Kurulduğu günden bu yana milli-manevi değerlerin karşısında yer alan, camileri kapatıp, Kur’an’ı yasaklayan, Türkçe ezan zulmünün mimarı olan ve başörtülülere yönelik zorbalığa gözyuman CHP’nin kirli geçmişini unutan Özgür Özel, pişkinliğiyle ‘pes’ dedirtti.
Buğra Kardan İstanbul
Vaktiyle dindarları hem sosyal hem kültürel hem siyasal hem de ekonomik alandan dışlayan CHP’nin inanç ve ibadet hürriyetinin teminatı olduğunu savunan Genel Başkan Özgür Özel, kendini komik duruma düşürdü. Önceki gün Elmadağ’da özgürlükçü rolü oynayan, Müslümanlara karşı hoşgörüsüz iken Hristiyanlara ve Musevilere müsamahakâr olan Özel’e “Hangi inancın teminatısınız” sorusu soruldu. Özel’in 1930’larda, 1940’larda ve 1990’larda mütedeyyinlere uygulanan baskıları yok sayması ise “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Ülkeyi yönettiği ya da iktidarlara yön verdiği dönemler, CHP’nin din ve vicdan hürriyeti için en önemli tehdit olduğuna dalalet etti. Milli Şef yönetiminin 1930’larda, 1940’larda attığı totaliter adımlar şöyleydi:
NE ZULÜMLER YAPMADILAR Kİ?
Türkçe ezan uygulaması.
Kur’an öğretim ve öğrenimine yasak.
Dini yayınlar tek tek toplatıldı.
513 mabet ve bin 70 mescit satıldı.
Türbeler yağmalanmıştı.
Ayasofya Camii müzeye çevrildi.
Sultanahmet Camii ve Bursa Alacahırka Camii askeri barınak yapıldı.
Antalya’da Selçuklular yadigarı Yivli Minareli Camii, Çorum’da Akşemsettin Camii, Alanya’da Kuyularönü ve Müftüler medreseleri ahıra çevrilmişti.
Karaman Nuh Paşa Camii depoya, Arapzade Camii buğday ambarı yapıldı.
Malatya Çınarlı Camii ambar yapıldı. .
Bursa’da Şehreküstü Camii ve Reyhan camileri ot deposu hâline getirilmişti.
CHP zihniyetinin hakim olduğu 28 Şubat döneminde ise şunlar yapıldı:
Cuma namazına giden öğretmenler ve öğrenciler bir bir fişlenmişti.
Üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulanmıştı.
İkna odalarına alınan kız öğrencilere başlarını açmaları için telkinde bulunuldu.
İmam hatiplerin ortaokul bölümü kapatılmıştı.
Kur’an kurslarına kilit vurulmuştu.
Mütedeyyinler, sosyal ve siyasi hayatın dışına itilmişti.
İslâmi derneklere ve vakıflara hayat hakkı tanınmamıştı.
Sermaye renklere ayrılmıştı.
HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇMEZ
Akit’e konuşan tarihçi-yazar Hasret Yıldırım ise, şunları dile getirdi: “Özgür Özel’e ‘Hangi dinlere ya da inanç gruplarının teminatısınız’ diye sormak gerekir. İnkılaplar altında milletimizi İslâm’dan koparma faaliyetini icra edenler kimlerdi? ‘İslâm’ diyorum çünkü CHP başka bir dine düşman değil! CHP’nin Müslümün halkı farklı dinlere sokma gayretleri de bellektedir. Bu dinin ismi, kimi zaman Kamalizm, kimi zaman Protestanlık olmuştur. Edirne Milletvekili Şeref Aykut, 1936’da neşredilen ‘Kamâlizm’ isimli uydurukça kitapta alenen gençliği Kamalizm’e yönlendirilmesinin zaruret olduğundan söz etmiştir. Avukat Yusuf Türel, Halide Edip Adıvar’ın ‘İslâmiyet’i bir yana bırakmanın gerektiğini anlatmamı rica ettiler. Ben de bu kanaatte olmadığımı belirttim. İslâm’ın en mükemmel din olduğuna dikkat çektim’ diyor. CHP tarihi Özel’in şovlarıyla temizlenemez. Bu zihniyet, eline fırsat geçse yine yapar.”
CHP, GÜNAHLARINI UNUTMUŞ
Tarihçi-yazar Prof. Dr. Mustafa Armağan da şunları söyledi: “Özgür Özel, CHP’nin inanç ve ibadet özgürlüğünün teminatı olduğunu iddia etmiş. Duy da inanma. CHP, daima böyledir. Nitekim 2008 yılında AK Parti hükümetinin üniversitelerde başörtüsü serbestisini sağlamak için yaptığı düzenlemeleri iptal ettirme adına Anayasa Mahkemesi’nin kapısına koşanlar CHP’liler değil miydi? Bunlar 1947’den beri böyleler. İlk itiraflarını o zaman yaptılar: ‘Dini ihmal ettik, hatalıyız, bir çıkmaza girdik’ deyip türbeleri açtılar, İlahiyat Fakültesi’ni, İmam hatip kurslarını, din dersini seçmeli yaptılar vesaire. Ama bu millet çeyrek asırlık zulümden o kadar bizardı ki bu şirinlik muskalarına iltifat etmedi 1950’de ilk serbest seçimde başardığı ‘Türk Baharı’yla maneviyatına derin bir nefes aldırmayı tercih etti. Hangi birini yazalım. Namazda tekbiri yanlışlıkla ‘Tanrı Uludur’ diye değil de ‘Allahu Ekber’ diye getirdiği için İçişleri Bakanı’nın CHP Genel Sekreteri’ne yazdığı resmi yazı Başbakanlık Arşivi’nde sırıtırken daha ne yazılabilir ki? Sirkeci Garı’nın hemen üstünde Özal döneminde yeniden ibadethaneye dönüştürülen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yıkılıp saz evi yapılmadı mı? Camiler satıldı, depo hatta ahır bile yapıldı. Alay sancaklarından kelime-i tevhidi kaldıran, alay imamlığını lağveden kimdi? İsterseniz ‘İstanbul Aksaray’da bulunan Kara Mehmet Paşa Camii’nin arsasını CHP’ye satan kimdi’ diye sorarak noktalayalım. Allah bir daha o günleri bu millete yaşatmasın! Amin!”