Zillet’in büyük ortağı CHP, muhafazakar kesimi kandırabilmek için her yolu deneyip HDP’yi de masanın altına saklayarak gerçekleştirdiği 28 Şubat toplantısındaki mutabakat metni kimseyi tatmin etmedi. Yazarlar ise, metnin aslında 2018’de düzenlenen federasyon anayasası çalışmasının ön ayağı olduğunu söylüyor.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Zillet ittifakının büyük ortağı CHP, muhafazakar kesimi kandırabilmek için her yolu deneyip HDP’yi de masanın altına saklayarak gerçekleştirdiği 6 partili “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” temalı 28 Şubat toplantısındaki mutabakat metni mütedeyyin cenahta ilgi çekmediği gibi, laikçi CHP’lilerin de kazan kaldırmasına yol açtı.
Saadet de laikçi de rahatsız
Saadet Partisi tabanında Millet İttifakı’nda bulunma dolayısıyla karşıt söylemler bir bir yükselirken, Saadet Partisi SP Genel İdare Kurulu Üyesi Abdullah Sevim’in CHP ile birliktelik dolayısıyla tabanın rahatsız olduğuna ilişkin sözleri gündemdeki yerini koruyor. Başörtüsü ve Kur’an yasakçılığı, Ayasofya ve İmam Hatiplerin kapatılması, eşcinsel sapkınlığın yaygınlaştırılması gibi asıl niyetlerini mutabakat metnine yansıtmayan CHP’ye laikçi tabandan tepki üstüne tepki geliyor.
Cumhuriyet gazetesinin “Laiklik niye yok” dediği, marjinal solun gazetesi Birgün’ün “İmza tamam ya sorunlar” başlığıyla rest çektiği, Sözcü cephesinde Yılmaz Özdil tarafından Kılıçdaroğlu’nun sürekli hedef alınmasının ardından Atatürkçü Düşünce Derneği manifesto gibi bildiri yayınlayarak, “laiklik, Atatürkçülük unutulmamalı, çare Kemalist eğitim” şeklinde ifadelere yer verdi.
Mutabakat metninde 1921 anayasasına atıf yapılmasına da tepki gösteren ADD, neden 1961 darbe anayasasına vurgu yapılmadığını sorgulayarak CHP’ye sırt çevirdi. Yazarlar, Zillet’in “mutabakat” diye pazarladığı metnin aslında 2018’de düzenlenen federasyon anayasası çalışmasının ön ayağı olduğunu söylüyor.
Tantanalar bitişlerinin işareti
Gazetemize konuşan Araştırmacı Yazar İdris Ortakaya, şunları dile getirdi: “Bu toplantıya bizzat çağırılmama rağmen gitmeyen bir gazeteci ve CHP’de uzun süre görev almış birisi olarak söylüyorum ki, CHP kesinlikle bir dava veya ideolojisi olan bir siyasi parti değil. Tamamen kişisel çıkar oluşumudur bu parti. CHP’de bütün mesele kişisel çıkarları en üst seviyeye nasıl ulaştırırız onun peşindedirler. Bakın ellerindeki belediyelere, hepsinde yolsuzluk ve hırsızlık var. Kaç belediye başkanı görevden alındı. Bunların ‘bu ülkeye bir şey katalım’ gibi bir dertleri yok. ‘Ülke batsın yeter ki biz iktidar olalım’ diyerek herkesle anlaşabilecek, her değerini çiğneyebilecek bir oluşum CHP. Kılıçdaroğlu da CHP’yi sattı. Daha önce Kemalizm-memalizm diye kendi kendilerine uydurdukları bir anlayış vardı, şimdi o bile yok. Kılıçdaroğlu ‘iktidarı devirmek için ne gerekliyse onu yapalım’ diyerek bu tür adımlar atıyor. CHP tabanının rahatsız olması normal. Ama onlar da sonunda Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi ‘tıpış tıpış sandığa gidip CHP’ye oy vermek’ zorunda.”
2018’deki federasyon görüşmesi
Ortakaya, şöyle devam etti: “Bu 6’lı ganyanın bir araya gelip de yayınlayacakları bildiriler ne kendi partilerine mensup olanlara ne de bu ülkeye hiçbir şey katamaz. Mutabakat diye pazarlanan metin aslında 2018’de düzenlenen federasyon anayasası çalışmasının ön ayağıdır. ADD, Yılmaz Özdil, gibi kişi ve kurumlar müthiş bir şekilde CHP yönetimini eleştirmeye başladı. Bu tantanalar bitişlerinin işaretidir. Başkan Erdoğan karşısında eriyip biteceklerinin sinyalleridir bu kavgalar.”
Ayrışmalarını artırıyor
Gazeteci Yazar Mehmet Ardıç da, şunları ifade etti: “Parti içerisindeki aykırı seslerin yükselmesi dolayısıyla kurultayını bile ertelemek zorunda kalan CHP, esas maksatlarını gizleyerek, 28 Şubat masasında oturdu. Zillet masasından çıkan metin ise parti içerisindeki kazanı iyice kaynatmıştır. Bir yanda azılı laikçiler, bir yanda İstanbul Sözleşmecileri, diğer yanda İmamoğlucular dört bir yandan CHP’yi kemirmeye başladı. Muhafazakar cenahın yüz vermediği bu 28 Şubat korosuna sekülerler de soğuk duruyor. Seçim için aday bile çıkaramayanların bu tür toplantıları, içlerindeki anlaşmazlık ve ayrışmalarını körüklemekten başka bir işe yaramıyor.”
Ardıç, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Birbirine gece ile gündüz kadar benzemeyen altı partinin tek yaptığı imza şovuydu. Çünkü bu altı benzemezin ortak bir akıl yürütme şansları yok. Tek tek incelediğimizde hepsinin ortak özellikleri Erdoğanzede oluşları. Bu altılı bir mutabakat metnini değil, bin mutabakat metnini daha imzalayabilirler ama iddia ediyorum ki tek bir maddede mutabık kalırlar o da Erdoğan düşmanlığı.”