahip oldukları damlayan gözyaşları arasına sıkıştırılmış gülümsemede saklıdır. Gözü kapıda kalan, kimseler tarafından ziyaret edilmeyen, belki de unutulan, senin de hiç tanımadığın halde küçük bir hediye ile hal ve hatırını sorduğun o hastanın titrek dudaklarında gizlidir. Maddi sıkıntıdan dolayı okuyamayan bu milletin evlatlarına kol kanat germektir. Fakir sofralara taşıdığın sıcak bir tabak çorbanın buğusudur. Kendisine yeni alınan elbise ile sabaha kadar sarılarak uyuyan minik yavrunun gönlünde beslediği şeydir mutluluk.

Beden geçici ruh ise kalıcıdır. Yaşanılan mutluluğu hisseden beden değil ruhtur. Şu dâr-ı dünya’nın geçici lezzetlerinin kalıcı olmasını istiyorsak fâni olana değil kalıcı olana yatırım yapmalı ruhumuzu inancımızın arzu ettiği şekliyle tezyin etmekten geri durmamalıyız. Selam ve dua ile.
Salih KIRMIZI

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23