"Harf İnkılabı" tartışması! Mustafa Kemal'in gazetesi bakın ne demişti
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
T 24 yazarı Mehmet Altan, Harf İnkılabı tartışmasını konu edindiği köşe yazısında, harf devriminden sonra gazetelerin içine düştüğü buhranı anlattı.
Yeniakit.com.tr
"Atatürk'ün gazetesi Hâkimiyet-i Milliye'de alfabe tartışması" başlıklı yazısında Harf İnkılabı'nın dönemin gazetelerine verdiği zarara dikkat çeken T 24 yazarı Mehmet Altan, "Sosyoloji profesörü Hayati Tüfekçioğlu'nun yüksek lisans tezi "Cumhuriyet İdeolojisi ve Türk Basını" üzerinedir. Harf devrimi ertesinde 1 Aralık 1928 – 31 Aralık 1929 tarihleri arasında yayımlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesini incelemiştir." dedikten sonra, Prof. Tüfekçioğlu'nun çalışmasında yer alan notları aktardı.
"Osmanlı sonrasının yeniden inşasının basındaki adresi Hâkimiyet-i Milliye gazetesiydi." diyen Altan köşe yazısında, o dönem Atatürk'ün gazetesi olarak bilinen Hâkimiyet-i Milliye'ye ilişkin, Hayati Tüfekçioğlu'nun ilgili çalışmasından şu bölümlere yer verdi:
Harf devrimi ertesinde 1 Aralık 1928 – 31 Aralık 1929 tarihleri arasında yayımlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesini incelemiştir.
O çalışmanın bir bölümünde şöyle diyor:
Yakup Kadri Hâkimiyet-i Milliye'de harf devrimiyle birlikte basının düştüğü sıkıntıyı şöyle anlatmaktadır: Harf inkılabını müteakip baş gösteren matbuat buhranı gittikçe vahametli bir safhaya giriyor. İstanbul'da çıkan haftalık ve aylık mecmuaların hemen hepsi kapandı. Bunlar arasında birkaç mizah gazetesi kaldı. Onlar ise neredeyse düşüp kaybolacaklar. Bundan sonra sıra belli başlı gündeliklere gelecek ve işte o zaman korktuğumuz başımıza gelecek. Türkiye'de matbuat buhranının bizim korktuğumuz safhaya girmesi bütün milletin fikri ve manevî iflası manasını tazammun edebilir. (17 Nisan 1929)
Yine aynı yazar bir başka yazısında ise şöyle demektedir: Babıali'de basılan 5-10 halk mecmuası üç-dört ay evveline kadar 30 bin 20 bin basıyordu. Bunların sürümü birdenbire 2 bine, hatta bine, beş yüze düştü ve sahipleri bunları birer birer kapatmak mecburiyetinde kaldılar. İlk tecrübe deminde biraz ümit veren gündelik gazeteler de yavaş yavaş rağbetle düşmeye başladı. (5 Nisan 1929)
Falih Rıfkı da aynı konu üzerinde durmakta fakat daha değişik düşünmektedir: Baştan öyle düşünüyorduk. Kanun çıkar çıkmaz inkılap şüphesiz yürüyecektir. Fakat belki bir-iki sene için gazetelerin hacmi yarı yarıya inecek, satış iki sülüs, üç-rübu azalacak, yeni yazının ikinci sene-i yıldönümünde ise inkişaf birdenbire kendini gösterecektir. İnkılaptan 4 ay 18 gün geçti. Tahminlerimizin hepsinde yanıldığımızı söylemeliyiz. Gazeteler düşmedi değil, ancak düşündüğümüzden ne kadar farklı! Hatta aralarında artan bile var. Gazetelerimizin yanıp yakıldığı inkılabın sürümü hırpalaması değil, inkılabın bir defa için gazete bütçelerine yüklediği ağırca masraftır. Yazı inkılabının dört buçuk ay sonraki manzarası NORMAL'den çok iyidir. Yazı inkılabının doğrudan doğruya kendisi ile alakası olmayan sıkıntıların nasıl yardım görmesi meselesi ise umumla görüşülecek bir mesele değil, resmî makamlarla meslek adamları arasında halledilecek bir meseledir. (20 Nisan 1929)