40 yıl boyunca Müslümanların dini duygularını sömürerek devletin kılcal damarlarına kadar sızan ve din adına ‘hizmet’ ettiğini öne süren FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in günah defteri kabarık. Son alçaklığı olan 15 Temmuz darbe girişimi bir yana yüce dinimiz İslam üzerinde yaptığı tahrifatlar da şok edici nitelikte.
HARUN SEKMEN / İSTANBUL - FETÖ Lideri Fetullah Gülen 40 yıldır dini kendi kirli emelleri doğrultusunda kullandı, arkasında dev bir yapı oluşturup zehrini ve kinini fark ettirmeden kustu. Pensilvanya şarlatanı Fetullah Gülen’in; dinlerarası diyalog fitnesinin Türkiye şefliğini yapmak başta olmak üzere, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetini kendi emelleri doğrultusundan çarpıtması, İslam dinine hep nefretle bakmış Vatikan Papaları ile Ermeni Patriklerine yazdıkları, “bağlılık” ahitnameleri son olarak da Haçlıların Müslümanlara hiçbir zarar vermediğini söyleyecek kadar sapkınlaşması ve birçok eylemleri İslam düşmanlığında çığır açtığının en net delilleri.
İLK MEKTUP VE İSLAM’A İLK İHANET!
Tarihin her döneminde İslam dinini tahrif etmek isteyen ve özünden koparmak isteyen kafirler ve Müslüman görünümlü münafıklar olmuştur. Lakin hiçbiri ruhu ile idrakini şeytana satmış Pensilvanya’nın gönüllü vaizi FETÖ elebaşı Fetullah Gülen kadar aşağılaşmamış ve İslam düşmanlarıyla hareket ederek bütün bir ümmetin geleceğini tehlikeye atmamıştır. FETÖ’nün lideri Fetullah Gülen ise adeta “Aldatıcılar sizi Allah ile aldatmasın” ayetini yok sayarak temiz Müslüman Anadolu halkının dini duygularını bir sülük gibi emmiş ve Batılı efendilerinin direktifleri doğrultusunda hareket etmekten hiçbir zaman beis duymamıştır. 6 Mayıs 1965 yılında Ermeni Patriği Şinork Kalustyan’a yazdığı ve Türkiye’yi Ermenilere karşı soykırım yapmakla suçladığı ihanet mektubunda, “1915 yılında Ermenilere yapılan büyük soykırımını lanetle yâd etmeden geçemeyeceğim. Öldürülen katledilen insanların içerisinde ne kadar büyük insanların bulunduğunu derin bir hassasiyetle okuyor, onları saygı ile anıyorum” gibi ihanet cümlelerini kaleme alıyor. Kalustyan’ın Ermeni patriği olmasında duyduğu memnuniyeti de büyük bir coşkuyla dile getiren Gülen, “İnsanlara daima müsamaha ve iyilik emreden büyük insan, büyük peygamber Hazreti İsa Aleyhisselam bir mümessili sıfatıyla bu makamda bulunmanız bana ve Müslüman alemine onur vermektedir” diyor.
“YAHUDİLERİ VE HRİSTİYANLARI DOST EDİNMEYİNİZ”İ GÖRMEZDEN GELDİ
İhaneti bununla da sınırlı kalmayan FETÖ elebaşısı, dinlerarası diyalog fitnesinin bir numaralı misyoneri olacağının işaret fişeklerini daha o günlerden vererek: “Esasen bütün milletler ve insanlar kardeştirler. Çünkü hepimizin büyük anası Hazreti Havva, dedesi Hz Adem’dir. Bütün dinler bilhassa semavi dinler insanların daima iyilik, hoşgörülük tavsiye etmektedir. Musevilik, Hristiyanlık dinlerinin esasları birbirine çok benzemektedir” gibi cümleleri, “Ey iman edenler Yahudileri ve Hrsitiyanları kendinize dost edinmeyiniz” ayetine rağmen kurabiliyor.
PAPA’NIN ELİNİ ÖPTÜ, DİNLERARASI DİYALOG İÇİN MÜSAADE İSTEDİ
Fetullah Gülen’in Hristiyan “abilerine” mektup yazma alışkanlığı bununla son bulmuyor. Müslümanların üzerine kara bulut gibi çöken 28 Şubat sürecinde ne hikmetse gücünün zirvesinde olan (!) şeytanın vaizi Fetullah Gülen, 9 Şubat 1998 tarihinde Vatikan lideri Papa 2. John Paul’e bir mektup kaleme alarak, “Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zati alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız” cümlelerini kurmakta. Fırsatını bulur bulmaz büyük bir tanzimle Papa’nın elini öpmekten zerrece beis duymayan devşirme Gülen, papalık konseyinin bir parçası olmak istediğini açık bir şekilde beyan ederek, “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik” ifadelerini kullanıyor.
BAŞÖRTÜSÜNE “FÜRUAT” DEDİ
28 Şubat döneminde başta başörtülü kızlarımız olmak üzere bütün Müslüman öğrenciler en temel hakları olan eğitim hakları elinden alınarak zelil hale getirilirken, beyinlerini yıkadığı, “haşhaşilere” başınızı açın talimatı verdi. Ahzab Sûresi’nin 59. Âyetinde geçen, “Ey Peygamberim! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle/emret. Cilbab’larını baştan aşağı sarkıtarak örtünsünler. Böylesi örtünmeleri (ahlâki çizgide yaşayan erdemli kadınlar olarak) tanınmalarına (bakışla, sözle ve elle) incitilmemelerine daha uygundur. Allah çokça bağışlayan ve pek çok merhamet edendir” emri görmezden gelerek başörtüsüne, “füruat” diyen Gülen, o dönemki İslami mücadeleye en büyük darbeyi vurdu.
SON DARBECİ GÜLEN DARBECİLERLE HEP İYİ GEÇİNDİ!
15 Temmuz’da TSK içine sızdırdığı asker üniformalı teröristlerle milletin iradesine darbe yapmak isten Fetullah Gülen her dönemde darbecilerle ve darbeci zihniyetle gayet iyi geçinmesini bildi. 28 Şubat’ın bir numaralı cuntacılarından Çevik Bir’e yazdığı mektupta, “Genelkurmayımız’ın çok değerli ikinci başkanı sayın komutanım, yüksek af ve hoşgörünüze sığınıyorum” gibi ihanet cümleleri kurdu. 12 Eylül 1980 darbesinden bir ay sonra yayınlanan ve Kenan Evren’e yazdığı mektupta, “İşte şimdi bin bir umut ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin umut ışığı saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kez daha selam duruyoruz” diye yazıyor.
ERBAKAN’A SIRT ÇEVİRDİ CUNTACILARLA İŞ PİŞİRDİ
28 Şubat 1997’deki “postmodern” darbe döneminde Necmetin Erbakan önderliğinde bir hükümetin kurulmasını istemeyen TSK içindeki kemalist cuntacılar MGK kararlarıyla merhum Erbakan’a görevi zorla bıraktırtmaya çalışırlarken Fetullah Gülen’de darbecilerle omuz omuza vererek, “Bunlarla mücadele etmek bizim sorumluluğumuz altındadır. Müdahale etmezsek tarih önünde suçlu oluruz. 28 Şubat muhtırasını veren MGK masumdur. Hata yapsa bile sevaptır. Erbakan beceriksizdi. Beceremedi, bıraksın gitsin” diyerek darbeci zihniyetini gözler önüne sermişti.
HZ. MERYEM’E ÇİRKİN İFTİRA!
Dinler arası diyalog fitnesinin esas amacının İslam dininin ruh köküne katran dökmek olduğunu söylemiştik. Bu fitnenin Türkiye’deki ayağının gönüllü temsilcisi olmak için Papa’nın elini öpecek kadar aşağılaşan Fetullah Gülen, bu uğurda Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetini saptırmaktan zerrece beis duymuyor. Meryem Suresi 17. Ayette geçen, “Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Ruhumuzu göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü” kıssasını kendi sapkın emelleri uğruna tefsir etmeye kalkan Gülen, “Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helâl olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi, zira O bir münasebetle Hz. Meryem’in kendisiyle nikâhlandığına işaret buyuruyordu” diyerek şeytanlığın zirvesine oynuyor. Amaçlanan tabii ki, “dinler arası diyalog” fitnesine dini bir kılıf uydurmak!
PEYGAMBERİMİZİ KAMYONA BİNDİRDİ!
FETÖ lideri Fetullah Gülen, Peygamber Efendimiz’in Türkçe Olimpiyatlarına geldiğini iddia ederek rüya aleminde “Tweetleri ikiye katlayın” dediği yalanını ortaya atarak şizofren ruh halini kendi haşhaşileri dışında herkese ispat etmiş oldu. Sapkınlık bu kadarla da kalmadı, senaryosunu bizzat kendisinin onayladığı, “Şefkat Tepe” adlı dizide Peygamber Efendimiz’i çirkin emellerine alet etme küstahlığını gösterdi. Zerre kadar ar etmeden Peygamberimizi bir kamyonet sırtına bindirme cüretini gösterdi. Sapkınlıkta sınır tanımayan Gülen örgütü haşhaşilerine sürekli olarak Peygamberimizin, Fetullah Gülen’le 81 ili teftiş ettiği, öğrenci evlerini denetledikleri yalanını söyledi.
MUHAMMEDÜN RESULULLAH’I ÇIKARDI
Kelime-i tevhidin ikinci kısmını yani ‘Muhammed Allah’ın resulüdür’ sözlerini söylemeden sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır” sözleriyle Hristiyan ve Yahudilerin de cennete girebileceklerini ima etti. Hz. Muhammed (s.a.v)’in risaletine de dil uzatan Gülen, “Bir Yahudi’nin Hazret-i İsa’ya, dolayısıyla İncil’e ve Hazret-i Muhammed’le birlikte Kur’an’a inanması gerekmez. Yani bir Yahudi bunlara inanmasa da dindar sayılabilir. Bizzat Peygamber Efendimiz bana gelse ve birtakım taleplerde bulunsa muhalefet edip O’na karşı çıkarım” diyebilecek kadar şeytandan bile daha iğrenç cümleler sarf ediyor.
HİZMET İÇİN MUTA NİKÂHI!
Kendilerinden olmayan herkesi, “Muta nikahı” yapmakla suçlayan FETÖ’cüler sözde hizmet için açtıkları evlerde kalan kızları, Muta nikahına zorlamakta beis duymamışlar. FETÖ’nün üniversiteden sorumlu bir itirafçı ablasının söyledikleri ibretlik nitelikte: “Haram olmasına rağmen büyük abiler evlerde kalan kızlara muta nikâhı kıyıyorlardı, elbette bana da bu teklif edilmişti çok defa. Hâlbuki evlerde kalmak istememin sebebi zina ve diğer tüm haramlardan uzak kalmaktı. Bize bu muta nikâhları daha rahat hizmet etmek için şartmış deniliyordu.”
“İSRAİL’DEN İZİN ALMALIYDILAR”
Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından yapılan baskın sonucu şehit olan kardeşlerimizin acısı taptaze bir şekilde yüreklerimizde dururken, Pensilvanya vaizinden açıklama geldi. FETÖ lideri, İsrail’in kanlı baskınını değerlendirirken, İHH’nın İsrail’den izin almamasını eleştirdi ve “İsrail’in onayı olmadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır” gibi hezeyan cümlelerini kurdu. Aynı Gülen, ölen Yahudiler için, üzüldüğünü kastederek, “yüreğimin yağları eriyor” dedi! Dehlizler aşındıkça bakalım hain Gülen’in günah galerisinde daha neler neler çıkacak...
‘HAÇLILARIN İŞGALİ GÜZELDİR’ DEDİ!
Son olarak 15 Temmuz akşamı TSK içine türlü kumpaslarla soktuğu ve beynini yıkadığı asker üniformalı teröristleri kullanarak milli iradeye darbe yapmak isteyen ve Türkiye’yi işgal edilebilecek bir pozisyona sokmak isteyen şeytanın vaizi Gülen, başaramayınca her fırsatta ülkemize karşı hakaretvari cümleler kullanmaktan geri durmadı. 15 Temmuz akşamı katledilen 241 şehidimize akıl almaz hakaretlerde bulundu. Yetmedi açıkça Haçlıların işgalinin güzel şeylere vesile olacağını söyleyecek kadar ileri gitti. Hristiyan dünyası ile her zaman iyi ilişkiler kurmayı başarmış FETÖ lideri, Haçlı abilerine güzellemeler düzerek, “En tehlikeli şey, şeytanın kafiri kafir yapması değildir, münafıkı Müslüman göstermesidir. En tehlikeli şey odur. Haçlı’nın ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. Çünkü sizinle onlar arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. Mabedinize ilişmezler. Siz anlayın artık meselenin ne olduğunu” ifadelerini kullandı.
MÜSLÜMAN KADINA HRİSTİYAN DAMAT
FETÖ liderinin, dinlerarası diyalog fitnesiyle yapmak istediği en büyük ihanetlerden birisi de dinimizce haram olan “Müslüman kadının Hristiyan erkekle evlenmesi” sapıklığını yaygınlaştırmaktı. Bunun ilk adımlarını 2000 yılında Zaman gazetesinde attıkları manşetle gösterdiler. “Diyalogtan düğüne” başlığıyla duyurdukları haberde Müslüman bir kadının Hristiyan bir erkekle evlenmesinin gayet doğal olduğunu ifade ettiler.